Son günlerde İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde yaşanan protestolar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlamış, ancak zamanla farklı bir noktaya evrilmiştir.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in protestoların büyümesini teşvik eden söylemleri ve meydanlara çağrıları, tansiyonun yükselmesine sebep olmuş, olayların kontrolden çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Demokratik hak arayışı olarak başlayan eylemlerin bir noktadan sonra provokatif unsurların etkisiyle marjinal gruplar aracılığıyla şiddet olaylarına dönüşmesi, ülkemizin huzur ve güvenliğini tehdit eden bir duruma gelmiştir.
Elbette ki protesto etmek, hukuki sürece itiraz etmek herkesin en demokratik hakkıdır. Ancak bu hakkın kullanımı sırasında kamu düzeninin korunması, vatandaşların zarar görmemesi ve şiddetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Siyasetçilerin toplumu sağduyuya davet etmesi gerekirken, halkı meydanlara çekerek tansiyonu yükseltmeleri kabul edilemez.
Bu tür tahrik edici çağrılar, sokaktaki vatandaşları karşı karşıya getirmekte, ülkemizin birlik ve beraberliğine zarar vermektedir.
Ayrıca, son günlerde yaşanan olaylarda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi ve ailesine yönelik çirkin hakaretlerin edilmesi, toplumun büyük kesimi tarafından tepkiyle karşılanmıştır.
Aynı şekilde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi hakkında yapılan yakışıksız söylemler de asla kabul edilemez. Bu tam anlamıyla terbiyesizliktir.
Hak arayışı, başkalarına hakaret etmeyi, iftira atmayı, şiddeti ve kaosu içermemelidir.
Bu noktada, tüm siyasi liderlere ve toplumun farklı kesimlerine sesleniyoruz:
Türkiye’nin çok daha büyük meseleleri varken, gençlerimizi ve vatandaşlarımızı sokaklarda karşı karşıya getirmeyelim. Siyasi hesaplaşmalar, meydanlarda değil, mecliste ve demokratik mekanizmalar içinde çözülmelidir. Siyasetçiler, kendi politik çıkarları uğruna insanları sokağa dökmek yerine, toplumun huzurunu sağlayacak, sağduyuyu teşvik edecek açıklamalar yapmalıdır
Tüm vatandaşlarımızı sükûnete ve sağduyuya davet ediyoruz. Bu ülke hepimizin; hukuk hepimiz için var. Adaletin tesis edilmesini istiyorsak, sabırla hukukun işlemesine müsaade etmeli, hak arayışımızı şiddet ve kaosun gölgesine düşürmemeliyiz. Birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğimiz sürece Türkiye kazanacaktır
xXx
Ekrem İmamoğlu ne zaman yargılanacak?
Türkiye siyasetinde önemli bir figür olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, ülke genelinde büyük yankı uyandırdı.
Kimi çevreler bu durumu hukuki bir sürecin doğal sonucu olarak değerlendirirken kimi kesimler ise olayın tamamen siyasi bir karar olduğunu savunuyor.
Peki, şu an hukuki süreç hangi aşamada? İmamoğlu’nun önümüzdeki günlerde ne tür gelişmelerle karşılaşması bekleniyor?
xXx
Hukuki Sürecin İlk Adımları
İmamoğlu hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme,” “rüşvet,” “ihaleye fesat karıştırma” gibi ciddi suçlamalar yöneltilmiş durumda.
Sulh ceza hakimliği, bu iddiaları değerlendirerek tutuklama kararı verdi.
Şimdi ise süreç, İmamoğlu’nun avukatlarının bu karara itiraz etmesiyle devam edecek.
Burada iki ihtimal var:
1. Mahkeme, tutuklama kararını yerinde bularak itirazı reddedebilir.
2. Delil yetersizliği veya hukuki gerekçeler nedeniyle tahliye kararı verilebilir.
Eğer itiraz reddedilirse, bir üst mahkemeye başvurma hakkı bulunuyor. Ancak bu süreç, mahkemenin iş yüküne ve delillerin değerlendirilme hızına bağlı olarak uzayabilir.
xXx
Ne Kadar Ceza Alabilir?
İmamoğlu hakkındaki suçlamalar, mahkeme tarafından kabul edilirse 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar bir hapis cezası ile karşı karşıya kalabilir.
Ancak burada en kritik nokta, mahkemenin delilleri nasıl değerlendireceği ve suçlamaların ne derece geçerli olup olmadığıdır.
İddianamenin hazırlanması ve mahkeme sürecinin başlamasıyla birlikte, İmamoğlu’nun serbest kalıp kalmayacağı daha netleşecek.
Eğer yargılama uzun sürerse, kanunen 2 yıl içinde mahkeme tamamlanmazsa tutukluluk hali sona erebilir.
Öte yandan, siyasetin sıcak gündeminde bu sürecin nasıl şekilleneceği, İmamoğlu’nun geleceğini de belirleyecek.
Eğer mahkeme İmamoğlu’nu suçlu bulursa, siyasi yasak da gündeme gelebilir.
Tam tersine, beraat etmesi halinde bu sürecin kendisini daha da güçlendireceği yorumları yapılıyor.
Türkiye, geçmişte benzer hukuki süreçleri birçok kez yaşadı.
Ancak toplumsal sağduyu ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde bu tür davaların mahkemelerde sonuçlanması, demokrasinin temel gereğidir.
İmamoğlu’nun davası, sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir sınav niteliğinde.
Önümüzdeki süreç, bu sınavın nasıl geçileceğini gösterecek.