Tüm Doğu Karadeniz illerinde olduğu gibi Trabzon'unda ana geçim kaynağı olarak fındık ve çay görülmesine karşın maalesef üretici emeğinin karşılığını alamamakta yani ürününü maliyetinin altında satmaktadır.
Daha açık bir ifadeyle üretici evinden hasat için bahçeye inerken bile cebinden para harcamaktadır.
Bu durum bölgedeki tüm üreticiler ve ürünler için geçerli olup tütün üretimininde yasaklandığı ilimizde artık tek ürünle yetinme imkanı kalmadığından göç denen travma sosyal boyutunuda aşmış ve bir çaresizlik çıkmazına dönüşmüştür.
Kırsal kesimde kendi aile iş gücüyle yetersiz arazisinde geçinme olanağı kalmayan insanlar,tarımı bırakıp evlatlarına dahi tarımla uğraşmayın zira aç kalırsınız telkininde bulunmaktadırlar.
İşte tamda bu noktada ekonomik krizde toplumun üstüne çökünce insanların işsizliği artarak toplumsal denge bozulup,yoksulluk cirit atar duruma evrilmiştir.
Halbuki sosyal devlet bu sorunların yaşanmaması için çok öncelerden önlem alarak insanların yaşam şartlarını iyileştirici planlamaları devreye sokulmuş olmalıydı.
Dünyadaki yeni gelişmeler yoğunlukla teknolojiye evrilirken, kabuğuna sıkışmış Trabzon'un sanayi, ticaret, turizm ve tarım ve diğer sektörlerde de yatırım amaçlı çıkışlar yapılmamakta ve giderek çevre illerdende koparak tarihi misyonuyla hinterlandını kaybetmektedir.
Halbuki bugün iş alanları ve emek karşılığının alınacağı sektörler başta tarım olmak üzere sanayi gelmektedir.
Ancak ilimizde sanayi ne hikmetse bir türlü gelişmediği gibi esnafların üyesi olduğu ve yıllar önce kurulan ticaret ve sanayi odasının yöneticileride ses çıkarmamaktadır.
Toplumsal geçim ve işsizlik hat safhada olduğu halde sadece söylemden ileri gitmeyen(yatırım adası, 3t, dünya ticaret merkezi gibi) sanal çıkışlarla günler geçirilmektedir.
Temelde dünya ülkeleri bu tip konularda teknokentler kurarak insanların istihdam edilmelerine zemin hazırlamaktadırlar.
Ülkemizde 92 teknoloji geliştirme bölgesi oluşturulmuş ancak bu kuruluşlar çeşitli nedenlerden dolayı kurumsallaşamadıkları ve yeni yeni iş yaratma anlamındada girişimcilere maddi destek sağlayamamaktadırlar.Bulardan biriside KTÜ bünyesinde olmasına karşın trabzonun gelişmesine bir kapı açamamaktadır.
Aslında TeknoKent bir bina içinde birkaç ofisle yürütülecek bir iş olmayıp bu iş trabzon merkezli bölge ölçeğinde bir koridorla ifade edilmeli ve altyapı çalışmalarıda bu istikamette yürütülmelidir.
Mesela sahil zonunda Ordu'dan Artvin'e kadar güneyde ise Gümüşhane olmak üzere bu bölge bir coğrafi teknokent bölgesi ilan edilip,nerde hangi teknolojinin üretileceğide bu projeksiyon içinde belirlenmelidir.
Bu planlamayı yaparken başta Trabzon olmak üzere sözü geçen altı vilayet için çok kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde 1/100 000'lik bir çevre düzeni planı hazırlanmalı veya mevcutu aynı anlamda güncelleştirilmelidir.
Bu bağlamda Trabzon merkezli bir teknoloji koridoru oluşturup diğer beş ilide içine alan bir entegrasyon geliştirerek,bölgesel kalkınmanın alt yapısı yani temeli atılmalıdır.
Bu anlamda ilimizde fındık ve kısmen çay üretiminin yanında insanların teknokent sektöründende faydalanabilir hale getirilmelidir.
Özellikle bu planlamada sahil kuşağındaki ilçelerin gelişmişlik düzeylerine göre teknoloji hattı belirlenerek varolan teknik güç ve sermaye bu planlamada araştırıcı ve üretici unsurlar olarak yerini almalıdır.
Bu planlama tek boyutlu olmayıp Ordu'dan Artvin Kemalpaşaya kadar olan zon, fındık üretim, sanayi ve teknoloji koridoru, Trabzon Araklı'dan Artvin Kemalpaşa'ya kadar olan zon ise çay üretim sanayi ve teknoloji koridoru olarak ilan edilmelidirŞayet bu olay gerçekleşirse fındık ve çay üreticisi taban fiyat mağduriyeti yaşamaktan kurtulmuş olacaktır zira fiyatlar yerelde belirlenecektir.
Bu planlamayla üreticinin tarımdan gelen emeği güç kazanacak, tarımsal sanayı gelişecek ve bölgesel kalkınma bu hamle ile hayat bulacak ve insanlar ürünlerinin gerçek değerini almış olacaklardır.
Bu hususların yanında yani fındık ve çay ürünleri özelinde TeknoKent'de Trabzon merkezli olarak bölgeselleştirilerek kalkınma planı başlatılmalı ki trabzon tarihi hakkına kavuşmuş olsun.
Yani Trabzon merkezli TeknoKent ,Beşikdüzü'nden başlayıp Akçaabat'a kadar uzanan kesintisiz ve arakademesiz olarak bir alan olmalı ve bu projenin devamı ise Yomra ilçesinden başlayarak Sürmene-Of sınırında sonlandırılmalıdır.
Yani fındık ve çayın yanında bitkisel üretim amaçlı alternatif bir ürün geliştirilememiş ve geliştirilemeyeceği seçeneğinden haraketle teknolji alternatifi teknokent projesi devreye alınmalıdır.
Şayet trabzon ve çevresinin gelişmişlik düzeyi refaha dönüştürülecekse sanal kavramlar yerine dünya gerçeği ile yüzleşip bu planlama zaman kaybetmeden hayata geçirilmelidir.
NETİCE OLARAK; Trabzon eline geçen hiçbir fırsatı değerlendiremediği gibi hala eskimiş düşüncelerle bir ekonomi politik oluşturma imkanıda mevcut değildir.
Onun için devamlılığı, üretkenliği refahı ve yenilikçiliği hayata geçirmenin bugünki yolu,kapsamlı bir TeknoKent politikasından geçmektedir.Başta ilimizin ve bölgenin geleceği ve çıkışı bu planlamaya çok ama çok bağlı ve zorunlu görünmektedir.
Yoksa artan nüfusu istihdam etmek ve hane halklarının yaşam kalitesini artırmak, göcü önlemek, insanları üretimden kopması, esnafın yapacağı ticaretin önün tıkanması yanında her ihtiyaç maddesinin dışardan gelmesi ilimiz ve bölge insanının ekonomik gelir marjıyla altından çıkılacak gibi görünmemekte ve şartlarda gittikçe ağırlaşmaktadır.
Onun için il ve bölge koşullarının uygun olması yanında bu husus zamanı lehte kullanmayı zorunlu kılmakta dolayısıyla zaman TeknoKent yatırım zamanıdır.