Dünyada yaşayan insanların yeterli ve dengeli beslenebilmesi için kaliteli, ucuz ve çok çeşitli gıda maddelerine gereksinim vardır. Yani açlık duygusunu gidermek için yemek yemek iyi beslenme anlamına gelmez. Karın doyurmak için beslenmek sağlıklı gelişme ve büyümeyi sağlamak olanaklı olmadığı gibi sağlığımızı da koruyamayız. Burada esas olan, iyi beslenme yani tüm besin unsurlarını ihtiyacı karşılayacak oranda, kalitede, düzenli, sürekli ve ekonomik bir şekilde vücuda sağlamaktır. Bu düzlemden hareketle, ülkemizde üretilen ürünler halkımızın beslenmesini değil, karnını doyurmaya bile zor yetmektedir. Gıda maddeleri bakımından kendi kendine yeterli bir ülke olmaktan çıkarak/çıkarılarak hem dışa olan bağımlılığımız arttı hem de halkımızın tamamı dengeli beslenebilmek için gerekli miktarda hayvansal protein alamamaktadır. Önemli ölçüde hayvansal protein açığının bizzat yaşandığı ülkemizde tavuk eti ve ürünlerinin tüketimi bu sorunun çözümünde önemli bir besin grubunu oluşturmaktadır. Yani tavuk her bölge koşullarında yetişebilecek adaptasyon kabiliyetine sahip olup, canlı ağırlık artış hızı yüksek, üreme süresi kısa ve birim et verimi yüksek ekonomik bir hayvandır. Aynı zamanda eti kolay sindirilebilen, yüksek kaliteli protein ihtiva eden, enerjisi düşük olan ve kırmızı ete göre daha ucuz olan özelliklere sahip bir milli üründür.

Tavuk eti aynı zamanda çocuk ve yaşlıların beslenmesi ve birçok özel diyette yer alabilen bir protein kaynağıdır. Tüm bu gerçeklere rağmen tavuk eti ve türevleri çok sınırlı olarak tüketilmesine karşın, kırmızı et fiyatlarının çok artması sonucu insanlar bu et türüne yönelmeye başlamışlardır. Zira toplumumuzda et denilince aklımıza halkımızın beslenme kültüründe olan koyun ve sığır eti gelmektedir. Ülkemizde yanlış politikalar yüzünden koyun ve sığır sayısı azaldığından, kırmızı et fiyatlarının artması sonucu, ekonomik geçinme girdabına düşen insanlarımız daha ucuz olan tavuk etine yönelmişlerdir. Ülkemizde tavuk eti üreten firmalar da dünyadaki firmalarla paralel bir trende girip bu hususu bir fırsat bilip, tavuk eti fiyatlarını da artırma yoluna girmişlerdir. Ülkemizde daha önce kuş gribi gerekçe gösterilerek kırsal kesimdeki insanlarımızın geleneksel yaşam tarzlarında önemli yer tutan ve her evin önündeki kümeslerde yetiştirilen tavuklar itlaf edilerek ülkemiz bu kültürden de mahrum bırakılmıştır. Bu eylemin boş bıraktığı alanları da tavuk eti üreten firmalar bir fırsat bilerek hiçbir kural tanımaksızın değişik gerekçeleri (girdi fiyatları) öne sürerek fiyatları maliyet analizlerinin çok üstüne çıkarıp, satarak toplumun gereksinim duyduğu protein kanallarını da zorlamaya başlamışlardır. Aslında tavuk etinin tüketimindeki artış, kırmızı etteki fiyat artışlarına tüketicilerin ulaşamamasından kaynaklanmaktadır.

Kırmızı ette belli firmalar piyasa pazarını ellerine geçirmiş olup, hem dış alımı hem de iç kontrolü ellerinde tuttuklarından, beyaz etle kırmızı et fiyatları arasındaki azgın rekabet daha fazla para kazanmak için bir hırs egosuyla tırmanışa geçerek ulusumuzun protein ihtiyacını bile bile gasp etmektedirler. Durum durdurulamaz bir seyir takip ederken işin garip tarafı, hiç kimsenin de ses çıkarmaması sonucu sömürü de tüm hızıyla devam etmektedir. Neticede dünyada bu tür olumsuzlukların birçok çözümü olmasına karşın, ülkemizde ise çözüm seçeneği olarak "idari kayyım denetimi" devreye sokulmuş ve hiçbir çözüm elde edilmeden bu karardan vazgeçilmiş ve firmalara daha fazla bir sanal güç kazandırılmıştır. Bu arada kırmızı et firmaları da fiyatları artırarak istedikleri gibi yollarına devam ederken, olan bu ülkenin gittikçe yoksullaşan insanlarına olmaktadır. Üniversite kapat, iki gün sonra aç; tavuk eti üreten firmalara idari kayyım ata, iki gün sonra kaldır, bu durum vatandaş nezdinde tasvip görmeyip devlete karşı olan güven marjını azaltmaktadır. Tavuğun başlıca iki ürünü et ve yumurta olup, ülkemizde kişi başına her iki ürünün de tüketimi yıllık olarak düşüktür. Bu iki ürün ülkemizde bolca üretilmekte, fakat halkımızın tüketim alışkanlığı azlığından ve ulaşılamaz fiyat yüksekliğinden dolayı istenilen düzeye ulaşamamaktadır. Son yıllarda tarımın bir alt sektörü olan hayvancılığın azalması sonucu, tavuk eti fiyatı sürekli artarak pazar hegemonyası korunaklı bir şekilde sürdürülmektedir.

İhtiyaç duyulan yüksek beyin gücünün sağlanması açısından, çağın besini olan yumurta ve tavuk etinin bolca tüketilmesi gerekmektedir. Zira protein hücre yapısının temel organik maddesi olup, proteinsiz yaşam olamaz. Yani protein; büyüme, gelişme, sağlıklı yaşam ve zeka gelişimi gibi insan hayatıyla ilgili her türlü olayda rol oynamaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu hayat pahalılığı ve özellikle gıda ürünlerindeki yüksek enflasyon çıkmazında insanlar bir şekilde beslenmek ve protein almak için muhakkak kırmızı ete kıyasla daha ucuz olan tavuk ürünlerini kullanmaları çok önem taşımaktadır. Onun için devlet dünyada en güçlü örgüt olup, tepeden başlayarak ülkenin en ücra köşesine kadar her türlü mekanizmaya sahiptir. O halde tavuk eti, kırmızı et ve daha açık ifadeyle tüm gıda sektöründe regülasyonu sağlamakla görevli olup, vatandaşlar da bu durumu beklemektedir. Yoksa sabah karar ver, iki gün sonra çark et; bu iniş ve çıkış inandırıcı olmadığı gibi tavuk eti ve yumurta üreten firmalarını da fiyat belirlemede dizayn edemez. Devlet bu şekilde halkı sömürmeye yeltenenlere sopasını yasalar çerçevesinde göstermeli ve gereğini de kesintisiz yerine getirmelidir. Yoksa kayyım atamakla fiyat düşmez, fiyat düşse düşse; köprülerde, karayollarında, tünellerde ve şehir hastanelerinde verilen garantiler gibi tarımda da ürün alım garantisi vermekten geçer. Sonuç olarak bir özdeyiş der ki: "Vücut bir kaledir, sağlıklı beslenmek ise zırhımızdır."