Dubai'de ilk kez 2018 yılında gittim.
Dubai Downtown’da, Burj Khalifa’nın altında yürürken aklıma doğup büyüdüğüm Trabzon geldi.
Burası mesleki olarak teknoloji kullanımının tepe noktasına ulaştığı, bir çölün bir rüyaya dönüştüğü somut bir örnekti.
O an anladım ki iki şehri ayıran şey beton değil, vizyondu.
Bir şehri büyük yapan yalnızca modern yapılar, geniş yollar veya yüksek binalar değildir.
Bir şehri büyük yapan o şehrin “Gelecek Vizyonudur”.
Bugün dünyada akla gelen büyük şehirlerin hiçbiri birkaç yılda kurulmamıştır.
Hepsinin önce bir gelecek vizyonu belirlenmiş ve ona göre kentler yıllar içinde büyümüştür.
Dünyanın 76 ülkesini gezmiş, yurt dışında 300’den fazla farklı şehirde bulunmuş bir Yüksek Mimar olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Dünya gerçekten muhteşem bir yer.
Her kentin ayrı bir hikayesi, başarısı ya da hayal kırıklıkları var.
Son yıllarda Dubai’nin adını duymayan kalmamıştır.
Geçtiğimiz 25 yılda yaşananlar bir emirliğin geleceğinin bir vizyonla nasıl değiştiğinin çok net göstergesidir.
2002 yılında hiçbir dişe dokunur yapı yokken, şu an mimar, mühendis, şehir plancıların kendilerini göstermek için yarıştığı adeta koca bir sahne. Bir prestij merkezi.
Tüm bu gerçeklerle şehrimiz Trabzon’a döndüğümüzde elbette buranın aynı koşullara sahip olmadığını biliyorum.
Ama neden benzer bir “Gelecek Vizyonuna” sahip olmasın.
Coğrafyamız, kültürümüz, iklimimiz ve yaşama bakış açımız tamamen farklı.
Ancak başarılı şehirlerin örneklerini incelediğimizde her zaman yeni bilgileri öğrenmek mümkün.
Dubai’nin en büyük başarısı geleceği bugünden planlamak ve ona göre plana sadık kalarak ilerlemesiydi.
Sadece bugün ne ihtiyacımız var değil gelecek 10-20-50 yılı planlıyordu.
Yanlış köprüler yapılmıyor ya da yapılanlar yıkılmıyor. Ben yaptım oldu yerine biz ne yapacağız bizim gelecek ihtiyacımız nedir diye sorgulayarak ilerliyorlar. Burj Khalifa'nın gölgesinden çıkıp uçağa bindiğimde aklımda tek bir soru vardı:
Trabzon'un rüyası ne?
Trabzon 2050 yılında nasıl bir şehir olmak istiyor?
Daha fazla betonlaşmış bir kent mi olacağız, yoksa insan odaklı, yeşil alanlarıyla, meydanlarıyla, sahil yaşamıyla örnek gösterilen bir Karadeniz şehri mi? Ya da bir dünya şehri mi?
Dünyada birçok şehir, otomobil merkezli planlamadan insan merkezli şehirleşmeye geçiyor.
Yaya yolları, bisiklet ağları, akıllı ulaşım sistemleri ve çocuk dostu mahalleler artık modern şehirlerin vazgeçilmez unsurları haline geliyor.
Yapay zekâ ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte şehir yönetim anlayışları da değişmeye başladı.
Trafik akışından enerji kullanımına kadar birçok sistem artık verilerle yönetiliyor. Geleceğin şehirleri yalnızca daha büyük değil, aynı zamanda daha akıllı olmak zorunda olduğu gerçeği her gün daha çok kendini gösteriyor.
Bence Trabzon'un da kendi kimliğini koruyarak bu dönüşüme hazırlanması gerekiyor.
Çünkü şehirler, başka şehirleri taklit ederek değil, kendi değerlerini çağın gereklilikleriyle buluşturarak başarılı olabilirler.
Sonuç olarak, Dubai'nin bize öğreteceği en önemli şey gökdelenler değil, geleceği planlama cesareti ve ortaya koyduğu vizyondur.
Belki de bugün sormamız gereken en önemli soru şudur: Biz, çocuklarımıza nasıl bir Trabzon bırakmak istiyoruz?
Dedelerimizin bize bıraktığı doğa güzellikleri olan bakir bir Trabzon mu?
Yoksa Dünya ile yarışan akıllı kent modelinin öncüsü olmuş yaşayan bir Trabzon mu?
Karar bizim. Yönetim bizim.
Önümüzdeki haftalarda, dünyadaki farklı şehirlerden örneklerle ve yapay zekanın mimaride kullanımı ile bu konuyu daha detaylı ele almaya devam edeceğim.
Belki de Trabzon'un gelecek vizyonunu önümüzdeki haftalarda birlikte konuşacağız.