Dile kolay, 24 yılın sonunda Dünya Kupası’na katılma şansı elde ediyorsunuz. Takımınız da takım mı takım, hiç uçmadan en azından bu turnuvada 16’ya gireriz diyorsun. Ama gelin görün ki evdeki hesap çarşıya uymuyor. Şu şımarık İtalyan yine yaptı yapacağını; inadı, kaprisi, ben bilirimciliği yüzünden 24 yıllık özlemi hiç yere heba etti. Şimdi aması, fakatı olmadan son diyeceğimi yine başta söylemek istiyorum. Nasıl ki başarıda ödül varsa başarısızlığın da hesabı sorulmalıdır. Bu hesap da istifasının alınmasıdır, bunun lamı cimi de yoktur. Şimdi gelelim bu teknik adamın elenmemizdeki icraatlarına!

Önce biz bir aileyiz deyip takımı ikiye, üçe böldü. Ben istediğimi oynatır, istemediğimi oynatmam dercesine keyfiyetli kadrolar kurdu. Aynı egoistliği turnuva öncesi seçimde de yapmıştı. Birbirinin aynısı olan üç golle turnuvaya veda eden İtalyan takımı için bir arpa boyu çare üretemezken bugüne kadar da takımımızın kapalı defans oynayanlara karşı zorlanabileceğimizden hiç mi hiç haberdar değildi ki o yüzden çaresizdi. Bu gibi keyfiyetleri daha da yazmanın bir âlemi olduğuna inanmıyorum. Kasaba diyebileceğimiz takımlardan üç gol yiyerek turnuvadan saf dışı bırakıldık. Aslında her şey bu kelimenin içerisinde saklı, saklı da biz işte gameti uzatıyoruz. Başka bir deyimle orta oyunu oynuyoruz.

Adam utanmadan ne yönetimden ne kendinden dem vurmuyor. Tek suçlu milletin baskısıdır deme ukalalığını gösterip istifa mı sorusuna “ben hâlâ enerjik ve güçlüyüm” diyor. Adam sanki güreşe soyunuyor. Kendi ülkesi dahil tüm dünyaya yüce Türk milletini rezil ettiğinden bihaber! Hâlâ takımın başında kalmak için yüzsüzlüğüne yüzsüzlük katıp gülünç bahanelere sığınmaya çalışıyor. Yersen tabii!

Rezaletin bir başka ayağına gelince ben her daim söylerim; kulüplerde, takımlarda başarısızlık da, başarı da yönetime kesilir. Hadi turnuva öncesi takım iyi gidiyor ya etlisine sütlüsüne karışmadan doğruya da, yanlışa da eyvallah dediniz! Montella bu takımın çalışan bir elemanı değil de adeta sahibi gibi gördünüz. Takımın elenmesinde baş faktör olan takım içi fokur fokur kaynayışına isteyerek, bilerek göz yumdunuz. Oysaki bu hâllerde yönetimin üst aklı diye bir eylemi vardır. Ne yazık ki sadece duymakla, seyretmekle yetindiniz. Vs. vs.

Sözün özü zannettiniz ki uygulamalar öyle gösteriyor. Türk millî takımı önce Montella’nın sonra da bizim takımımızdır. Ne yaparsak yapalım doğrudur. Ama yanıldınız beyler hem de çok yanıldınız! Bu yanılgı 86 milyonun 24 yıllık özlemini kursağında bıraktı. Yediden yetmişe tüm insanları gözyaşına boğmanıza neden oldu! Hiç olmazsa bu millete nefes aldırmak için istifa edin.