Bu yılda Türkiye Kupası dışında lig sonlanırken, Fatih Tekke’nin 1 ile 4 arasındaki tahmini de tutmuş oldu. Bir teknik adamın bir hedef koyup ona odaklanması için yoğun çaba göstermesinden daha doğal bir şey olamaz. Bir de 4 deyip üçünü tutturmuşsa tadına doyum olmaz; ancak dahası zihni kurcalıyor.

Sezonun dibi gelmiş, Galatasaray’ı evire çevire yenmişsin. Ardından ödül olarak üç puanla birlikte eline şampiyonluk kupasının bir kulpu da ikram edilmiş. Ancak Fatih Tekke ve oyuncuları, “Azla yetinen çoğu bulamaz” sözünden yola çıkarak son 4 maçta hoyratça bu fırsatı birer birer geri çevirmiş. Sonrasında ise “Oyuncularımı konsantre etmekten ziyade onlar ligin sonunu düşünüyorlar” deniliyor. Yani ne demek istediğimi siz anlarsınız.

Ama koşullar itibarıyla çok iyi bir sezon geçirdik. Hedef tuttu, eyvallah; ancak birkaç yalaka yazar çizer dışında tribün ve taraftar öyle demiyor. Azizim, demeye de hakları var.

Şimdi birbirinin tıpkı aynısı olan kayıp maçları bir yana bırakıp gecenin ve geleceğin realitesine bakalım. Bu çocuğun adı Salih Malkoçoğlu. Takımda tamamen yokluktan sahne alan bu oyuncu; özgüveni, klas ayağı, sakinliği ile korkusundan öne atacağı pas yerine kaleciyle yetinen değil, “Ben ilk defa değil, çoktandır buradayım” dedirten bir isim: Salih!

Bir de 45’liklerden, futbolu bırakma aşamasına gelenlerden sırf “hazırdır” diye benimsenenlere yığınla para ödemekten artık vazgeçin dedirtti. Tek istekleri kendilerine güvenilmesi, şans verilmesi. Başkanlar, yöneticiler ve sıra dışı taraftarlarımız; bu realiteyi lütfen duyun. Bu takımı marka yapanlar da dün böyle haykırıyordu. Ben onlara o zaman da inandım, bu çocuklara da inanıyorum.

Ha, peşin peşin söyleyeyim; bu konuda bazılarının ağzında bir sakız var: “İlla da yerli mi?” O sakızı atın artık! Yapan kalır, yapamayan gider. Ama gerçek birdir.

Hem Fatih Tekke de “Giden Arif bunların en iyisidir” diye talihsiz bir demeç vermişti. Yazık, çok yazık! Yabancıya eyvallah, yerliye güle güle anlayışından vazgeçin.

Ben burada bu gençlerin UEFA’da, ligde ne yaptığına değinmek istemiyorum. Aynı Liverpool maçında ev sahibi ekibin ışıklı levhasındaki sözle yazımı noktalıyorum:

Trabzonspor bir futbol kulübü değildir. Aynı zamanda bir futbol fabrikasıdır.

İyi yorumlamamız yetmez, iyi yudumlayalım. Hangisi doğru?