Başta Trabzon olmak üzere karadeniz bölgesinde genel olarak beş milyona yakın insan direkt ve dolayılı olarak fındıktan geçimini temin etmektedir.Devasa boyutlara çıkan hayat pahalılığı önlenemezken geçimini fındıktan sağlayan üreticilerde yüzde dötyüz artan girdi fiyatlarının altında kıvranmaktadır.Artık gelinen aşamada sadece çiftçi değil fındık ticaretinden geçimini sağlayan bir kısım tüccarda istediği kar marjını elde edememektedir.Zamanında karadenizin en büyük fındık patronu fabrikalarını satınca bayram edenler şimdi ise sessizliğe gömülmüş bir şekilde geleceklerinin ne olacağını bekliyorlar.Bu tüccarların başlangıçdaki hesapları üreticiden aldıkları fındığı daha pahalıya satarak karlarına kar katacaklardı.Ancak karadenizde dev fındık fırması hiçde böyle bir tasarrufa girmeyerek istediği tüccardan fındık almakta ve fiyatıda kendi belirlemektedir.Durum böyle oluncada hayalleri suya düşenler sadece ortaya bir öngörü koyarak somut adım yerine tufana tutulunca gerçekleri görür oldular ancak iş elden gitti.

Halbuki fertiyetci zihniyeti bir tarafa bırakıp tüm fındık tüccarları bir araya gelip, bu devasa fabrikaları alsalardı bugün durum bambaşka ve fevkalade kendi lehlerine olurdu.Gelişen olaylar karşısında bir araya gelemeyen tüccarlar üreticininde sıkıntıya girmesine düşük taban fiyat açıklamasıyla bir noktada zemin hazırlamış oldular.Şurası açık ve kesindirki fındık üreticisini ve ticari ara kademeleri ezerek hegomanyasını oluşturmaya çalışan uluslararası neoluberal bu firma hedeflediği aşamaya gelmiş veya gelmek üzeredir.Zıra bu firma zaman içerisinde belki kendisi için engel gördüğü firmalarıda satın alarak saha hakimiyetini tam anlamıyla sağlayıp fındık ticaretinde tek olmak isteyecektir ve bunu yapması içinde önünde hiç bir mukavemette kalmayacaktır.

Yıllarını ve ortalama 80 yıllık üretim kültürü aynı zamanda ticaret deneyimlerini kaybetme tehlikesi ortadayken ürününe ve sürdürülebilir ticaretine sahip çıkmayanlar ne beklemektedir anlaşılabilir değil.Buradi temel sıkıntı fındık tüccarlarının örgütlülüğünün kolektif değil bireysel olmasıdır.Adam holdingleşmı ve tüm üretim alanında tek tabsnca büyürken bizim tüccarlar neyin peşindeki bir araya gelemiyorlar.


Trabzonda ve bölgede satılan ulusal varlıklardan bir üniteyi dahi birleşip alamayan zihniyet sonunda elindeki işide kaybeteceğinidemi düşünmüyor.Bu zaafı iyi tespit eden emperyal güç karına kar katmak ve kazandığı parayı kendi ülkesine transfer etmek için fındık alımında dominant duruma gelerek yoluna devam etmekte ve hiç bir güçte tanımamaktadır.

İspanyada bir kilo fındık üreticiden 9.9 euro'ya yani Türk parası olarak 297 liraya alınırken bu kadar iletişimin yoğun olduğu bir dünyada bizim üreticimizin bundan haberdar olmaması imkansızdır.Bu realite ortadayken sesiz kalmak yasal ve demokratik hakları kullanmamak nasıl bir eylemsizliktir ve gerekçesi nedir bilmek anlamak olanaksız.Şayet durum bu kadar vahimken ekmeğinin elinden alınmasına göz yuman üretici ve tüccar şunu bilmelidirki karadenizlinin fındığına, emeğine, geçim parasına ve geleceğine ilk edapta yumuşak yöntemlerle çöken/çökertilen bu firma daha sert yöntemlerle yoluna devam ederek , üreticinin fındık bahçesine inmesine ve tüccarında dükkanını açmasına müsade etmeyecektir.

SONUÇ OLARAK;


Açıklanan taban fiyat hem maliyetin altında ve hemde tekelci tüccar için açıklanan bir fiyat olup üretici bu olayın hiç bir yerinde yoktur.Zira tekelleşmeyi tetikleyen emperyalizmin neoliberal unsurları sistemin işlemesini böyle istiyor.Yani zaman içinde aşama, aşama fındık tüccarlarınıda ardan çıkarıp yoluna daha hızlı devam edecektir.Onun için üretici acilen örgütlenmeli ve sözde örgütlü olan tüccarlarada kurumları sahip çıkmalıdır.Üreyici muhakkak inisiyatif almalı yoksa her geçen yıl tam anlamıyla çiftcinin üretimden uzaklaşması hızlanacak fındık bahçeleride birinin/ birilerinin eline geçerek üreticiler kendi bahçelerinde ırgat konumuna düşecektir.Karadenizde üretimin öznesi fındık emektarı ise çiftçidir.Dünyada hiç kimse hayatında zararına çalışmaz.Bu anlamdaki atasözümüz şöyle der."ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSEN KARDIR" söylemlendirilirken üreticinin sessiz ve tepkisiz kalarak kendi çıkarlarından taviz vermesi çok garip bir yaklaşım sa gerek.Yani göz göre, göre merkezkaç kuvvetine teslim olmak ve geleceğini yeni zararlara teslim etmekten başka


bir şey değildir.Daha açıkcası üretim alanlarının yok olması, milli servetin yabancıların eline geçmesi,Çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceklerinin yok olması ve ülke ekonomisinin zarara girmesi gibi tehlikeler bizi bitirecektir.Durumun önlenmesi için gerekli tedbirler alınmalı ve kendi emeğimiz üzerinden başkalarının karınlarının doyarak bizler, çocuklarımız ve torunlarımız doyarak mutlu yaşasınlarki VAH FINDIK ÜRETİCİSİ VAH VAH DEMEYELİM !!!