Bazı sergiler sadece kapılarını açar ve kapatır; bazıları ise zihinlerde ve kalplerde derin izler bırakarak birer hatıraya dönüşür. Bu hafta yazımda, henüz yankıları üzerimizdeyken “TÖZ” adını verdiğimiz karma sergimizin ve sevgili yol arkadaşım Tuba Macit Sağıroğlu’nun bu süreçteki büyüleyici dokunuşunun altını çizmek istiyorum.

Sergisinde kullandığı en temel unsurlardan biri, dedesinden kalan o sararmış takvim yapraklarıydı. Her bir yaprak, yaşanmış bir günün sessiz şahidi; arkasındaki notlar, dualar ve duygular, hayatın sade akışının kanıtı. Tuba bu kağıt parçalarını eserlerine dahil ederken sadece kolaj yapmadı. Her bir yaprak, aslında yaşanmış bir günün sessiz şahidi; arkasındaki notlar, dualar ve duygular ise hayatın o sade akışının birer kanıtı. günlerin enerjisini ve dedesinin takvimleri koparırken hissettiği “zaman” algısını bugüne taşıdı. Ki itiraf etmeliyim, kolaj çalışmalarına ayrıca hayranım.

Eserlerde yer alan dede figürleri ve ona dair hatıralar, serginin ismindeki “Öz”ü temsil ediyor. Tuba’nın işlerinde ilk hissettiğin şey, aile büyüklerine duyduğu o sonsuz ve köklü sevgi bağı. Geçmişe sahip çıkan, büyüklerine karşı sergilediği saygı ve vefa dolu duruş, benim de bu süreçte en çok takdir ettiğim yönü oldu. Köklerinden beslenen bu figüratif yaklaşım, izleyiciyi de kendi geçmişine ve aile bağlarına dönüp bakmaya davet ediyor.

Sağıroğlu, bir sanatçı ve eğitimci olarak, nesiller arası bağı sanat aracılığıyla kurmanın gücüne inanıyor. Takvim yapraklarının üzerindeki “uçucu zaman” ile tuvalin kalıcılığı arasındaki kontrast, serginin temel felsefesini oluşturuyor. “TÖZ”; bir yanıyla bir aile arşivi, diğer yanıyla her insanın içinde taşıdığı evrensel köklere bir saygı duruşu.

Umuyorum ki bu çalışmalar, okuyucunun kendi hikâyesinde de bir pencere açar.

“İnsan ancak köklerine tutunarak gökyüzüne ulaşabilir.” – Konfüçyüs

Dipnot: Derler ki dört yapraklı yonca şans getirirmiş. Biz de bu yolda dört kişi yan yana gelerek birbirimize şans olduk; birbirimizin eksik kalan yaprağını tamamladık. Tuba’nın vefa dolu dokunuşuyla, yoncamız geçmişin kalbinden bugüne uzanan anlamlı bir iz kazandı.