Doğal ortamın insan etkileşimiyle ortaya çıkan çevre sorunlarının bir çeşit siyasallaştırılması neticesinde oluşan değişimi yani insanın yetinmemesi tarım ve sanayi faaliyetliyetleriyle birlikte öncelikleştirilmesi ekoloji politiğin temelini oluşturmaktadır.

Bu anlamda değişim ve dönüşüm kavramlarıyla olay doğa aleyhine daha da gelişerek bir çok alanda rahatsızlıklar yaratmasına rağmen beş haziran çevre günüde sadece gelip geçici bir eylem olmaktan ileri gitememektedir.

Yani canlıların hem kendi aralarındaki ve hemde çevre ile olan ilişkileri tek tek veya birlikte incelenmelidir.

İşte tamda burada , algısal olarak karar alıcı mekanizmalarin ekoloji üzerindeki tasarrufları yani çevresel koşulların iktidarlarca düzenlenmesi ideolojik ve sosyo- ekonomik farklılıkların etkisi, siyasal parti ve sivil toplum örgütlerinin çevresel duyarlılığı gibi negatif veye pozitif zorlamalar ekoloji sahasını bir hesaplaşma arenasına dönüştürmektedir.

Bu durum toplumun düşünsel hayatında karşılık bulmakla beraber bazı kesimlerinde marjinalleşme arzularını ön plana çıkararak kapitalizme kadar uzanan algısal değişime zemin hazırlamaktadır.

Devam eden sömürü yani menfaat düşüncesi gittikçe ekoloji üzerinde ağır bir baskı oluşturarak çıkarılan yasalar devre dışı kalarak politik ekoloji yerini apolitikleşmeye bırakmaktadır.

Yani çwvrenin (Hes, Maden sahası, orman yangınları, Baca gazları, Ormanlarda aşırı kesim uygulaması, Derelerin çöplüğe çevrilmesi, Evsel atıklar, Zirai ilaçlama, Petrol atıkları, Ağır metallwr, Lağım suları, Heyalan ve toprak kaymaları,Plansız yollar, Çarpık imar planlarıToprak erozyonu Vs.) kirlenmesi ve yeniden kullanımının çok zor ve pahalı olması yaşanan çevreyi çok olumsuz etkilemektedir.

Böyle oluncada üretim- insan ve ilişkileri gittikçe bozularak insan aleyhine ciddi sorunlar ortaya çıkmakta ve telafiside zorlaşmakta ve gıda sağlık gibi konularda çevresel yük artmaktadır.

Bu durum bir açıdan da kalkınma konusunda engel teşkil eden durumlar yaratırken bir yandanda kaynakların twmiz kullanımını sınırlandırarak disipline edilebilir durumdan çıkmaktadır.

Böyle oluncada toplum sessizleşip bir taraftanda baskılandığı için ekoloji konusunda verilen mücadeleler bir derinlik kazanamamaktadır.

Onun için ekolojik sorunlar dünyada(Kapitalist-Sosyalist) yaygın olmakla birlikte günümüzde ideolojiler ölçeğinde değil Politik, Toplumsal, Kültürel ve Mekansal olarak incelendiğinde arkasındaki gerçek ortaya çıkarılabilir.

Olay tek bileşenli olmayıp, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri temelinde ele alınmalı ki en önemli sorunun ne olduğu ortaya çıkarılabilsin.

Bu çerçevedeTRABZON'un EKOLOJİ POLİTİĞİ ne durumdadır.

●--Kentleşmede görsel açıdan oluşan ve düzeltilmesi çok zor olan imar planları,

●--Tarım alanlarının gittikçe yok edilerek bir daha geri döndürülemeyecek şekle sokulması,

●-- Akarsular üzerinde kapasitelerinin kaldıramayacağı HES(Hidroelektrik Santrali) ler yapılarak derelerdeki suların azalması , faunanın yok olması içme ve kullanma sularının azalması,
●--Dere mecralarındaki aşırı rutubet isteyen tek yıllık endemik türlerin yok olması,

●--Zirai ilaçlama neticesinde yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesi,

●--Plansız yollar nedeniyle ciddi bitki ve toprak kayıplarının olması,

●--Derelere çöp atılması sonucu kirlilik yaratıması,

●-- Zaman, zaman çıkan veya çıkarılan orman yangınları,

●-Kimyasal gübrelwrin kullanılması sonucu toprakların ve suların kirlenmesi,

●--Meraların ve yaylaların aşırı tahribat nedeniyle elden çıkması ve çıkmaya devam etmesi,

●-- Evsel atıkların derelerde ve denizde yarattığı kirlilik sorunları,

●-- Seyrekleştirme adı altında ormanlar da kesim yapılarak ekosistemin bozulması,

●-- Heyalan ve toprak kaymaları sonucu ciddi toprak kayıplarının olması,

●-- Derelerin kıyı kenar çizgileri tespit edilmediği için bu alanların talan edilerek dere mecralarının daralması ve feyezanlı dönemlerde ciddi tahripatların olması,

●--Taş ocaklarının açılması sonucunda doğal ortamların bir daha geri dönüşümü mümkün olmayan şekilde bozulması,

●-- Deniz kentine yakışmayacak şekilde sahil yolunun kuzeyinin kaya tahkimat yapılması ve deniz insan ilişkisinin ortadan kaldırılması,

●-- Turizme açılan alanlarda belli bir disiplinin olmayışı sonucu herkesin istediği gibi yapılaşmaya gitmesi,
Daha bir çok ekolojik sorun ilimizde gittikçe artarken bunlar için hiç bir ön alma uygulanmamakta ve ÇED yönetmeliğinin sık sık değişmeside işi tetiklemektedir.Yani önlemler alınmadığı ve yasal yaptırımlar kesintisiz uygulanmadığı sürece gelecekte çok daha büyük ekolojik sıkıntılar yaşanması kuvvetle muhtemeldir.

ONUN İÇİN ATALARIMIZIN SÒYLEMLERİNE KULAK VERMELİYİZ ŞÖYLEKİ

●--Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur,

●--Ormanlarımdan bir dal kesenin kolunu keserim,

●-- Ölürken bile ağaç dikiniz