Trabzonspor yönetimi geçen yıl takımın omurgasının büyük bir bölümü ya elinde tutamadı ya da gönderdi. Gidenlerin yerine yapılan transferlerin neredeyse hepsi, eskileri mumla arattı.

Selçuk ve Engin bugün Galatasaray'ı taşırken Egemen, Beşiktaş defansının ‘demir'i. Jaja, Yattara, Ceyhun, Umut, bunları hiç saymıyorum bile…

Ama, fakat, lakin, ancak!

Trabzonspor yönetiminin bu hataları ya da yanlışları hiçbir futbolcuyu kulübün önüne geçiremez, geçirmemeli!

Kaleci Onur meselesi de öyle!

Aylardır, Trabzonspor ile menejerin yaptığı pazarlıklardan sonuç alınamaması bir tarafa, sanki burada tamamen kulüp hatalıymış gibi, medyada bazı enformasyonlu gazetecilerin haberleriyle ‘yaygara' kopartılıyor. Yönetimin geçmişteki yanlışlarına atıfta bulunularak, bugünün tek sorumlusunun yine onlar olduğu yazdırılıp, çizdiriliyor!

Peki ya gerçekler! Onları ne yapacağız? Niye birisi çıkıp bunları yazmıyor, söylemiyor?

Yani Onur ne istiyor da, Trabzonspor vermiyor!

***

Onur'un sözleşmesi gelecek yıl mayıs ayında doğuyor. Trabzonspor yönetimi, giden futbolculardaki garabeti tekrarlamamak adına, masaya oturmaya karar verdi. Kendisinden şartlarını istedi. Muhatap olarak menejerini gönderdi!!!

Geldi sayın menejer! 5 yıl için masaya oturuldu. Yıllık, 1,5 milyon avro! Maç başı 25 bin avro! Şampiyonluklarda ekstra bonus! İkincilikte ve üçüncülükte yine ekstra bonus! Buraya dikkat! Milli Takım kadrosuna alındığında da ekstra bonus! Ayrıca birinci kaleci şartı! Sözleşmesi gelecek yıl bitiyor ya, hayır! İmzalandığı tarihten itibaren geçerli olacak! Tabi ki, üstüne menejer parası!

Pazarlıklar sıkı sıkıya sürdü. 1,5, 1,3'e, maç başı alacak 25'den 15'e indi.

Bu kadar!

Ve heyhaaaat!
Görüşmeler tıkandı. Ne Trabzonspor ne de Onur geri adım atıyor. Esneme yok!

***
Şimdi birisi çıkıp bana söylesin Allah aşkına! Yıllık ücreti anladık, kalecilerin garanti parasının üstüne maç başı ücret istemek neyin nesi! Şampiyonlukta kulüp zaten gereğini yaparken, kendisine özel ‘bonus' istemek neyin nesi! İkincilik ve üçüncülük de dahi, ‘bonus, bonus' demek neyin nesi!

Bütün bunları geçtim, Milli Takım kadrosuna alındığında Trabzonspor Kulübü ‘bonus' niye ödeyecek! Sözleşmesi gelecek yıl bitmesine rağmen, niye imzaladığı andan itibaren parasını almak isteyecek! Niye ‘birinci kaleci olma' şartı!

Oldu olacak, kahvaltı masasına her gün ‘kuş sütü', akşam yemeği için de haftada bir Kaf Dağı'ndan ‘kaz' isteseydi ya!
***

Bak Onur!

Tamam, iyi kalecisin, hırslısın, mücadelecisin, iyi plonjon yapıyorsun, kalede panter gibisin. Lakin mükemmel değilsin. Hele Trabzonspor'dan büyük, hiç değilsin.

Kaldı ki tesadüfen kaleye geçirtilen birisin. Şenol Güneş geldiğinde Tony Silva'yı kaleye koymak istedi, kabul etmedi. Tolga'ya söyledi, “Hocam uzun süredir oynamadım. Sizi de yakarım kendimi de” deyince, ibre mecburen sana döndü. Eğer Beşiktaş maçında hatalar yapsaydın, belki olmayacaktın.

Bak Onur!

Seni buraya başarınla birlikte Trabzonspor getirdi. Bu yüzden sağda solda, sanal âlemde birilerine atıp tutturma! İmzalayacaksan imzala, imzalamayacaksan hangi takımla ‘gizliden' pazarlığı oturduysan anlaş ve git! “Ben gereğini yaptım” diyerek, kendini geri çekme!

Gereği, hiçbir futbolcuya verilmeyen o bonusları geri çekmendir. Gereği, ilkeli ve etik davranmaktır. Gereği, “Benimle değil, menejerimle görüşün” demek değil, o masada senin de olmandır.

Ve benim güzel gadam! Şunu unutma! Seni sabırla bekleyen ikinci kaleci Tolga'nın yaptığı gibi kendini Trabzonspor'dan ‘küçük' gör! Gör ki, sana olan Onur'lu bakışımız sadece adınla kalmasın, hem işinle hem karakterinle birleşsin!