Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilerek, bunların kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, muhafazası, işlenerek değerlendirilmesi ve pazarlamasından ibaret olan akış süreci tarım olarak adlandırılmaktadır.Daha açıkcası artan nüfusa bağlı olarak gıda talebini karşılayacak, insan besini olarak ve ekonomik değer taşıyan her türlü bitkisel ve hayvansal ürünlerin , yetiştirme, koruma ve mekanizasyon faaliyetleri olarakta adlandırılmaktadır.Buradan çağrışımla Anadolu topraklarında ilk tarımsal faaliyetler M.Ö 13500 yıllarında başlamış ve matematiksel hesaplamalat ise M.Ö 7000- 500 yıllarında başlamıştır.Hz.isanın doğumu milat olarak alındığında gübrenin kullanılması M.S 1840 yıllarında ve sulama sistemleride 1843 yıllarında başlamıştır.
Yıne bu süreç içerisinde Tarımda traktör kullanımı M.S 1940 ve organik tarımın devreye girmesi ile önem kazanması 20.yüzyılın sonlarına ve ürünlerin verimliliğinin artırılmasıda 21.yüzyılın başlarına denk gelmektedir. gelmektedir.Tüm bu özet tarihi sürecin sonunda hızla artan nüfusa bağlı olarak yoğun kentleşme başta olmak üzere diğer olumsuz uygulamalar neticesinde tarım toprakları önemli ölçüde azalmış yani"Tarım yapılan arazilerin derisi soyulmuştur".Bu bağlamda gıda gereksinimini karşılamak için yürütülen yanlış uygulamalar sonunda doğal kaynaklar azalırken yeni, yeni hastalıklarda ortaya çıkmıştır.
Bu sorunlara çözüm bulmak için geleneksel uygulamaların yerini ; doğal kaynakların korunması, erozyon ve orman yangınlarının önlenmesi,biyojik çeşitliliğin korunması,tarım ve gıda sektöründe karlı projelerin devreye sokulması, geliştirilmesi, tarımın teknolojiye entegrasyonu ile yerel ve dünya pazarlarında rekabet gücünün yükseltilmesi yanında; internet, makinalı tarım, yapay zeka, araştırma geliştirme gibi yenilikci bir ćok sistem devreye girmiştir.Ülkemizde ise tarımda makinalaşma 1924 yılında yani cumhuriyetin kuruluşundan tam bir yıl sonra yurt dışından 221 adet TRAKTÖR ithal edilerek üreticilere dağıtılmıştır.Tarım makineleri ilk sayımı 1936 yılında sayılmış ve traktör sayısının 1087 daha artarak 1308'e ulaştığı tespit edilmiştir.
Daha sonra 1944 yılında kurulan TZDK 2003 yılında özelleştirilerek çiftçi kamu kurumu hizmetinden yetim bırakılmıştır.Ancak bir taraftan çok önemli tarımsal kurumlar özleßtirme adı altı da satılmış satılamayanlar ise kapatılarak şimdi ise bu kurumların arsaları üzerinde AVM ve apartmanlar inşa edilerek birileri cebini doldurup sefa sürmektedir.Dünya tarımda tüm yeni enstrümanları kullanırken ülkemizde hala çay ve hal yasası hala çıkarılmamış ve hala üretici sömürülmeye devam etmektedir.Meclisten çuval, çuval kanun çıkarken üretici lehine olan kanunların çıkarılmaması sömürü mekanizmasının önünü açmaktadır.Ülkemizde 1979 yılında ilk traktör ihraçatı başladığında tarımsal mekanizasyon hızla gelişirken şimdilerde ise SAMAN ithalatı hızla gelişmektedir.
Tarım bir mühendislik ve bilim işi olmasına.karşın olay bu iki temel kavram dışına çıkarılarak günlük gel geçlerin hakimiyeti devam etmrktedir.Onun için ülkemiz tarımında teknolojinin gelişmesine yönelik bilimsel çalışmalar yapılmayıp, nasıl tahrip ederiz süreci hüküm sürmektedir.Yapılacak teknolojik.çalışmalar konusunda, çiftçinin eğitilmesi, maddi imkan sağlanması gerekirgen bizim üreticimiz çalışma yetine bankalarda ve icra dairelerinde cebeeşmektedir.Genç nüfus ülkeden kaçıp gitmenin hesaplarını yaparken kırsaldaki gençler şehirlere göç etmekte ısrar ederken yaşlı kesimde topraktan kopmakta ve tarımdan uzaklaşmaktadır.
Gelişmeler tarımda kırılma noktasını geçmişken ve hergün üretimsizlik hızla artarken, birde üretim planlaması yokken kim hangi bilgi, beceri ve maddi imkanla üretim yapacak.İşin en garip tarafıda ülkemizde 37 ziraat fakültesi ve bu fakültelerden mezun binlerce mühendis varken tarımın bu kadar gerilemeside anlaşılabilir değildir.Bunun temel nedeni arka planda yürütülen liberal zihniyetin karnının çatlarcasına doyurulmak istenmesi ve toprağa bağlılığın azaltılarak tarımsal üretimin büyük tekellere verilmek istenmesinden kaynaklanmaktadır.Yani üretimi ve materyallerini kaybeden ekmeğini, ekmeğini kaybeden ise hürriyetini yani özgürlüğünü kaybeder.Toplumda insanlar markete giderken yüzlerce hesap yapma durumunda kalıyor ve beslenme harcamaları limite düşüyorsa bu çok ciddi bir promlem olup, hele çocuklar için daha vahim bir tablodur.
Netice olarak; bizlerin arkasından gelen ve beslenemeyen bir nesil her türlü metabolik sıkıntıyla yaşayıp gelişemeyeceği için ülkemizin geleceğide bu anlamda düşündürücüdür.Açlık sınırının ve yoksulluğun tırmandığı bir ülkede bırakın tarımda teknolojiyi hayata geçirmeyi fırınlara bile girmek en büyük eylem olacaktır.Yani 1924 yılında 221 adet traktör alıp tarımsal ürün satarak bir çok fabrika kurulmuş iken bu verimli ANADOLU toprakları dururken dışarıdan saman dahil her türlü tarımsal ürünü alacak duruma nasıl düşürülmüştür.Burada iki veciz sözü okuyucularımla paylaşırsam durumumuz daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.Takdir sizlerin;
"Fakirlik insanın sözde dostlarını uzaklaştırır,
Ekmeksiz hürriyet, hürriyetsiz ekmek olmaz.