Eskiden okullarda duvara asılı balta, kürek, kazma olurdu.Onları yerinden alıp bir öğretmene, hatta bir başkasına zarar vermek kimsenin aklına gelmezdi.Çünkü biz sadece çocuk değildik…Terbiye görmüş, sınır bilen, saygı duyan çocuklardık.

Bizim çocukluğumuz temizdi, masumdu. Öğretmenlerimiz baş tacıydı.

Bir öğretmenin yüzüne bakarken bile edebimiz vardı. Şimdi çocuklar öğretmenine değil, tetiğe bakıyor.

Dün Şanlıurfa’da bir okul kurşunlandı. Bugün Kahramanmaraş’ta bir çocuk, silahlarla sınıfa girip ateş açtı. Bu artık tesadüf değil, bir çöküşün ilanıdır.

Bir çocuk! Altını çizerek söylüyorum: Bir çocuk!

Bu noktadan sonra kimse “ama” ile başlayan cümle kurmasın. Bu işin bahanesi yok.

Bu bir çöküştür ve bu çöküşün sorumlusu da bellidir. Aileler…

Çocuğuna sahip çıkmayan, Onu ekranlara teslim eden, “Benim çocuğum yapmaz” diyerek gözünü kapatan herkes bu tablonun ortağıdır.

Bir çocuk evden 5 silahla çıkıyorsa, orada çocuk değil;ihmal, sorumsuzluk ve umursamazlık konuşulur.

Bu, kader değil. Bu, düpedüz ihmaldir.

Ve sosyal medya…

Çocukların eline verilmiş kontrolsüz bir zehir. Şiddetin normalleştiği, hakaretin alkış aldığı, merhametin zayıflık sayıldığı bir bataklık.

Orada büyüyen bir zihin,ne kul hakkı tanır ne de vicdan.

Oysa biz, bir cana kıymanın bütün insanlığa kıymak olduğunu bilen bir inancın çocuklarıydık.

Şimdi o inancı konuşuyoruz, ama yaşamıyoruz.

Kimse kusura bakmasın: Bu çocuklar bir gecede cani olmadı. Biz adım adım görmezden geldik.

Şimdi de şaşırıyoruz.

Asıl utanç burada.

Bugün ağlayanlar, Dün görmezden gelenlerdir.

Bugün “nasıl oldu” diyenler, Dün “bana dokunmaz” diyenlerdir.

Bu iş artık nasihatle düzelmez. Net ve sert adımlar atılmak zorunda.

Sosyal medya çocuklar için sınırsız bir alan olmaktan çıkarılmalıdır.Gerekirse yasaklanmalı, gerekirse ciddi saat ve içerik kısıtlamaları getirilmelidir.

Aile olmak sadece çocuğu doyurmak değildir. Aile olmak, çocuğun zihnini de korumaktır. Bu yüzden ebeveynlik eğitimleri zorunlu hale getirilmelidir. Çocuk yetiştirmek “içgüdüyle olur” denilecek kadar basit değildir.

Evde silah bulundurup sonra “nasıl oldu” diye soramazsın. Silah varsa sorumluluk vardır. O sorumluluğu taşımıyorsan, bedelini toplum öder.

Okullar sadece ders anlatılan yerler değildir. Orası emanet yeridir. Her okulda güçlü psikolojik destek sistemi kurulmadan, bu yangın sönmez.

Ve en acı gerçek:

Biz çocukken öğretmenlerimizi korurduk. Şimdi öğretmenler çocuklardan korunmak zorunda kalıyor.

Bu, bir neslin kaybıdır.

Bugün hâlâ susarsak… Yarın sadece çocuklarımızı değil, vicdanımızı, merhametimizi, insanlığımızı da toprağa gömeceğiz.

Ve o gün geldiğinde, hiç kimse “benim haberim yoktu” diyemeyecek. Çünkü bu çöküş, gözümüzün önünde, hepimizin sessizliğiyle büyüyor.