Trabzon’da otomotiv sektöründe uzun yıllardır çalışan ustalar, sanayide değişen usta-çırak ilişkisini, meslek ahlakını ve yeni neslin sanayiye bakışını değerlendirdi. Eski dönemlerde çırakların ustalarına büyük saygı duyduğunu belirten ustalar, bugün ise mesleğe ilginin azaldığını, gençlerin daha kısa yoldan para kazanma beklentisiyle hareket ettiğini ifade etti.
Sanayinin eski kültüründe çırakların ustalarını ailelerinden biri gibi gördüğünü söyleyen Şener Günnar, geçmişte iş yerlerinde daha güçlü bir saygı ve disiplin ortamı olduğunu belirtti.
Günnar, “Eski ustalar daha dürüsttü. Daha iyi bir ortam vardı. Eskiden çıraklar ustalarına saygı duyardı. Ustalarını babalarından daha önde görürlerdi. Çünkü babaları onları iş yerine getirdikleri zaman ustaya, ‘Eti senin kemiği benim’ derdi. Şimdi öyle bir şey yok. Şimdi ayaklar baş, başlar ayak oldu” dedi.
“İyi usta olmak için önce ahlaklı olmak lazım”
İyi bir usta olmanın sadece el becerisiyle açıklanamayacağını vurgulayan Günnar, mesleğin temelinde ahlak, disiplin ve müşteriyle doğru iletişim olduğunu söyledi. Bazı ustaların kısa sürede yapılabilecek işleri uzatarak müşteriyi yanıltabildiğini belirten Günnar, bu anlayışın doğru olmadığını dile getirdi.
Günnar, “El becerisi sadece yeterli değil. Önce disiplinli ve ahlaklı olmak lazım. Karşındaki müşteriyi para olarak değil, insan olarak görmek lazım. İyi bir usta olmak için önce ahlaklı olmak lazım. Çok başarılı olmak için de iyi bir gözlemci ve iyi bir ticaretçi olmak lazım. Sadece sök takla olmaz, kendini geliştireceksin, araştıracaksın” ifadelerini kullandı.
Teknolojinin geliştiğini ancak insan emeğinin hâlâ vazgeçilmez olduğunu belirten Günnar, “Makineyi de yapan insan, onu çalıştıracak olan da insan. Yapay zeka, CNC makineleri çıktı ama onları da programlayan insan. Tamamen robotlaşmadık, illaki insan eli değecek” diye konuştu.
“Bir yıllık çırak araba alıyor, bizde ustanın bile arabası yoktu”
Yeni neslin sanayiye bakışını da değerlendiren Günnar, gençlerin bir anda para kazanma ve zengin olma isteğinin arttığını söyledi. Eğitim sisteminin de çırak yetiştirmede etkili olduğunu savunan Günnar, gençlerin sanayiye daha geç yaşta geldiğini belirtti.
Günnar, “Bizim zamanımızda bırak çırağı, ustanın bile arabası yoktu. Şimdi hem çırağın hem kalfanın arabası var. Bir senelik çırak araba alıyor. Şimdiki gençlik bir kerede zengin olmak istiyor. Televizyonlarda, telefonlarda gördüğü hayatı gerçek sanıyor. Hayat öyle değil. Hayat sanayiye gelecek, ayağına makas düşecek, o zaman gerçek hayata dönecek” dedi.
“Eski ustalar gibi usta bulamazsın”
Taner Günnar da sanayide eski usta kültürünün giderek kaybolduğunu söyledi. Kısa süre çalışan bazı kişilerin hemen dükkan açmaya çalıştığını, ancak işin devamını getiremediğini belirten Günnar, çırak yetişmemesinin sanayi için büyük sorun olduğunu ifade etti.
Günnar, “Eski ustalar gibi usta yok. Şimdi adam bir ay, iki ay çalışıyor, bilemedin bir sene çalışıyor. Dükkan açtığı zaman bir sene gitmiyor, kapatıyor. Sanayide çırak yetişmiyor. Kime gidersen git çırak yok” dedi.
Çırakların işe başlarken ilk olarak ücret sormasını eleştiren Günnar, ailelerin de çocuklarını meslek öğrenmeye yönlendirmesi gerektiğini söyledi. Günnar, “Eskiden babalarımız bizi ustaya teslim ederdi. Şimdi çocuk geliyor, ‘Bana kaç para vereceksin?’ diyor. Anne baba, ‘Bu çocuk iş öğrensin, elinde altın bileziği olsun’ demeli” ifadelerini kullandı.
“İş senden korkacak, sen işten korkmayacaksın”
Meslekte cesaretin ve işin içine girmekten çekinmemenin önemli olduğunu vurgulayan Taner Günnar, gençlere dikkat çeken bir tavsiyede bulundu.
Günnar, “Bir işi gördüğün zaman iş senden korkacak, sen işten korkmayacaksın. Çocuk elini sokacak, ‘Elim yağ oldu’ demeyecek. Ellerini yağın içine daldıracak ki işi öğrensin. Bir sene, beş sene, on sene çalıştın diye ‘Ben ustayım’ demeyeceksin. Ben 55 yaşındayım, hâlâ ‘Ben ustayım’ diyemiyorum” dedi.
Müşteri karşılamanın da mesleğin önemli bir parçası olduğunu belirten Günnar, “Müşteri geldiği zaman ayağa kalkacaksın, ‘Hoş geldin’ diyeceksin. Oturduğun yerden müşteriye bağırırsan o müşteri kaçar, bir daha gelmez. Müşteriyi ayakta karşılarsan almadığı şeyi bile alır gider” diye konuştu.
“Sadece el becerisiyle usta olunmaz”
Erdem Bıyık ise sanayide eski dayanışma kültürünün zayıfladığını belirtti. Eskiden bir usta başka bir ustanın yanına gittiğinde işin bırakılıp ilgilenildiğini anlatan Bıyık, bugün bu anlayışın azaldığını söyledi.
Bıyık, “Eskiden bir usta, bir ustanın yanına gittiği zaman işini bırakır, ilgilenirdi. Bir çıkmaz işin olduğunda giderdin, yardımcı olurdu. Şimdi öyle değil. Eski ustalığı bulamazsın, çok zor” dedi.
İyi bir usta olmak için el becerisinin tek başına yeterli olmadığını söyleyen Bıyık, “Diksiyonun iyi olması lazım. Araç arızalarını düzgün ve nitelikli şekilde anlatabilmen lazım. Müşteri bunu gördüğü zaman anlıyor. Bir arızayı kafa olarak çözemedikten sonra sadece parça söküp takmayla beceri olmaz” ifadelerini kullandı.
Müşterinin korunması gerektiğini vurgulayan Bıyık, yedek parça seçiminde de ustanın yönlendirici olması gerektiğini belirtti. Bıyık, “Müşteri anlamaz. Malzemenin kaliteli olup olmadığını ona anlatmak lazım. Müşteriyi doğru yönlendirdiğin zaman iş farklı bir noktaya gider” dedi.
“Gençler daha rahat para kazanmanın peşinde”
Yeni neslin sanayiye yaklaşımının zayıfladığını söyleyen Bıyık, eleman bulma sorununun ciddi boyuta ulaştığını ifade etti.
Bıyık, “Biz ustamıza, ‘Bizi işe alır mısın?’ dediğimiz zaman para sormazdık. Gider çalışırdık. Ustamız bir şey verirse alırdık. Şimdi gelen, ‘Maaş ne vereceksin?’ diyor. İki gün çalışıyor, üç gün gelmiyor. Daha rahat çalışmanın ve daha rahat para kazanmanın peşindeler” diye konuştu.
Bıyık, eğitim hayatında başarılı olamayan ancak eli mesleğe yatkın olan gençlerin mutlaka bir meslek dalına yönelmesi gerektiğini belirterek, “Eli yatkınsa bir meslek dalı seçmesi onun için daha iyi olur. Okuyup diploma alıp karşılığını veremedikten sonra meslek sahibi olmak daha doğru olabilir” dedi.
“Saygı ve sevginin olduğu yerde sistem yürür”
Ayhan Arpacı da eski dönemde usta ile çırak arasında aile bağı olduğunu söyledi. Çırakların ustalarına saygılı olduğunu belirten Arpacı, bugün ise işlerin daha resmi kurallar çerçevesinde yürüdüğünü dile getirdi.
Arpacı, “Eskiden çıraklar ve usta arasında aile bağları vardı. Hafta sonları birliktelik vardı. Çırak ustasına, babasına saygılıydı. Şimdi yeni yasalar gereği iş güvenliği ve okullar var. Bunların üzerinden yürümek daha resmi ve daha güzel oluyor” dedi.
Meslekte en önemli unsurun saygı, sevgi ve müşteri memnuniyeti olduğunu söyleyen Arpacı, “Saygı ve sevginin olduğu yerde işler de yürür, sistem de yürür. En büyük özellik de müşteri memnuniyetidir” ifadelerini kullandı.
“Parça alırken üç yere sorun, üç ustadan fiyat alın”
Müşterilere de uyarılarda bulunan Arpacı, özellikle yedek parça ve işçilik fiyatlarında araştırma yapılması gerektiğini söyledi. Trabzon’da fiyat değişkenliğinin yaşandığını belirten Arpacı, “Kesinlikle bir kişiye dostum, ahbabım diye takılmayın. Alacağınız parçanın markasını öğrenin, üç parçacıya sorun ve üç ustadan fiyat alın. Hangisi iyiyse onu tercih edin” dedi.
Teknolojinin sanayide öneminin arttığını kaydeden Arpacı, yeni nesil araçlarda bilgisayar ve yazılım bilgisinin artık zorunlu hale geldiğini ifade etti. Arpacı, “Eskiden sadece usta bunu becerebiliyordu ama artık elektrik ve elektronikten anlayan arkadaşların da olması lazım. Cihazı iyi kullanmamız lazım ki arızayı bulalım, müşteriyi mağdur etmeyelim” diye konuştu.
“Çocuklar tatilde sanayiye yönlendirilmeli”
Çırak yetişmemesinin önüne geçilmesi için çocukların küçük yaşlarda mesleklerle tanıştırılması gerektiğini söyleyen Arpacı, yaz tatillerinin bu anlamda fırsat olduğunu belirtti.
Arpacı, “Aileler çocuklarını ezmek istemiyor ama bu yanlış bir düşünce. Çocuklar yaz dönemlerinde tatile değil, sevdikleri ve yapabilecekleri işlere yönlendirilmeli. İlkokul ve ortaokul çağında seçim yapılırken sanat okulları tercih edilmeli. Aksi takdirde her geçen gün geriye gidiyoruz” dedi.
Gençlere seslenen Arpacı, “Babalarımıza güveneceğiz ama babalarımız bugün var, yarın yok. Lütfen bir iş yapın. Ne yaparsanız yapın, muhakkak severek yapın ve o işte başarılı olun” ifadelerini kullandı.
“Eski ustalar sertti ama iş öğreticiydi”
Nurettin Azak ise eski ustaların daha sert, kararlı ve disiplinli olduğunu belirtti. Bugünün gençlerine aynı yöntemlerle yaklaşmanın zor olduğunu söyleyen Azak, yeni dönemde daha nezaketli ve merhametli bir eğitim anlayışının gerekli olduğunu ifade etti.
Azak, “Eski ustalarımız çok keskin, çok kararlı, aynı zamanda çok acımasız ve iş öğreticilerdi. Şu anda biz, eski ustaların uyguladığı tavırları uygulamadan iyi bir eğitim verebilmek için daha nezaketli ve merhametli olmaya çalışıyoruz” dedi.
Gençlerin işi kolay bırakabildiğini ve mesleğe bağlılıklarının zayıf olduğunu belirten Azak, bunun eskiye karşı bir özlem oluşturduğunu söyledi. Azak, “Çocuklar şimdiki zamanda daha kolay işi bırakıyor. İşlerine bağlılıkları az olduğu için zor bir durum ortaya çıkıyor” diye konuştu.
“Hangi iş olursa olsun severek yapılmalı”
Meslek seçiminde sevginin belirleyici olduğunu vurgulayan Azak, “Hangi iş olursa olsun, çöpçü de olsanız, mesleği severek yaparsanız her türlü başarıya ulaşabilirsiniz” dedi.
Yeni nesil çırakların sosyal medya etkisiyle farklı beklentiler içinde olduğunu söyleyen Azak, sanayi eğitimine geç yaşta başlamanın da işi zorlaştırdığını belirtti. Azak, “Yaşlar ilerledikçe sanayi eğitimi zorlaşıyor. Çocuklar başıboş olabiliyor, sosyal medya bağımlısı oluyor ve eski öğretileri sağlayamıyoruz. Lise mezunu çocuklara eğitim vermek daha zor oluyor. Söylediğiniz şeyin karşılığında lafı peşin oluyor” ifadelerini kullandı.
Azak, ailelerin çocuklarını küçük yaşlardan itibaren doğru yönlendirmesi gerektiğini belirterek, “Çocuk ailede nasıl emanet görülüyorsa, bizlere de o şekilde emanet edilmeli. Fakat yetişmiş çağlarda oldukları için eğitmek zor oluyor. Bir söz üzerine işi bırakıp gidebiliyorlar. O yüzden belirli bir bağlayıcılık olmuyor” dedi.
Sanayide ortak çağrı: Meslek öğrenmek gelecek güvencesidir
Trabzon’daki ustaların ortak görüşü, sanayide yalnızca teknik bilginin değil; ahlak, saygı, disiplin, sabır ve müşteri memnuniyetinin de en az el becerisi kadar önemli olduğu yönünde oldu. Ustalar, gençlerin aile desteğine güvenmek yerine bir meslek edinmesi gerektiğini vurgularken, mesleğin “altın bilezik” olduğunu ve gelecekte ayakta kalmanın en önemli yollarından birinin üretmekten geçtiğini ifade etti.