Son haftalarda takımlarının galip gelmesine karşın maçlarına istenen ilgiyi göstermeyen, bundan ötürü de taraftarlarını tanımayanlar tarafından eleştiri yağmuruna tutulan taraftarlar, takımlarının gözü önünde hem de Fenerbahçe’ye yenildikten sonra alkış yağmuruna tuttular, hem de ayakta! İşte benim gözümde Türkiye liglerinin sıra dışı taraftarları demem ondandır. Kendilerini eleştirenlere bu asil davranışlarıyla adeta ders verdiler. “Benzemez bize kimse” dedirttiler. Daha doğrusu, “Böyle oynayın, yenilin!” dediler. Onlar iyi biliyorlar ki böyle arzulu, mücadeleli oyun sergileyen takımın yenilgisi istisnadır. Bu hareketleriyle “Yenen her zaman haklıdır” sözünü çürütüp, her yenilginin kusur olmadığını haykırarak parmak bastılar. Ben de bu sevdalı milyonlara sevgiler gönderiyorum; devam böyle!
Gelelim maça… Dün gece Avni Aker’de, özellikle maçın ilk diliminde adına yakışır bir kora kor mücadelenin yanında, takımlar kurgularını sahaya yansıtırken hatalardan da olsa peşi sıra 4 gole imza attılar. Hatalardan demişken demez miyiz, futbol bir hatalar oyunudur. Evet, belki iki takım adına da ahım şahım bir oyun yoktu ama seyir zevki güzeldi, güzeldi! Bu sezon belki böyle bir maç izleyemeyebiliriz.
Şimdi… Fenerbahçe ön baskıyla başladı. Trabzonspor arkada karşıladı. Fenerbahçe hocasının kadro açısından eli genişti. Fatih Tekke’nin eli ise dardı. Bunlara şimdilik girmek istemiyorum, belki bir başka yazımda.
Efendim, vardı yoktu bir tarafa; iki takımın da oyun kurucuları ve golcüleri belliydi. Aşağı yukarı görevlerini yaptılar. Ben kendi adımıza konuşayım: Sonucu tayin edeceklerden biri Muçi’ydi, ilk fırsatta görevini ifa etti. Diğeri Onuachu ise ilk yarıda buluştuğu üç hava topundan birini gole çevirdi. Diyeceğim odur ki; Muçi bulursa gol atacak ama “daldaki kuştan eldeki kuş daha elzemdir” misali, üç ortanın birini gol yapan Onuachu’ya neden daha fazla orta atılmaz?
Hadi ilk yarıyı geçtik; bizimkiler ortalar attılar da ben mi görmedim? Yoksa Fenerbahçeliler mi gol izni vermediler? Bir başka püf noktası ise, üzerine üzerine gelen Fenerbahçe’yi kontra paslarla alt etmek yerine kısa kısa paslarla oynama isteği neyin nesiydi? Yoksa pas zenginine puan mı veriyorlar?
Son olarak, gol pası verircesine Fenerbahçe forvetlerine refakat eden kenar beklerine neden önlem alınmadığını merak ediyorum ve sormak istiyorum. Sakın buna da “kadro mu vardı” demeye kalkmayın! Bilmem derdimi anlatabildim mi?