Dün akşam bir kez daha yeni bir hakem skandalıyla karşı karşıya kaldık. Her hafta canhıraş şekilde sürdürdüğümüz ikincilik mücadelesinde, bizi adeta can çekiştirir hale getiren hakem grubu, dün gece son darbeyi de vurdu. Ben de o an, Türk hakemliğinin cenaze namazını zihnimde kıldım. Buyurun efendim; er kişi niyetine!

“Er kişi niyetine!”… Tasavvufta tekâmülünü tamamlamış, kemale ermiş, olgunluğa ulaşmış insanı ifade eder.

Türk futboluna bu niyetle baktığımda, “er kişi” olarak kimi gösterebilirim, doğrusu bilmiyorum.

Yönetimler; kişisel çıkar, rant ve güç uğruna hareket ediyor. Aklı ve sağduyuyu bir kenara bırakıp kitleleri yönlendirme derdindeler. Camiaların duygularını ve algılarını, kendi menfaatleri için her yolu mübah sayarak şekillendiriyorlar.

Gücü elinde bulunduranlar ise bunu her türlü argümanı kullanarak sürdürmeye devam ediyor: Kimi hakem grubuyla, kimi medya gücüyle, kimi de siyasetle…

Kısıtlı bir kadroyla girdiğimiz ligin ikinci yarısında, gücümüzü tasarruflu kullanmaya çalışırken bir de bu düzenle mücadele etmek zorunda kalmamız, bizi en çok yıpratan unsur oldu.

Bu süreçte sahada alınan sonuçlar, camia içinde bizi birbirimize düşürmeye başladı.

Kendi içimizde scout ekibini, oyuncuları, teknik heyeti ve yönetimi sorgular hale geldik.

Oysa bu ekibin tamamının henüz kemale ermemiş olması doğaldır. Tekâmül, hayatın her anında devam eden bir süreçtir.

Trabzonspor camiasının kodlarında ise, gücün kurduğu zulüm düzenine baş kaldırmak ve o statükoyu yıkmak vardır.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bu mücadelede yıkılmaz bir duvar gibi yan yana durabilmek, bir ve birlikte kalabilmektir.