Ben bu yurdum insanını çok seviyorum.
Şehir içinde kurban bayramı hayvan pazarı Gülcemal dolgu alanına kuruldu.
Eyvallah.
Cuma, Cumartesi ve Pazar günü sahile indim, kokudan geçilmiyor.
Eyvallah.
Buna da katlanırız.
Ancak, yürüyüş yolunda olmadık tacize uğradım.
Gazeteci yazsana bu kokuyu.
Ey, iktidar yanlısı gazeteci yazmaya korkansın değil mi?
Ha bu koku sana hoş mu geliyor?
Buna da eyvallah.
Sonra bu tepkiyi koyan birkaç okuruma dostuma vatandaşa dedim ki..
“Gelin hayvan pazarının önüne, çekeyim görüntünüzü yapın açıklamanızı, manşetten haberi vermezsem namerdim..”

Hiç kimse gelmedi.
Bak buna eyvallah demem.
Yurdum insanını çok seviyorum, maşa kullanmayı artık alışkanlık haline getirmiş.
Oysa ben yanmasam sen yanmasan nasıl bu koku, mis kokusuna dönüşecek..
xXx
Trabzon ve kızamık!
Ülkede kızamık olaylarında artış var.
Trabzon’da da artış var mı?
Bilgi almak zor.
Artışın sebebi mülteciler olarak nitelendiriliyor.
Bu biraz ırkçı yaklaşım değil mi?
Sonra bir doktor arkadaşa danıştım.
Olur mu bu sebep
Olabilir dedi.
Zira, mülteci çocuklarının çoğu rutin aşıları vurmamış.. Vurulmamış.. Vurulamamış. Yani aşısız..
Sağlık Müdürlüğü SOS
Dikkat.
xXx
Kuveytli dostlar yüzünüz kızardı mı?
Doha’dan Trabzon’a direkt uçuşun ilk gününde, havalimanında karşılama töreni yapıldı.
Şehrin tüm dinamikleri oradaydı.
Bir tek yerel medya davet edilmedi.
Kuveytli dostlar öyle emir buyur(muş).
Bu şehre ve yerel medyaya hakarettir.
Kişisel tavrımı bu anlamda koyuyor, bir yerel gazeteci olarak kınıyorum.
Yerel Medya, bu şehir için her türlü sorumluluğu yüklenir.

Nitekim davetli olmadığı organizasyonu sayfalarında yayınladı.
Trabzon için.
Trabzon turizmi için.
Kuveytli dostların yüzün kızarmış mıdır?

Bilemem.
Biz bu şehrin menfaati için usturaya yumruk da atarız.
Kuveytli dostların ukalalığına yumruğu attık.
Dışlansak da şehrin menfaati varsa, alkışlarız.
Haberleri yaparak, alkışladık.
xXx
Bu ne perhiz meselesi!
Dikkatli okurlarımız der ki.
Hem Kuveytlilere sallıyorsun hem de Cemiyet Başkanın davete icabet edip katılmış. Ses çıkarmıyorsun.
Ona niye demiyorsun ki, senin orada ne işin var.
Üyelerinin büyük çoğunluğunu oluşturan arkadaşlarına ambargo konmuş sen oradasın.
Bu ne perhiz ne lahana turşusu.
Haklısınız.
Ama cemiyet başkanı ve aktif gazeteci. Davet edilen ajansta çalışıyor. Orada görevi.

Kuveytli dostlara, yerel medyaya ambargo konulması yanlış dedi. Hatalı dedi. Ayıp dedi. Yüzlerine. Bunu biliyorum.
Onlar da yakında daha geniş tanıtım toplantısı yapacağız, orada buluşacağız demiş.
Okurlarımı bilgilendiririm.
xXx
Rezaletten de öte...
Maraş caddesindeyim.
Önümü bir kadın kesti.
Seni okuyorum dedi.
Erdoğdu dolmuşunda bir rezalet yaşadım diye dert yandı.
Anlattı.
“Ben ilk sırada oturuyordum. Ara durakta bebek arabalı bir anne dolmuşa el attı. Alınmadı. Sonra yol aldık. Ayakta yolcu aldı. Şaşırdım. Yanımdaki bay şöyle dedi. Hep yapıyorlar bebek arabalı yolcuyu alsa ayakta yolcu alamayacaklar. Şaşırdım. Beddua ettim..”

Ben de ediyorum..
Şimdi oda başkanı Ömer Hakan Usta’ya sesleniyorum.
Bedduada haklı mıyım..?Haksız mıyım..?
xXx
Bu ölüm çok erken oldu!
Her ölüm erkendir.
O’nu genç bir gazeteciyken tanıdım.
Trabzonspor yöneticisi olmuştu.
Gümüşhaneli, Ayasofya Mahallesi'nden Ankara’da iş adamı.
Yürekli bir dosttu.
Her Ankara deplasmanında ofisinde buluşur, Trabzonspor’u tartışır, ülkenin genel siyasi gündemini yorumlardır.
O ofise özellikle zamanın TRT’sinin en ünlü simaları da gelirdi.
Trabzonsporlu futbolcularda.

O futbolcular ki günün erkek modasını Ankara’daki mağazalardan takip ederdi.
Futbolcular ile alış verişe çıkar kimsenin elini cebine attırmazdı.
Çok yönlüydü.
Siyasi aktüel dergi Parlamento’yu çıkardı.
Trabzon’da bir yerel gazetenin ilk sahibi oldu.
Eli herkese uzandı.
Kucakladı.
Milletvekilliği tekliflerini kabul etmedi.
Kardeşi Kemalettin Aydın’ı bir adım öne sürdü.
Nurettin Aydın.
Nurettin Abi.
Nurettin Baba
Çok erken gittin çok erken.
Mekanın cennet olsun.
xXx
ZAYTUNG
'Camiayı bilen bir Türk isme takımı emanet etmek istiyoruz'' diyen Ali Koç'un Rambo Okan'ı işaret ettiği iddia edildi...