Üstelik bu algının büyümesine, zaman zaman bazı medya hesaplarının ve sözde haber sayfalarının da katkı vermesi işin boyutunu farklı bir noktaya taşıyor.
Son örnek ise Kurban Bayramı tatilinde Uzungöl'de yaşandı...
Körfez ülkelerinden gelen turistlerin yoğunluğu nedeniyle ortaya çıkan görüntüler sosyal medyada dolaşıma girdi.
Ancak dikkat çeken nokta şu:
Bu görüntüleri ilk paylaşanlar Trabzonlular değil, bölgeyi ziyaret eden turistlerin kendileri...
Yani insanlar gezdikleri, beğendikleri ve keyif aldıkları bir destinasyonu kendi sosyal medya hesaplarından paylaşmış.
Sonrasında ne oldu?
Her yıl aynı senaryoyu devreye sokan bazı hesaplar görüntüleri alıp farklı başlıklarla servis etmeye başladı.
Kimileri "işgal" dedi...
Kimileri Trabzon'u hedef gösterdi...
Kimileri de etkileşim uğruna toplumsal gerilimi körüklemeyi tercih etti.
Ancak burada dikkat çeken büyük bir çelişki var.
Aynı kişiler Antalya sahillerinin Rus ve Ukraynalı turistlerle dolmasını, Ege kıyılarının Avrupalı turist akınına uğramasını büyük bir ekonomik başarı olarak görüyor.
Orada kalabalık olunca turizm oluyor...
Trabzon'da olunca sorun oluyor...
İşte bu yaklaşımın sorgulanması gerekiyor.
Elbette her turist profili eleştirilebilir, turizmin şehir üzerindeki etkileri tartışılabilir.
Ancak eleştirinin milliyet üzerinden yapılması, insanların geldikleri ülkeye göre değerlendirilmesi başka bir noktaya işaret ediyor.
Sosyal medyada bu tür paylaşımların önemli bir kısmının amacı ise aslında çok açık:
Etkileşim...
Bir video paylaşılacak.
Altında yüzlerce kişi tartışacak.
Karşılıklı hakaretler, polemikler yaşanacak.
Hesap sahibi de bu tartışmadan elde ettiği görüntülenme ve erişim rakamlarıyla sayfasını büyütecek.
Yani Trabzon umurlarında değil...
Turizm umurlarında değil...
Dertleri sadece rakam.
Oysa meseleye daha geniş açıdan bakmak gerekiyor.
Antalya'ya Rus ve Ukraynalılar gelsin...
Ege'ye Avrupalılar gelsin...
Trabzon'a Körfez ülkelerinden, Kafkaslardan, Çin'den ve dünyanın dört bir yanından turist gelsin...
Yeter ki Türkiye turizmden daha fazla pay alsın, şehirlerimiz kazansın, esnafın yüzü gülsün.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç de dün aslında bu tartışmalara oldukça net bir cevap verdi.
Genç, "Buraya gelen herkes bu yapılan yorumların farkında. Onlar esasında bir şehri karalamakla değil, ülke ekonomisiyle oynuyor" diyerek dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.
Bir başka gerçek daha var...
Körfez ülkelerinden gelen turistler bugün Trabzon'u tercih ediyor diye rahatsız olanlar, yıllar önce aynı turistlerin Marmara Bölgesi'ndeki bazı şehirlerde yoğunlaşmasına ses çıkarmıyordu.
O dönem ne sosyal medyada bu kadar eleştiri vardı ne de bu kadar sert ifadeler kullanılıyordu.
İş Trabzon'a gelince tonun değişmesi de ister istemez insanın aklına farklı sorular getiriyor.
Demek ki mesele sadece turizm değil...
Demek ki bazıları Trabzon'un yükselen turizm markası olmasını da hazmedemiyor.
Ama gerçek şu:
Trabzon artık Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri.
Ve görünen o ki bu durum bazılarını rahatsız etmeye devam edecek...







