Tekke, rakip teknik direktör Sergen Yalçın’a sahip çıkan ifadeleriyle aslında Türk futbolunda çok sık karşılaşılan bir refleksi hatırlattı. Galibiyet geldiğinde her şeyin bahar havasına büründüğünü, mağlubiyet ya da kötü gidiş dönemlerinde ise bugüne kadar yapılanların hızla unutulduğunu vurguladı.
Bu tespit, sadece Sergen Yalçın özelinde değil, Türkiye’de teknik direktörlere bakışın genel fotoğrafı açısından da önemli. Çünkü futbolumuzda sabır çoğu zaman skor tabelasına bağlı ilerliyor. Birkaç iyi sonuç, tüm eksikleri perdeleyebiliyor; birkaç kötü sonuç ise planı, emeği ve geçmişteki başarıları kısa sürede değersizleştirebiliyor.
Fatih Tekke’nin “10 yıl öncesine kadar başarıyı yakalamak daha zordu” anlamına gelen sözleri de bu açıdan dikkat çekiciydi. Bugünün futbolunda imkanlar, analiz yöntemleri, veri kullanımı ve oyuncuya ulaşma biçimleri değişmiş olsa da beklenti baskısı çok daha sert hale geldi. Teknik adamların sadece saha içiyle değil, algıyla, sabırsızlıkla ve anlık tepkilerle de mücadele etmesi gerekiyor.
Tekke’nin en önemli cümlelerinden biri ise olumlu bir konu varsa, yüzde 1 bile olsa onu çekip alacağını ve onu konuşacağını söylemesiydi. Bu yaklaşım, aslında teknik adamlık kadar liderlik meselesidir. Çünkü kötü gidişlerde sürekli olumsuzu büyütmek, takımı da camiayı da daha ağır bir psikolojinin içine sürükler. Bazen çıkış yolu, büyük cümlelerden değil, küçük de olsa doğru bir işareti görüp onun üzerinden yeniden güven inşa etmekten geçer.
Bu nedenle Fatih Tekke’nin Sergen Yalçın’a dair sözleri, yalnızca meslektaş dayanışması olarak görülmemeli. Burada Trabzonspor camiasının da çıkarması gereken bir ders var. Başarı sadece galibiyetlerden ibaret değildir; doğru planı, sabrı, emeği ve istikrarı da koruyabilmektir.
Futbolda herkes sonuç ister. Ancak kalıcı başarı isteyenlerin, yalnızca tabelaya değil, sürecin ne anlattığına da bakması gerekir. Fatih Tekke’nin açıklamalarını önemli kılan da tam olarak budur: Sergen üzerinden söylenen sözler, aslında herkesin kendi camiasına tutması gereken bir aynadır.