KÜLTÜRSÜZ YOLA MİLYONLAR AKACAK
Trabzon’da 6-15 Haziran tarihleri arasında, içinde kültür olmayan ve Trabzon’a hiçbir faydası olmayacak bir Kültür Yolu Festivali yapılacak.
Ne belediyeler, ne valilik ne de üniversite organizasyondan adam akıllı haberdar değil.
Toplantılara Büyükşehir Belediyesini çağırmadıkları gibi bir de üstüne üstlük belediyeden yer istemişler.
Zaten geçen seneden sabıkası kabarık olan, şehitlerimizin yası tutulurken bangır bangır konser yapan Kültür Yolcuları; bu sene ne sergi ne sanatsal bir faaliyet ne de yerel sanatçılara yer vermiş.
Şehir dışından bir organizatör, şehir dışından reklamcılar ve şehrin her yerine asılan devasa afişler, yok sayılan basın ve yayın organları… (Organizasyon şirketi Büyükşehir Belediyesine reklam vergisi ödemiş mi?)
Maalesef böyle kültürsüz bir festivali Trabzon’a iyilik yapıyormuş gibi gösteriyorlar. Burada Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan’ın ismi çok geçiyor ve Trabzon ile iplerin kopmasında gereğini yapmadığı söyleniyor.
Büyükşehir Belediyesini yok sayan Kültür Yolcuları, işi Ankara’ya “Bize destek olmuyorlar” diye iletmişler.
Şehre ve en önemlisi şehrin yöneticilerine saygısı olmayan kişilerin, bu şehrin yöneticilerinden de saygı bekleyemeyeceğini öğrenememişler.
Yazık… Şehir sahipsiz olunca herkes de kendi atını koşturuyor. Bakalım, kültürsüz Kültür Yolu Festivali’ne muhalefetin tepkisi ne olacak?
DÜNYA TANIYOR, YA BİZ NE YAPIYORUZ!
Trabzon’da turizmin çeşitlendirilmesi ve kentin tarihi mirasının daha etkin değerlendirilmesi amacıyla geçtiğimiz günlerde dikkat çekici bir proje önerisi gündeme geldi.
Kentin tanıtımında sık sık Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in yönettiği ve Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu şehir vurgusu yapılmasına rağmen, bu tarihi mirasın turizme yeterince kazandırılamadığı belirtiliyor.
Kulislerde konuşulan öneriye göre, Trabzon’da Osmanlı’nın üç büyük hükümdarı olan Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın şehirle olan bağlarını anlatan kapsamlı bir müze kurulması isteniyor.
Projede, söz konusu padişahların Trabzon’da yaşadıkları, yönettikleri veya iz bıraktıkları noktaların belirlenerek ziyaret rotalarına dönüştürülmesi, şehir genelinde tarihi durakların oluşturulması ve ziyaretçilere kapsamlı bir tarih deneyimi sunulması hedefleniyor.
Önerinin en dikkat çekici kısmını ise müze oluşturuyor. Edinilen bilgilere göre, Topkapı Sarayı’nda bulunan ve bu padişahlara ait olduğu bilinen kıyafetler, silahlar, günlük kullanım eşyaları ve çeşitli tarihi eserlerden bazı örneklerin Trabzon’da sergilenmesi gündeme getiriliyor.
Bu eserlerin belirli bir bölümünün kente kazandırılmasının hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekeceği değerlendiriliyor.
Kulislerde, “Her programda, her törende bu isimleri anıyoruz. Ancak bunu yalnızca söylemde bırakmamak gerekiyor. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Trabzon’daki izlerini görünür hale getirecek projeler hayata geçirilmeli. Tarihimizi ödüllendirmek ve turizmi çeşitlendirmek istiyorsak bu mirası daha güçlü kullanmalıyız” görüşü dile getiriliyor.
Özellikle Trabzon milletvekilleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu konuda ortak bir çalışma yürütmesinin kente önemli katkı sağlayacağı ifade edilirken, böyle bir müzenin Trabzon’un kültür turizminde yeni bir çekim merkezi oluşturabileceği belirtiliyor.
ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPTI…
Geçtiğimiz haftalarda Sürmene’de dikkat çeken bir olay yaşanmıştı.
Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu’nun 2 yıl değerlendirme toplantısının ardından eski Belediye Başkanı Rahmi Üstün, Azizoğlu’nun açıklamalarını yalanlayan bazı ifadeler kullanmıştı.
Biz de işin detaylarını öğrenmiş ve sizlere aktarmıştık.
Geldiğimiz noktada ise Azizoğlu ve Üstün arasındaki problemlerin bir nebze de olsa sona erdiğini gösteren bir görüntüyü sizlere aktaralım.
Neticede bayramda küslük olmaz…
Başkan Azizoğlu, küçük olmanın getirdiği sorumlulukla beraber Üstün’ü ziyarete gitti.
İkili arasında bu açıklamalarla ilgili bir konuşma geçmedi.
Ancak aralarındaki buzların eridiğini söyleyebiliriz.
Başkan Azizoğlu, Sürmene gibi bir ilçede en azından bundan sonra da bu kültürün devam etmesini istiyor.
Partili olsun veya olmasın, ilçenin yaşayan belediye başkanları yeni başkanlar tarafından ziyaret edilerek hem hayır duaları alınsın hem de gönüller bir olsun.
AK PARTİLİ İSİM BUNU İSTİYOR…
AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı Seyit Hisoğlu, bayram süresince yerinde durmadı.
Herkese bir şekilde dokunmaya çalıştı.
Kendisi de bu süreçteki çalışmalarını, “Motor soğutmadık, arada da fırsat bulursak uyuduk” sözleriyle aktarıyor.
Başkan Hisoğlu, bu süreçte görev bölgesi olmamasına rağmen Uzungöl’de de bazı ziyaretler gerçekleştirdi.
Biz de kendisiyle Arap turistlerin her yıl gündem yapılmasıyla alakalı olarak bir görüşme gerçekleştirdik.
Öğrendik ki Hisoğlu’nun bazı projeleri var.
Üstelik şehrin tamamını etkileyecek anlamlı projeler bunlar.
Bu konuda Başkan Genç ile görüşmeye hazırlanıyor.
Arap turistlere yönelik özel programlar hazırlamak.
Mesela Ganita’da belirli aralıklarla Arapların sevebileceği sanatçılar çıkartmak gibi.
Bir diğeri de yemek kültürüyle alakalı.
Belki bir Gastronomi günü ya da kermes düşüncesi de var Başkan Hisoğlu’nun.
Anladığımıza göre Arap turistlerin esnaf için, şehir için ne derece kıymetli olduğunun farkında.
Umalım ki şehre faydası olacaksa en güzeli yapılsın.
3 YILLIK EMEK MASADA GİTTİ
Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu sezon uyguladığı sistem, Trabzonspor U19 takımının üç yıllık emeğini birkaç maçlık bir organizasyona kurban etti.
Trabzonspor U19 Takımı, sezon boyunca rakiplerini geride bırakarak Türkiye U19 Ligi şampiyonu oldu.
Üstelik bu başarı bir tesadüf de değildi.
Bordo-mavililer üst üste üçüncü kez şampiyonluk sevinci yaşadı.
Normal şartlarda bu başarının karşılığı Avrupa'da Türkiye'yi temsil etmek olmalıydı.
Ancak TFF'nin aldığı kararla işler değişti.
Sezon boyunca onlarca maça çıkan, istikrarını koruyan ve ligi zirvede tamamlayan takımın kaderi, sezon sonunda düzenlenen dört takımlı mini bir organizasyona bırakıldı.
Yani lig şampiyonu olmak artık tek başına yeterli değildi. Şampiyon takımın yeniden kendini ispatlaması istendi.
Peki neden?
Bir takım ligi birinci bitiriyorsa zaten en iyi takım olduğunu kanıtlamış olmuyor mu?
Alenen "Ver misketlerimi, oynamıyorum, bir daha oynayacağız..." denildi.
Tam olarak yaşanan da buydu.
Trabzonspor U19 Takımı finalde Göztepe ile karşı karşıya geldi.
Mücadele 3-1 Göztepe'nin üstünlüğüyle sona erdi.
Sonuç olarak Türkiye şampiyonu Trabzonspor, Avrupa bileti alamadan organizasyona veda etti.
Burada mesele Göztepe'nin galibiyeti değil.
Göztepe sahada kazandı ve hakkıyla kazandı.
Tartışılması gereken konu, sezon boyunca ortaya konulan emeğin birkaç maçlık bir turnuvayla değersiz hale getirilmesidir.
Bugün Trabzonspor'un başına gelen yarın başka bir kulübün başına gelebilir.
Bir takım sezon boyunca zirvede kalacak, şampiyon olacak, kupayı kaldıracak ama Avrupa'ya gitmek için yeniden sınava girecek...
Bunun spor mantığıyla açıklanabilecek bir tarafı var mı?
Daha da önemlisi, bu genç oyunculara ne anlatacaksınız?
"Şampiyon oldunuz ama aslında olmadınız" mı diyeceksiniz?
Üç yıl üst üste Türkiye şampiyonu olan bir altyapının Avrupa'dan uzak kalması, Türk futbolu adına da ciddi bir kayıptır.
Altyapıların en büyük motivasyonu uluslararası arenada boy göstermek, kendilerini Avrupa vitrininde gösterebilmektir.
Trabzonspor U19 Takımı bu hakkı sahada kazandı. Ancak aldığı sonuçla değil, uygulanan sistem nedeniyle Avrupa hayaline veda etti.
Bu kararda imzası olanlar bir kez daha düşünmeli.
Çünkü bu sistemin kaybedeni sadece Trabzonspor değil, Türk futbolunun geleceğidir.
TRABZONSPOR O İSMİ KULLANMALI MI?
Trabzonspor’un unutulmaz isimlerinden Şota Arveladze, UEFA Şampiyonlar Ligi zaferi yaşayan vatandaşı Khvicha Kvaratskhelia ile maçın ardından bir araya geldi.
Maçın ardından gerçekleşen buluşmada iki Gürcü futbol adamının samimi görüntüsü dikkat çekti.
Kvaratskhelia’nın, Trabzonspor tarihine damga vuran Şota Arveladze’ye büyük saygı duyduğu biliniyor.
Şota ve Arçil Arveladze, yalnızca Trabzonspor’un değil, Gürcistan futbolunun da en önemli figürleri arasında yer alıyor.
Bu nedenle Trabzonspor’un özellikle Şota Arveladze gibi camiayı yakından tanıyan, bölgede saygınlığı bulunan bir ismi daha etkin şekilde değerlendirmesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.
Trabzonspor’un halihazırda Gürcistan ve çevresinde izlediği, beğendiği oyuncular olduğu bilinirken, Şota Arveladze’nin bu süreçlerde önemli bir referans olabileceği değerlendiriliyor.
Hem Trabzonspor’u hem de bölge futbolunu yakından tanıyan Şota’nın, bordo-mavili kulüp için her koşulda elinden gelen katkıyı sunacağı düşünülüyor.
Bu noktada Trabzonspor’un, Şota Arveladze gibi değerleri göz ardı etmemesi ve kulüp adına doğru şekilde kullanması gerektiği ifade ediliyor.