DOĞAL BİR ORTAM OLUŞTU
TBMM Ulaştırma, İmar ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu ile AK Parti Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın dün Beşikdüzü’nde adeta gün boyu programdan programa koştu.
Biz de onların hızına yetişmek için elimizden geleni yaptık.
Günün ilerleyen saatlerinde Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç de heyete katıldı.
Park açılışı için alana gelen heyet, Karaismailoğlu’nu beklerken ortaya oldukça doğal bir tablo çıktı.
Son günlerde benzerini sık sık görüyoruz.
Başkan Genç’in “Vatandaş soruyor, Başkan cevaplıyor” programını andıran bir ortam, bu kez herhangi bir hazırlık olmadan kendiliğinden oluştu.
Hazır Büyükşehir Belediye Başkanı’nı karşılarında bulan muhtarlar da fırsatı kaçırmadı.
Kimi yayla yollarını anlattı, kimi mahallesinin sorunlarını sıraladı, kimi de araya girip “Dur hemşehrim, Beşikdüzü’nün daha 34 mahallesi duruyor” diyerek ortamı yumuşattı.

Başkan Genç ise talepleri tek tek dinledi, not aldı, cevap verdi.
Kısacası park açılışı öncesi bekleme alanı, bir anda Beşikdüzü ve Vakfıkebir’in mini istişare toplantısına dönüştü.
KARAİSMAİLOĞLU’NUN TRABZON MESAİSİ
TBMM Ulaştırma, İmar ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, dün yine Trabzon mesaisindeydi.
AK Parti Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın ve Trabzon Valisi Tahir Şahin ile birlikte Beşikdüzü Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen istişare toplantısına katılan Karaismailoğlu, burada yatırım, üretim ve istihdam başlıklarında yapılan değerlendirmeleri yakından takip etti.
Beşikdüzü OSB’nin mevcut durumu, ihtiyaçları ve gelecek hedefleri masaya yatırılırken, toplantının ardından ilçede Çağlar ve Gözaçan Parkları’nın açılışı da gerçekleştirildi.
Şunu da ekleyelim OSB ve Cezaevi yolunun yani ortalama 6 kilometrelik bir kısmın Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesine alınmasına da büyük oranda öncülük etti.
Nitekim bazı AK Partili isimler de bu yolun Karayolları ağına alınması gerektiği noktasında pozitif anlamda görüş belirterek yolun halinin kötü olduğunu vurguladılar.
Burada asıl dikkat çeken nokta ise Karaismailoğlu’nun Trabzon’daki rolüydü.
Karaismailoğlu, bu şehre sadece milletvekili olarak değil, aynı zamanda Ankara ile Trabzon arasında güçlü bir köprü olarak katkı sunuyor.
Ulaştırmadan sanayiye, turizmden altyapıya kadar şehirde hangi alanda bir çalışma varsa, Karaismailoğlu’nun o dosyanın bir yerinde mutlaka izine rastlanıyor.
Bakanlık tecrübesi, Ankara’daki güçlü iletişimi ve bakanlarla doğrudan temas kurabilen yapısı, Trabzon adına önemli bir avantaj oluşturuyor.
Açık konuşmak gerekirse, Karaismailoğlu bu şehirde bir anlamda “abilik” görevini üstlenmiş durumda.
Sadece kendi alanıyla sınırlı kalmıyor; Trabzon’un ihtiyaç duyduğu konularda destek veriyor, destek arıyor, kapı çalıyor, dosya takip ediyor.
Bu da şehrin elini güçlendiriyor. Beşikdüzü programında da görüldü ki, Karaismailoğlu sahada olunca hem ilçelerin talepleri daha hızlı Ankara gündemine taşınıyor hem de yerel yönetimlerle merkezi idare arasında daha güçlü bir temas kuruluyor.
Sonuçta kazanan Trabzon oluyor. Bugün Trabzon’da hangi yatırım konuşuluyorsa, hangi proje gündeme geliyorsa, arka planda bu siyasi takip gücünün etkisi hissediliyor.
Trabzon’un böyle isimlere ihtiyacı var.
CHP VE AK PARTİ ARASINDA TEŞEKKÜR…
Ülkemizin genelinde pek de alışık olmadığımız bir tablo: AK Partili ve CHP’li isimlerin iyi anlaşması.
Ancak bu durum Beşikdüzü’nde kendini pek de göstermiyor.
Bunu Ankara Günleri’nde misafirlerini birlikte ağırlayan CHP’li Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem ve AK Parti İlçe Başkanı Ali Zeytin arasında görmüştük.
Bu sohbet ve muhabbet ilçeye hizmet etmeyi kolaylaştırıyor.
Başkan Erdem gereksiz yere üstten bakan bir isim değil.
Bu nedenle de isterken çekinmiyor.
Çekinmemeli de…
Başkan Genç ile aralarında imzaladıkları protokol gereği Erdem Beşikdüzü’nde yer verdi, Başkan Genç ise üzerini doldurdu.
Kazanan hem Beşikdüzü oldu hem de Trabzon…
Başkan Erdem de bunun farkında olmuş olacak ki pek de sık rastlanmayan anları bize yaşatıyor.
Daha önce AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu’yu ziyaret etmiş ilçesi için destek istemişti.
Dün de iki AK Partili isme hem çiçek hem de hediyeler verdi.
TBMM Ulaştırma, İmar ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç…
Tam da ilçesine hizmet etmek isteyen bir başkan gibi davranarak desteğin nereden geldiğine bakmadı.
“Gelişen Beşikdüzü yeter ki” düşüncesi Başkan Erdem’e hem insan kazandırdı hem de gönüllerdeki yerini yükseltti…
TRABZON’DA SABIR TAŞI ÇATLADI…
CHP’de mutlak butlan kararı sonrası yaşanan gelişmelerin yankıları sürüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden Genel Başkanlık koltuğuna oturmasının ardından parti tabanında oluşan rahatsızlık her geçen gün daha görünür hale geliyor.
Dün gerçekleştirilen Ortahisar İlçe Danışma Kurulu ve Dayanışma Toplantısı da bunun en net örneklerinden biri oldu.
Protokol konuşmaları harici söz alan 6 partiliden 4'ü doğrudan yeni bir parti kurulması gerektiğini savundu.
Üstelik sadece yeni parti kurulmasını değil, CHP'den toplu geçiş yapılmasını da açık şekilde dile getirdiler.
Söz alan diğer bir isim ise mevcut sürecin değerlendirmesini yaparken, sadece bir partili yaşanan çıkmazdan çıkış için somut öneriler sundu.
Toplantıdaki tabloya bakıldığında dikkat çeken nokta şu:
Artık CHP içerisinde birçok isim, mevcut yöntemlerle sonuç alınabileceğine inanmıyor.
Özellikle mutlak butlan süreci sonrasında yaşananların ardından, partide umutsuzluk duygusunun ciddi şekilde arttığı görülüyor.
Bu düşüncenin sadece üyeler veya delegeler arasında olmadığı da dikkat çekiyor.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya'nın kullandığı ifadeler de aslında parti içindeki ruh halini özetliyor.
Kaya'nın, "Kurultay olmayacak. Çünkü mutlak butlan üzerinden yürüyenlerin kurultay yapmak gibi bir niyetleri olmadığını ilk günden beri biliyoruz. Bugün de aynı noktadayız" sözleri, beklentilerin ne kadar düştüğünü ortaya koyuyor.
Peki bundan sonra ne olacak?
Bu sorunun cevabı da sık sık CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak'a yöneltiliyor.
Bak, kendisine ‘Yeni parti kurulacak mı?’ Sorusunun yöneltildiğini belirtti.
Bak’ın verdiği mesajlardan anlaşıldığı kadarıyla gözler tamamen Özgür Özel ve tutuklu Ekrem İmamoğlu cephesine çevrilmiş durumda.
Yeni parti kurulup kurulmayacağı yönündeki sorulara karşılık Bak, Özel'in çeşitli çalışmalar yürüttüğünü ve alınacak kararlara göre hareket edeceklerini ifade ediyor.
Burada dikkat çeken başka bir ayrıntı daha var.
CHP'nin il başkanları ile Özgür Özel'in haftada birkaç kez çevrim içi toplantılar yaptığı belirtiliyor. Hatta önümüzdeki günlerde yeni bir toplantının daha gerçekleştirileceği ifade ediliyor.
Yani anlayacağınız süreç başıboş ilerlemiyor.
Alınacak kararların önemli bir bölümünün il başkanlarıyla istişare edilerek şekillendiği görülüyor.
Ancak Trabzon'daki son toplantının ortaya koyduğu gerçek şu:
Parti tabanında "bekleyelim görelim" anlayışı giderek zayıflıyor.

Yerini ise "yeni bir yol açılmalı" düşüncesi almaya başlıyor.
Şimdi herkesin merak ettiği soru aynı:
Yeni partiye geçilecek mi? Geçilecekse ne zaman olacak?
SEBEBİ 3 SENE SONRA ORTAYA ÇIKTI
CHP’nin Danışma Kurulu ve Dayanışma Toplantısından devam edersek;
Toplantıda dikkat çeken notları da sizlerle paylaşalım…
Hatırlarsanız İl Danışma Kurulu Toplantısı basına kapalı yapılmıştı.
Ortahisar’ın ise tamamı basına açık bir şekilde yapıldı.
Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, salonda oturan partililerin hepsiyle tek tek tokalaştı…
Salonda ise sürpriz bir de konuk vardı…
Hatırlarsanız AK Parti’den Tonya Belediye Başkanı seçilen Ahmet Kurt da Ortahisar Danışma Kurulu ve Dayanışma Toplantısını takip eden isimler arasındaydı…

Bu durumu sorduğumuz Haluk Batmaz, “Toplantımız herkese açık" diyerek yanıt verdi…
Toplantının işleyişi de bildiğimiz Danışma Kurullarına benzemedi…
Ortahisar İlçe Başkanı Batmaz, açılış konuşması yaptı, ardından da partililer söz aldı.
En son ise protokol üyeleri; Ortaisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ve İl Bakanı Mustafa Bak konuşma yaptı.
Tabi toplantı uzadığı için ister istemez de salonda yer yer boşalmalar oldu.
Bak da, bu durum son sıraya kaldığı için Batmaz’a esprili bir şekilde de takıldı…
Ayrıca toplantının en dikkat çeken konuşmalarından birini de Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya yaptı...

Hatırlanacağı üzere Ahmet Kaya, 2018 yılında kurultay sürecinde değişim isteyen grupla hareket etmiş bu nedenlede baskılara rağmen Muharrem İnce’nin yanında yer alan isimlerden olmuştu.
Bu noktada da imza vermişti.
Sonrasında da tüm baskılara rağmen dik durarak imzasını da geri çekmemişti.
Ancak bu kararlı duruşu Kaya’ya olumsuz yansımış olacak ki..
Kaya bu olumsuzluğu da, “Daha sonra milletvekili listeleri hazırlanırken bunun bedelini bana ödettiler” diyerek anlattı.
Aslında Kaya, bunu söylerken Trabzon’da CHP’den 1. Sıradan Milletvekili seçilen Sibel Suiçmez’in de salonda bulunması da ayrı bir ayrıntı…
Çünkü 2018’in ardından 2023’de yapılan son Genel Seçimde 1. Sırada Suiçmez, 2. Sırada ise Kaya bulunuyordu…
Ama Kaya, 2018’de 1. Sırada yer alıyordu ve üstelik Trabzon’da en çok beğenilen milletvekilleri arasında yer alıyordu…
O dönem 1. Sıranın değişmesi de bir hayli şaşırtıcı bulunmuştu…
Sebebi 3 sene sonra da anlaşılmış oldu…
SEN NE ANLATIYORSUN HAKAN?
A Milli Takım’ın turnuva sonrası verdiği görüntü zaten yeterince can yakıcıydı. Sahada oynanan futbol, alınan sonuçlar, kaçan fırsatlar ve dağılan oyun planı hepimizi fazlasıyla üzmüşken, maç sonu açıklamaları da ayrı bir hayal kırıklığı oldu.
Özellikle takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nun iki maçın ardından yaptığı açıklamalar, en az sahadaki performans kadar tartışılmayı hak ediyor.
Rakibi küçümseyen, “Onlar da bir şey yapmadı” noktasına gelen, “Bir şutla kazandılar” havası taşıyan sözler, gerçeklerden uzak bir savunma refleksinden başka bir şey değildi.
Kusura bakılmasın ama rakibe saygı duyulmadığını biz zaten sahada gördük.
Bunu bir de mikrofon karşısında belli etmeye gerek yoktu.
Futbolda kaybedebilirsiniz.
Kötü oynayabilirsiniz.
Rakip sizden daha iyi mücadele etmiş olabilir.
Ama kaybettikten sonra hâlâ rakibin emeğini küçümseyen bir dil kullanıyorsanız, orada mesele sadece futbol olmaktan çıkar.
Bu takımın kaptanı, sahada da mikrofon başında da ağırlığını hissettirmelidir.
Hele ki 85 milyon insanın umut bağladığı bir organizasyonda kaptanın görevi bahane üretmek değil, sorumluluk almaktır.
Ama ne yazık ki biz bu turnuvada o liderliği de göremedik.
Daha turnuva öncesinde yaşananlar bile kampın ciddiyetine gölge düşürdü.
Hakan Çalhanoğlu birinci kaptan, Merih Demiral ikinci kaptan…

İki ismin de Fenerbahçe ile anılan transfer süreci ve başkan adayı Hakan Safi ile verilen görüntüler, milli takım kampının odağını dağıtan başlıklardan biri oldu.
Böyle bir tabloya ne Vincenzo Montella’nın ne de TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun izin vermemesi gerekirdi.
Milli takım kampı transfer dedikodularının, sosyal medya görüntülerinin, kişisel vitrin çalışmalarının merkezi olamaz.
Ne yazık ki A Milli Takım, bu süreçte bir futbol takımı ciddiyetinden uzaklaştı. Sanki sahada ülke adına mücadele eden bir ekip değil de sosyal medya içerikleri üreten bir grup izledik.
Takımı çekip çevirmesi gereken Hakan Çalhanoğlu’nun TikTok videolarıyla gündeme gelmesi, Merih Demiral’ın Riva’yı adeta YouTube stüdyosuna çevirmesi, diğer oyuncuların da bu rahat görüntünün parçası olması kabul edilebilir gibi değil.
85 milyon insan bu oyuncuların ayağına bakarken, ortaya çıkan tablo ciddiyetten uzaktı.
Bu işin adı samimiyet değil, laubaliliktir.
Milli forma, sosyal medya vitrini değildir.
Milli takım kampı, içerik üretme alanı hiç değildir.
Orası sorumluluk, disiplin ve aidiyet ister.
Hakan Çalhanoğlu’nun da artık şunu anlaması gerekiyor: Kaptanlık sadece sahaya kol bandıyla çıkmak değildir.
Kaptanlık, kötü günde de doğru konuşmak, sorumluluğu üstlenmek ve takıma ağırlık koymaktır.
Rakibi küçümseyerek, bahane üreterek, “Biz aslında kötü değildik” havası vererek bu hayal kırıklığı örtülemez.
Türk Milli Takımı bu turnuvada başarısız oldu.
Bunu kabul etmek zorundayız.
Ve bu başarısızlıkta sadece teknik heyetin değil, sahadaki lider oyuncuların da ciddi payı var.
Önce sahada kaybettik. Sonra da mikrofon başında gerçeği kabul etmekten kaçtık.
MEDYANIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ
A Milli Takım’ın yaşattığı hayal kırıklığını tarif etmek gerçekten kolay değil.
Beklenti büyüktü, umut vardı, heyecan vardı ama sahada ortaya çıkan tablo ne yazık ki hepimizi derinden sarstı.
Turnuvanın en kötü performanslarından birini izledik.
Yüzümüz yerden kalkmadı desek abartmış olmayız.
Ancak bu kötü tablonun içinde özellikle Trabzonspor’u yakından ilgilendiren ayrı bir mesele var: Uğurcan Çakır.

Şunu açıkça söylemek gerekir; Uğurcan’ın milli takım performansı hiçbir zaman kulüp performansının seviyesine çıkmadı.
Trabzonspor’da yıllarca üst düzey maçlar çıkaran, takımını ayakta tutan, birçok karşılaşmada fark yaratan Uğurcan, milli forma altında aynı güveni veremedi.
Euro 2020’de sıfır çekilen turnuvada kalede o vardı.
Sonraki süreçte Hollanda, Avusturya, İspanya ve benzeri ağır sonuçların ardından da en çok tartışılan isimlerden biri yine Uğurcan oldu.
Fakat burada asıl mesele Uğurcan’ın performansından çok daha başka bir yerde duruyor.
O dönem üzerinde Trabzonspor forması varken, en küçük hatasında hedef tahtasına konulan Uğurcan, neredeyse her kötü sonucun baş sorumlusu ilan ediliyordu.
Milli takımın tamamı kötü oynasa da fatura kaleciye kesiliyor, yorumlar sertleşiyor, eleştiriler linç boyutuna taşınıyordu.
Bugün ise tablo değişti.
Uğurcan artık Galatasaray forması giyiyor. Haliyle medyanın dili de bir anda değişti.
Dün aynı oyuncuyu yerden yere vuranların bugün, “200 dakika gol atamayan takımın sorumlusu Uğurcan mı?” demesi tesadüf mü?
Bir başkasının çıkıp, “Uğurcan’ın kötü olmak için sebebi var ama söylemeyeceğim” diyerek meseleyi yumuşatmaya çalışması neyin göstergesi?
İşte bizim itirazımız tam da burada başlıyor.
Elbette milli takımın başarısızlığını sadece Uğurcan’a yüklemek doğru değil. Böyle bir futbol aklı olamaz. Sahada gol atamayanlar, mücadele etmeyenler, sorumluluk almayanlar, oyunu okuyamayanlar, doğru hamleyi yapamayanlar varken bütün faturayı kaleciye kesmek büyük haksızlık olur.
Ama aynı hassasiyet neden Uğurcan Trabzonspor forması giyerken gösterilmedi?
O zaman takım kötüydü ama suçlu Uğurcan’dı.
Bugün takım kötü ama “mesele sadece Uğurcan değil” deniyor.
Asıl iki yüzlülük de tam olarak budur.
Uğurcan kötü oynayabilir.
Hata yapabilir.
Milli takımda bekleneni verememiş olabilir.
Bunların hepsi konuşulur, eleştirilir, tartışılır.
Zaten futbol bunun için var.
Ama oyuncunun formasına göre değişen yorumculuk, gazetecilik değil; düpedüz tarafgirliktir.
Dün Trabzonspor forması giyerken linç edilen bir oyuncu, bugün başka bir büyük takımın formasını giydiği için korunuyorsa, burada samimiyet aranmaz.
Tarih, sahadaki hataları da yazar; ekran başındaki iki yüzlülüğü de.





