Bu soruya cevap ararken insan ister istemez geçmişe, hatıralarla dolu uzun bir yolculuğa çıkıyor. Çünkü Trabzon’un gecesi bir başka, gündüzü bir başka güzelliklerle dolu.
Özellikle 1970–1980 yılları arasında, akşamın çökmesini dört gözle beklediğimiz günler hâlâ hafızalarımızda capcanlı duruyor. O yıllarda geceler dolu dolu yaşanırdı. Sokaklar çocuk sesleriyle şenlenir, saklambaç ve körebe en çok oynanan oyunlar olurdu. Karanlık bugünkü gibi tedirgin edici değil; aksine macera ve heyecan doluydu. Gecenin bir yarısında mahalle bekçilerinin düdük çalarak birbirlerine haber vermesi, biz çocuklara güven duygusu aşılar, huzur içinde uyumamızı sağlardı. Elbette çocuktuk; gecenin kör karanlığında nelerin yaşandığını ne bilir ne de sorgulardık.
Bugüne geldiğimizde ise geceleri de gündüzleri de Trabzon’da nelerin yaşandığını artık daha net görebiliyor, duyabiliyoruz. Zaman değişti, şehir büyüdü, hayat hızlandı. Buna rağmen Trabzon geceleri hâlâ kendine özgü cazibeleri içinde barındırmaya devam ediyor.
Ekonomi Rahat Uyuyor
Bu noktada özellikle şunu söylemek isterim: Lütfen bir gecenizi Trabzon’a ayırın. Aracınıza binin ve şehri baştan sona dolaşın. Sahilinden tepelerine, ışıklarla süslenmiş ana caddelerinden sessiz ara sokaklarına kadar her köşe sizi kendine hayran bırakacaktır. Trabzon geceleri; bir yönüyle ışıl ışıl, bir yönüyle dikkat çeken şehir manzarası sunuyor. Abartı gibi gelmesin ama bazı anlarda insan kendini Las Vegas’ta sanabilir.
Gülen Yüzü Var, Ağlayan Yüzü de
Yukarıda anlattıklarım Trabzon’un gülen aynasıydı. Ama bir de karanlık, yani ağlayan bir yüzü var. Evet, bizler geceleri evlerimizde rahat uyuyoruz. Ancak bunu kime borçlu olduğumuzu da unutmamak gerekir: Emniyet teşkilatımıza.
Emniyet mensubu bir polis arkadaşla sohbete daldık. Kendisine sordum: “Trabzon geceleri huzurlu mu?”
“Bu soruyu nereden sorduğunuza bağlı,” dedi.
“Emniyet açısından,” deyince kısa bir duraksamanın ardından ekledi: “Evet, emniyetiniz bizim ellerimizde; güvendesiniz.” Ama sonra “Ama…” diye devam etti.
“Özellikle Akyazı bölgesinden çok sayıda ihbar alıyoruz. Kendini bilmez bazı kişiler içkilerini alıp karanlık alanlara geçiyor, keyiflerini yerine getirdiklerini sanıyorlar. Sonra bizim keyfimizi kaçırıyorlar. Bunun da sonunu bir türlü getiremiyoruz. Biz 24 saat Trabzon’un her bölgesinde nöbette ve teyakkuzdayız. Ancak Akyazı ve Kalkınma Mahallesi’nin bazı noktalarında olaylara anında müdahale etmekte zaman zaman gecikmeler yaşanabiliyor. Meydan ve çevresi, Yenimahalle, Değirmendere, Boztepe gibi mahallelerde ise asayiş genel olarak berkemal diyebilirim.”
Ancak diyerek sözlerini şu cümle ile bitiriyor: “Özellikle genç şoför arkadaşlarımıza seslenmek istiyorum. Araçlarına ‘ABARTI EGZOS’ takmasınlar. Biraz empati yapsınlar. Bizler emniyet güçleri olarak ne kadar önlem alsak da Trabzon ara sokaklarla dolu. Sokaklar onları saklıyor. Halkımızdan da ricam. Gördüğünüz her rahatsız edici olayı anında ihbar edin. Vatandaşlık görevinizi yerine getirin.”
Devletin memurunu daha fazla meşgul etmemek adına verdiği bilgiler için kendisine teşekkür ederek yanından ayrıldım.
Huzur da Var, Sorun da
Huzur da var, sorun da… Bu cümleleri kurarken ekonomiyi düşünüyorum. Ekonomi her zaman sağlam liman arar. Trabzon limanı da insanları da sağlam limanlardır.