Bazı diziler vardır, sadece ekranda kalır.
Bazı diziler de vardır ki ekrandan çıkar, sokağa iner, ilçenin esnafına, turizmine, insanına dokunur.
TRT ekranlarında yayınlanan “Taşacak Bu Deniz” dizisi de sanırım ikinci gruba giren yapımlardan biri oldu.
Daha önce de bu sütunlarda yazmıştık. Dizi, reytinglerdeki başarısının yanında Trabzon turizmine de ciddi bir hareketlilik kazandırdı. Özellikle çekimlerin yapıldığı Sürmene ve Araklı tarafında yerli turist ilgisinin gözle görülür şekilde arttığı konuşuluyor.
Yani mesele sadece “güzel manzara çekilmiş” meselesi değil.
O manzara, ilçenin ekonomisine de yansıyor.
Birileri ekran başında Trabzon’u izliyor, ardından “Ben burayı görmek istiyorum” diyor. İşte turizm dediğimiz şey de bazen tam olarak böyle başlıyor.
Tabii bu ilgiyi sadece senaryoya ya da kameranın başarısına bağlamamak lazım. Oyuncuların da burada önemli bir payı var. Çünkü dizinin oyuncuları, katıldıkları programlarda, verdikleri röportajlarda Trabzon’dan övgüyle bahsediyor. Bunu yaparken de ezbere konuşmuyorlar. Şehri sevmiş, insanına dokunmuş, havasını solumuş kişiler gibi anlatıyorlar.
Bu da haliyle Trabzon adına kıymetli bir tanıtıma dönüşüyor.
Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu da bu tabloyu görmüş olacak ki bir süre önce dizinin başrol oyuncuları Ulaş Tuna Astepe, Deniz Baysal, Yeşim Ceren Bozoğlu ve Gamze Süner Atay’a fahri hemşerilik beratı vermişti.
Aslında bu sembolik gibi görünen ama anlamı güçlü bir adımdı.
Çünkü bir şehri tanıtmak sadece broşürle, fuarla, reklamla olmuyor. Bazen bir oyuncunun içtenlikle kurduğu birkaç cümle, milyonlarca liralık tanıtım kampanyasından daha etkili olabiliyor.
Şimdi kulislerden gelen bilgilere göre bu liste biraz daha genişlemiş.
Dizide Eleni karakterini canlandıran Ava Yaman, Oruç karakterine hayat veren Burak Yörük, İso karakterini oynayan Erdem Şanlı ve Şerif karakterini canlandıran Aytek Şayan ile birlikte toplam 8 oyuncuya fahri hemşerilik beratı verildiği ifade ediliyor.
Bence burada önemli olan sadece beratın kendisi değil.
Asıl önemli olan, Trabzon’un bu ilgiyi fark etmesi ve buna karşılık vermesi.
Çünkü şehirler de insanlar gibidir. Kendisine değer vereni görür, sahiplenir. Trabzon da bu oyuncuların şehre kattığı tanıtım değerini görmüş oldu.
Bir başka yönü daha var.
Trabzon, zaman zaman dışarıdan bakıldığında sert, mesafeli ya da yanlış algılarla anılabiliyor. Oysa bu şehri biraz tanıyan bilir; Trabzon’un sertliği çoğu zaman karakterindendir, insanının samimiyeti ise yakından tanıyınca anlaşılır.
İşte bu oyuncular, anlattıklarıyla biraz da bu yanlış algıyı kırıyor.
“Trabzon böyle bir yer değil, gidin görün” demiş oluyorlar aslında.
Bu yüzden “Taşacak Bu Deniz” sadece bir dizi olarak kalmadı. Trabzon’un doğasını, ilçelerini, insanını ve hikayesini daha geniş kitlelere taşıyan bir vitrine dönüştü.
Önümüzdeki süreçte bu fahri hemşerilik listesinin biraz daha uzaması kimseyi şaşırtmasın.
Çünkü görünen o ki oyuncular Trabzon’u sadece set süresince değil, set dışında da anlatmaya devam ediyor.
Trabzon da bu ilgiyi doğru okur, doğru yönetir ve bu rüzgarı turizme daha güçlü şekilde çevirirse, kazanan sadece bir dizi ya da birkaç ilçe olmaz.
Kazanan Trabzon olur.

