Trabzon

Alper Kul’dan kahkaha tufanı özel röportaj! Çift kafalı Mustafa’nın öyküsü

KTÜ Atatürk Kültür Merkezi'nde Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz sahnelediği tek kişilik oyunu ile Trabzon’da izleyiciler ile buluşan Alper Kul, 61saat’e özel açıklamalarda bulundu.

Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz sahnelediği tek kişilik oyunu ile Trabzon’da izleyiciler ile buluşan Alper Kul, Trabzon'daki yaşantısından oyunun içeriğine kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.

İSTEYENİ GÜLDÜRECEK İSTEYENİ AĞLATACAK BİR HİKAYE

Kadın erkek ilişkilerinde komik tespitlerin oyun içerisinde yer aldığını belirten Alper Kul, “Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz. Uzun bir ismi var ama oyunun tanımı olarak bunu koydum. Duygularını ifade edemeyen bir insan hikayesi. İstanbul’da doğan ama Trabzonlu İsmail’in hepimizin erkeklerin hikayesi. Takınları olan bir insan hikayesi. Çocukluk döneminden itibaren bizim coğrafi bölgemizde çok var. Bazı şeylerin yolunda gitmediğini gören çocuklar kendilerini korumak için problem çözmeye çalışıyor. Bir şeyi çözerek hayatını yoluna koyan muhteşem bir donanım. Duygularını anlatmayan bir adamın hikayesi. Çok güzel bir prodüksiyon ve şarkılar da yaptık. Söz ile anlattığımız alan da var. Kendisini ifade etmeye çalışan ve bocalayan komik bir insan hikayesi. Kadın erkek ilişkileri ile ilgili komik tespitler var. İsteyeni güldürecek isteyeni ağlatacak bir hikaye” ifadelerini kullandı.

ÇİFT TERAPİSİ GİBİ BİR OYUN

Alper Kul, “Her şeyi yaptığında her şeyden bir kısım az oluyor. Tek bir disiplin ile uğraştığında farklı oluyor. Kusurları ile ilgili bir ürün ortaya çıkar o da sensindir. Tek kişilik oyunlar da bu böyle. Bir işin sahibi yazardır. Oyuncu ve müzik eğer üretmediyse yorumcusundur. Yorum kısmında başkasının yorumu olmasın diye yazdığımı söyleyeyim. Kendimi daha iyi ifade ediyorum. Çift terapisi gibi bir oyun. Oyun sonrası, ‘Benim herifi daha iyi anladım’ diye geri dönüşler oluyor. Erkekler teşekkür ediyor. Kadınlar detaylıca irdeliyor ve eleştiriler de oluyor” dedi.

TRABZONLULUK DİYE BİR ŞEY VARDIR

Alper Kul, “Trabzonlular, Trabzonlululara Trabzon’da bu kadar yardım etmiyorlardır. Trabzon dışında Trabzonlu olmanın çok büyük avantajı var. Bir Trabzonlu bulduğun zaman her işini çözersin. Trabzonluluk diye bir şey vardır. Memleketimi en çok da yaylaları seviyorum. Bize her yer Trabzon” ifadelerini kullandı.

ÇİFT KAFALI MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ

Trabzon’da yaylalara ev yapılmasını doğru bulmadığını ifade eden Alper Kul, “Bir insanın yaylada kaldığı süre çok kısıtlı. Oraya ev yapmak çok mantıklı değil. Ölümlü, ortalama 80 yıl ömrü olan insanların bunu yapması mantıklı değil. Her Trabzonlu, Trabzon’da yaylada ev yaparsa yayla diye bir şey kalmaz. Aslında bizim toprağımız da yok burada. Trabzon Çarşıbaşı Kavaklı’danım ama babam Faroz’da büyüdü. Biz hep oraya gedik yani biz Farozluyuz. Faroz’un eski arnavut kaldırımlı sokaklarını, Hami ve Ali Kemal’in evlerini bilirim. Çift kafalı Mustafa vardır mesela. Babamın arkadaşıdır. Faroz’dan çıkan doktor olduğu için böyle derler ona. Ben de kafası büyük sanardım ama öyle değilim. Tek kafada bu kadar tek olmasına şaşırıp ona çift kafalı Mustafa demişler” dedi.

TRABZON’UN HER ZAMAN TADI AYRI

Trabzon’un geçmişte de gelecekte de her zaman ayrı bir tadı olduğunu ifade eden Alper Kul, “Trabzon’un her dönem her zaman tadı ayrıdır. Eskiden diye söze başlarlar ama eski bir şeyi söylemek güzel değil. Aslında çocukken yaşadığın duygulara özlem duyuyorsun. Herkesin çocukluğa özlemi var. Çocukken saftın ve her şey korunaklıydı. Mücadele etmek zor değildi. Büyüdükçe her şer kirlenir ya aslında çocukluğa özlem de bundan gelir. 1500 yıl önceki Trabzon da güzeldi 1500 yıl sonraki de güzel olacak” dedi.

SAHİLLERİMİZİ KORUYAMADIK

Trabzon’da sahil eksikliği olduğu ve Ganita’ya hayranlık duyduğunu belirten Alper Kul, “Ganita çay bahçesinde tek başıma bir şeyler yazmak bana iyi geliyor. Orada kahve içmek beni yeniliyor. Tonya yaylalarını da çok seviyorum. Balık ve mezgiti çok severim. Vazelon Manastırı’na her gelişimde uğrarım. Orası benim için tam meditasyon yeridir. Orada dua ederim, bir saat kadar kalırım çünkü bana iyi geliyor. Volkan Konak ağabeyimin de mezarı onun karşısındadır. Bu da benim için rutin oldu. Zigana’dan aşağı inerken iklimin değişmesine bayılırım. Santa Harabeleri de beni çok etkiler. Bakıldığında Ordu sahillerini korudu ama biz bunu yapamadık. Bu çok hüzünlüdür. Belki ilerde bin yıl sonra tekrar sahillerimize kavuşabiliriz. Eskiden Mersin’de denize giremeye giderdik. Şimdi tek bir sahilimiz var. Koskoca deniz ile anılan bir şehir olarak otobana bakmak sanki bir hata gibi” dedi.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }