Yeryüzü esas itibariyle kayaların ve organik maddelerin binlerce yılda türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar alemini (Ekosistem) barındırarak onlara durak ve besin kaynağı vazifesi gören maddeden oluşan toprak tabakasıdır yeryüzü...
Bu kadar kıymetli bir varlık aynı zamanda vatandır ve bir çok ozan ile şair "Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, benim sadık yarim kara topraktır" gibi daha birçok dizelerde de dile getirilmiş olup, toprağa bağlılık vatana bağlılıktır anlamı daha öz bir deyişle toprak vatanın derisidir gibi sevgiylede ifadelendirilmiştir.
Bu bağlamda durum özetlendiğinde her doğan çocuk için en az 400 metrekare toprağa gereksinim duyulması ve topraksız hayatın olamayacağının bilim insanları tarafından ortaya konulmasıda olayın hayati olduğunu vurgulamaktadır.
Aynı zamanda toprak; hayat, hava, su, yaşam genetiği, ekip biçme, beslenme ve insan ömrünün tamamı olan, ölünce de insana sonsuza dek sahiplik yapan doğal bir varlıktır. İnsan başta olmak üzere üzerinde tüm canlıların yaşadığı ve ömür sürdüğü siyah toprak tabakası silisyum-alüminyum (SİAL) minerallerinden oluşmaktadır. Bu süreç ortalama bin yıl gibi bir zaman almaktadır. Magma tabakasına ininceye kadar magma dahil ve derinlikleri farklı olan üç tabaka daha yer kütlenin bünyesinde yer almaktadır. Yine toprak içinde geniş bir canlılar alemini barındırması ve bunun gerek toprak oluşumu ve gerekse toprağın bugün ki yapısına etki etmesi bakımından biyoloji ve mikrobiyoloji bilim dalları ile ilgilidir.
Bunların yanında toprağın kimyasal bileşimi yapısı itibariyle karışık maddeler içermesi nedeniyle fiziksel fiziko - kimyasal bir karakter göstermesi yönünden önem taşımaktadır. Ayrıca toprağın çeşitli amaçlara göre haritalanması, ıslahı, korunması, sulanması ve teknoloji yönünden çeşitli mühendislik disiplinleri ile ilgisi vardır. Aynı zamanda bitki fizyolojisi ile ilgili olarak topraktan, birinci derecede tarım ve ormancılık alanlarında faydalanılmaktadır. Yine günümüzde; yol, baraj, inşaat, sulama kanalları, hava alanları, tren yolları, petrol ve doğalgaz boru hatlarının geçiş güzergahları, stratejik askeri bölgeler, irtifak kamulaştırmaları ve inşaat malzemesi yapımında da yararlanılmaktadır.
İçinde su depolanması stratejik olan yeraltı su rezervlerinin ve çok değişik maden cevherlerinin anasıdır toprak. Görüldüğü üzere toprak sadece gıda maddesi elde etmek için değil sayısız çarelerin çözüm kaynağıdır. Daha açıkçası toprak biliminin esasları çerçevesinde birçok bilim dalını ilgilendirmesi ne derece önemli bir varlık olduğunun göstergesidir. Bitki gelişiminde etkili bir toprakta; su 0/025,mineral madde 0/045, hava 0/025 ve organik madde 0/05 oranında bulunmaktadır. Yani toprak bu karışımlardan ibaret olup, gelişmesi ve bitki kök teşekkülü için önemli bir ortamdır.
Bu güne değin dünyada toprak üreten bir fabrika ne icat edilmiş ne de kurulmuştur. Onun için canlılar açısından ne kadar önemli olduğu bunun en büyük göstergesidir. Ancak gelinen aşamada bu kadar önemli varlık maalesef korunamamakta ve verimli topraklarımız insan eliyle yok edilmektedir. Zira 1.2.ve 3.sınıf gibi önemli tarım arazileri imara açılarak bir daha geri dönüşümü olmayan bir şekilde israf edilmektedir. Toprak işlemede erozyon, tarımsal üretim planlamasının yapılmayışı, su, kar, rüzgar gibi toprak aşınmasında etkili olan doğal olaylara karşı önlemsizlik, dere ıslahlarının yapılmaması, yasaklanan ürünlerin (Tütün, Şeker pancarı vs.) yerlerinin tarımsal özelliklerini kaybetmesi, uzun süreli nadaslar, aşırı ve bilinçsiz sulama faaliyetleri sonucu obrukların oluşması, tuzlulaşma ve anız yakma gibi hususlar nedeniyle tarımsal amaçlı kullanma kabiliyeti olan topraklarımızın gittikçe azalmasına ve üretim bazlı rekolte düşmelerinin yaşanması gibi gıda zincirindede aşırı fiyat yükselmelerine sebep olan faktörlerdendir.
Tüm dünya artan nüfusu beslemek ve tarım ürünü ihracatıyla milyar dolarlar kazanırken, bizim ülkemizde hangi eksiklik varda aynı faaliyetleri göstermek yerine bu anlamda yabancı ülkelere muhtaç olur duruma düşüyoruz. Toprak biliminin esasları her şeyi çok açık olarak ortaya koyduğu halde ve tarımı gelişmiş ülkeler her eylemi bu kriterlere göre yürüttükleri halde, bizde de bu durumlardan uzak durulması 26 milyon hektar olan tarım arazimizin miktarı 23 milyon hektara düşmesi olduķça üzücüdür.
Artan nüfusumuza yeni yeni topraklar kazandırmak zorunda olduğumuz radikal bir gerçekken, mevcut nüfusunda toprakları gittikçe azalmaktadır. Tüm canlılar için toprağın üstü önemli olup, bu katmanda elimizden çıkınca toprak rezervlerimizi nasıl artıracağımıza dair bilimsel bir çalışma yapılmamaktadır.
Halbu ki bu konularda ziraat fakülteletinin toprak bölümü bulunmakta ve çok kapsamlı olarak konular işlenmektedir. Bu fakültelerdeki bilim adamları konuyu enine boyuna çalışmakta ancak,bu çalışmalar ülkeyi idare edenler açısından dikkate alınmamakta ve tooraklarımız hovardaca israf ve talan edilmektedir.
Ayrıca tarım bakanı olan kişinin tarımdan uzaktan yakından ilgisi olmadığıda ortadayken bu husus ülkemiz tarımının geleceği açısından da önemli bir zaafdır. Toprağın üstü çok önemli olup, korunmadığı takdirde meydana gelecek bir nüfus sıkışması ve gıdaya erişim tıkanırsa bu çıkmazı başkalarında değil kendimizde aramalıyız.
Toprak fabrikalarda üretilen bir madde olmadığı için gerektiğinde en ciddi önlemler alınmalı ve çiftçiler azami ölçüde desteklenmelidir. Yoksa bu gidişat devam ederse önemli sıkıntıların yaşanacağı açık seçik görülmektedir. Yoksa hem çiftçi ve hem de yaşamın vazgeçilmezi olan topraklarımız çok yorulur ve önlenmeside imkansızlaşır. Onun için toprağın üstü altından daha zengindir heba ederek gıda bağımlılığından kurtulamayız.