'Yalanın Fotoğrafı'

Biri bize yalan söylüyor.
Ya da Orta Doğu’da yaşanan savaşta asıl hedefin İran olduğuna inanmamızı istiyor.
Çok büyük proje.
Projenin altında kimin imzasının olduğunu sormaya gerek yok;

Tahmin ettiğiniz gibi: Amerika Birleşik Devletleri ve onun “derin devlet” olarak adlandırılan yapısı.
Uzun Vadeli Çalışırlar
Bu yapı, günlük ya da kısa vadeli planlarla hareket etmez. Onların perspektifi 50, hatta 100 yıllık stratejilere dayanır. Bu uzun vadeli planların merkezinde ise üç temel unsur yer alır: enerji, ticaret yolları ve su yolları.
Bugün ABD, özellikle “su yolları” konuları ile gündemdeki yerini koruyor.
Küresel gelişmelere baktığımızda, medyada sıkça ABD kaynaklı İsrail-İran gerilimi ve bunun etkileri konuşuluyor, değil mi.
Ancak bu gelişmelerin görünen yüzü değil. Tartışılan konu yalnızca İran ile yaşanan gerilim değil; SU YOLLARI.
ABD, uzay teknolojilerinden istihbarata kadar birçok alanda ileri kapasiteye sahip bir ülke. Bu nedenle, kamuoyuna açık şekilde dile getirilen süreler, tehditler ya da ateşkes açıklamaları çoğu zaman daha büyük planların sadece dağın arka yüzü. Yani İran avucunun içinde...Konu o değil.
O Halde ABD’nin Objektifinde Kim Var?
Cevap büyük ölçüde Çin. Günümüzde Çin, ekonomik ve ticari gücüyle dünyanın en etkili ülkelerinden biri. 1.4 milyar nüfusu ile Çin, dünyanın en büyük ihracatçısı konumunda ve birçok ülkede ekonomik yatırımları bulunuyor. Bu da Çin’i ABD için ciddi bir rakip haline getiriyor.
ABD’nin Gücü
ABD ise bu denge karşısında askeri ve stratejik varlığını dünyanın farklı bölgelerinde üsler aracılığıyla sürdürüyor. Bu üsler çoğu zaman “güvenlik garantisi” karşılığında kuruluyor. Ev sahibi ülkeler ise bunun karşılığında finansal destek, arazi tahsisi veya çeşitli kolaylıklar sağlıyor.
Ancak burada kritik bir kırılma noktası var: Soru şu: ABD, bu ülkeleri koruyamazsa ne olur? Örneğin, ABD üslerinin bulunduğu bir ülke saldırıya uğrar ve yeterli koruma sağlanamazsa, o ülkenin bu iş birliğini sonlandırabilir. Bu da ABD’nin küresel etkisini zayıflatabilir.
Bunun bilincinde olan Amerika, karşı hamle planlarını devreye alabilir.
Örneğin Panama Kanalı’nda istediğini yapamadı. Çine karşı. Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayan bu kanal, deniz ticaretinde büyük zaman ve maliyet avantajı sağlıyor. Bu nedenle yalnızca ABD için değil, Çin dahil birçok ülke için kritik bir öneme sahip.
Venezüella’yı aldı. Çin, Venezüella petrolünün en büyük alıcısıydı. Bitmedi Basra Körfezine asker yığdı. Deniz ticaretinin ve enerji taşımacılığının kilit noktaları olan bu geçiş hatlarını kontrol etmek, küresel güç dengelerinde belirleyici olabilmek için.
Bir türlü Çin’in dünyaya açılan kapılarını kapatamadı. Bahane olarak İran’ı seçti. Çünkü; Çin, İran’dan günde yaklaşık 1,3–1,4 milyon varil petrol alarak İran petrolünün en büyük müşterisi konumundadır.
Benzer şekilde Malakka Boğazı gibi diğer dar geçitler de enerji ve ticaret akışının merkezinde…
Hedefte Malakka Boğazı Var
Amerika Birleşik Devletleri Malakka ve Hürmüz’ü ellerine geçirmek için adeta dünya ile dalga geçiyor. Bu bölgeler üzerindeki kontrol, yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabileceği hiç düşünülmüyor. Varsa yoksa ABD…
ABD’nin Yeni Dünya Düzeni
Günümüzde savaşların doğasını artık değişti. Artık doğrudan çatışmaların yerini tehdit-kandırmaca-dolaylı yollar aldı. Adına da Yeni Dünya Düzeni dendi. İşin başını da ABD çekti.

ABD’nin nihai hedefinde Küresel rekabet; enerji hatları, ticaret yolları ve su kaynakları planın ana hatları var.
Böylece geldiğimiz noktada, dünyanın güç mücadelesi şu üç başlıkta yoğunlaştı:
Enerji, ticaret yolları ve su kaynakları.
Yeni savaşın adı belki de tam olarak bu.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }