TÜRK FUTBOLUNUN YENİ ETNİSİTESİ AMEDSPOR

Ülkemizin sosyopolitik gelenekleri öyle bir akıl ve eksen tahribatına uğradı ki artık şaşırmıyoruz, hayret etmiyoruz. Küçük dilimizi yutmayı çoktan unuttuk gayrı.

Kavramların ve kavgaların çivisini çıkardık, manasını boşalttık, mecrasını karıştırdık resmen. Toplumsal keşmekeşliklerin müesses nizam haline geldiğini görmenin kaygısını, üzüntüsünü ve öfkesini yaşıyoruz.

Bugünlerde siyasi transformasyona soktuğumuz yeni mağdurumuz futbol ve spor kulüpleri oldu. Hem de öyle böyle değil.

Geçen hafta Trendyol Süper Lig’e yükselen Amedspor üzerinden futbola, spora ait herhangi bir kavramın kullanılmadığı asimetrik hezeyanların, hesapların, mütalaaların garabetine şahitlik ediyoruz.

Bir tarafta kutsama, diğer tarafta kutlama reaksiyonları etnisite boyutunda alınıp satılmaya başlanmış.

"Terörsüz Türkiye" mottosuyla ulusal birlik ve beraberliğin tamiri ve tahkimine yönelik süreci biliyoruz.

Metoduna, lügatına, zamanına veya muhatabına katılırız, katılmayız ama amacı birlik beraberlikse, terörün tasfiyesiyse, devletimizin kayıtsız şartsız egemenliği ise hayırlara vesile olmasını tabii ki temenni ederiz.

Peki, iktidar sahipleri bu etnik bölücülüğü, terörü dağlardan, mağaralardan, hendeklerden yok etme yoluna revan olmuşken spora, futbola, statlara enjekte etme ahmaklığına nasıl izin verir? Neden müsaade eder? Bilmiyorum, anlamıyorum.

Dostluğun, hoşgörünün, adil rekabetin, temaşanın en temiz, en masum, en saf mecrası olan spora etnik dili ve düşmanlığı yoldaş yapmaya çalışanlar gaflet ve ihanetin odaklarıdırlar.

Etki tepki prensibi kadrajından baktığımızda Amedspor’un kurucuları ve kuruluş felsefesi, sporun masumiyetine de barışına da kültürüne de ağır bir ihlaldir zaten. Terörsel bölücülük bitirilse de zihinsel bölücülüğün üstesinden gelmenin kolay olmayacağını açıkça anlatır.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor olan isminin ve forma renklerinin bölücü örgütün terminolojisine uyarlanması, bu çürük zihniyetin başlangıcıydı. Bu ismin ve forma renginin resmi birimlerce tescili ise ayrı bir fiyaskoydu. O tarihlerde yürütülen ve adına "çözüm süreci" denilen kaosta verilen birçok hazin tavizden biriydi muhtemelen.

Taraftarlarının statlarda bayrağımıza ve İstiklal Marşı’mıza karşı yaptığı nankörlüğün, küstahlığın da tahrik ettiği karşı tepkilerin büyümesi zaten olağandı. Siyasi gerilimlerin yüksek, milliyetçi duyguların huzursuz olduğu konjonktür de karşı tepkilerin beslenmesinde önemli rol oynamıştır.

Milliyetçi, muhafazakar taraftara, yandaşa, seçmene sahip kulüplerin veya kurumların Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesine dair rahatsızlıkları veya memnuniyetsizlikleri artık alenen tebliğ edilmeye başlandı.

Sporun, futbolun birleştiriciliğine, kaynaştırıcılığına zerrece katkısı olmayan bu sorumsuzluğa, popülizme karşı da toplumsal bir saf oluşturmamız gerekmektedir.

Gelecek futbol sezonunun çatısından dumanlar yükselmeye başladığını görmeli herkes. Yangın statlara, şehirlere yayılmadan kontrol altına alınmalıdır.

Gençlik ve Spor Bakanlığı, TFF Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere kamu erki, yükselen bu dumanların takibinde ve telaşında olmalıdır. Önleyici tedbirler için masaya yumruğunu vurmalıdır. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik işte tam da bu mevzudur. Artık taziye geleneğinden, kaderci yaklaşımlardan, hamasi konseptlerden kurtulalım lütfen.

Amiyane tabirle demirden don giymenin tam vaktidir beyler...

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }