Trabzon

TTSO Başkan Yardımcısı Baş’tan çarpıcı açıklamalar! "Trabzon enerji üssü olacaktır"

TTSO Meclis Toplantısında 31. Meslek Komitesi adına konuşan TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, akaryakıt sektöründe yaşanan kar marjı eşitsizliği, yüksek kredi kartı komisyonları ve nakliye maliyetlerine dikkat çekerek, bayilerin hayatta kalması için yeni düzenlemeler talep etti.

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Nisan ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Şadan Eren başkanlığında gerçekleştirildi.

Toplantıda 31. Meslek Komitesi adına söz alan TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş, akaryakıt sektörüne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Baş, sektördeki en büyük sorunlardan birinin kâr marjı eşitsizliği olduğunu belirterek, şehir merkezinde yüksek hacimli satış yapan istasyon ile kırsalda düşük hacimle çalışan istasyonun aynı kâr marjına mahkûm edildiğini söyledi.

Bu durumun özellikle kırsaldaki bayileri zor durumda bıraktığını ifade eden Baş, ayrıca kamu ihalelerini yıl başında sabit fiyatla alan firmaların artan maliyetler nedeniyle ciddi zararlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Baş, “Akaryakıt istasyonlarımızın kendi fiyatlarını kendileri belirlemesini istiyoruz. Mevcut durumda bu şöyle sorunlar oluşturmakta: Şehir içinde 30 bin, 40 bin litre yakıt satan ile kırsalda 3 bin, 5 bin litre yakıt satan akaryakıtçının kâr marjı aynı. Yakıt 50 lira iken de, 80 lira iken de bizim kâr marjımız belli. 10 TL’yse 10 TL. Oysa giderlerimizin birçoğu yüzde olarak gidiyor. Bu da bizim kârımızdan gidiyor” dedi.

Kamudan ihale alan firmaların ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Baş, “Ayrıca kamuya iş yapan arkadaşlarımız, kamu ihalelerini sene başından 1 yıllık belli bir yüzde ile alıyorlar. Bu yıl kamu ihalelerini alan firmalarımızın tamamı ciddi zararlarla karşı karşıya. Kâr marjı yüzde 20’den yüzde 15’e düşünce, bu arkadaşımız yüzde 19’larla ihaleyi almıştır, teminat mektubu vardır, sene sonuna kadar bu yakıtı vermek zorundadır. Ayrıca mevcut kâr marjının sürdürülebilirliği artık yoktur. Sektörümüz ciddi miktarda sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle kredi kartı maliyetleri, işçi maliyetlerinin üzerine çıkmıştır. Kartlı satışlar 2023 yılından beri artmaktadır. 2023 yılında kredi kartı maliyeti yüzde 1’di, 3 yılda yüzde 3,5’lara çıktı. Bu yüzde 2,5’luk fark, faizler düştü düşecek diye bugünlere gelmiştir. Sektördeki paydaşların belini ciddi şekilde bükmüştür. Sektördeki talebimiz, kredi kartı satışı ile peşin satış fiyatlarının ayrı ayrı yansıtılmasıdır” dedi.

Nakliye Masrafları…

Baş sözlerine şu şekilde devam etti: “Nakliye maliyetleri de ciddi bir maliyettir. İstasyonlarda yüzde 2,5’a kadar çıkmaktadır. Nakliye masraflarının da dağıtıcılar tarafından karşılanmasını istiyoruz. Düşünün, bir köy istasyonunda 10 bin litre yakıt alıyor, 20 bin TL nakliye maliyeti veriyor. Hemen dolum tesisinin yanındaki istasyon, sermayesi de var, yakıtını 10 bin TL’ye 30 bin litre olarak alıyor. Birinin maliyeti 2 TL, diğerinin 0,30 kuruş. Bu da sektördeki paydaşlar arasında eşitsizliğe neden oluyor.

Bir de son zamanlarda devletimizin kayıt dışını daha çok kontrol etmek amacıyla satışlarda birçok yükümlülük getirdi. Birçok araç artık kendi depolarının yakıtını kullanamamakta, istasyonlardan direkt almakta. Ancak bazı sektörlerde buna müsaade edildi.

Bu Arkadan Dolaşma Gibi Oluyor

Bu da arkadan dolaşma gibi oluyor. Bizim isteğimiz, trafiğe çıkan tüm araçların istisnasız tüm istasyonlardan yakıt almasıdır. Bunu bazı firmalara tanıdığında, o alanlarda iştigalini ekleyip gerçekte o işi yapmıyorlar, yakıtı istasyonlardan almıyorlar.

Promosyonlar vardı, bu uygulamanın tekrar geri gelmesini arzu etmiyoruz. Akaryakıtın farklı durumlara gittiğinde şu anki durumda sözleşmelerdeki ince yazılar gündeme gelmiştir. Bayilerimize sözleşmelerini detaylı incelemelerini, en ufak noktalara dikkat etmeleri noktasında uyarıyoruz.

Yakın Gelecekte İnsansız Dolumlar Olabilir

Yakın gelecekte bayilerimiz kendilerini insansız doluma hazır olmalı. İşçi maliyetleri ciddi hâl alıyor. Artık insanların kendi yakıtlarını kendileri dolduracak alışkanlıkları kazanmaları gerekiyor.

İstasyonlarımızın ticaretinin yüzde 90’ı belli saat aralığında. Giderlerin büyük kısmı da diğer saatlerde oluşuyor. Gündüz ışıkları yakmıyoruz ama gece sabaha kadar yakıyoruz. Gece orada nöbetçi personel bulundurmak gerekiyor. Gece sattığınız bir ürün ile gündüz sattığınız ürün arasında 1’e 20’ye kadar maliyet oluşmakta.”

Baş, “Bu anlamda gece nöbetçi istasyon uygulamasına geçmeyi talep etmekteyiz. Bunlar güncel olarak sektörümüzün Türkiye’deki karşılığıdır. Arkadaşlar, bugün Körfez’de 84 tane enerji tesisi zarar gördü. Bunların 34 tanesi çok ciddi zarar gördü. Bu zarar belki 2-3 yılda ancak düzeltilebilir. Dünyada yüzde 13 üretim düştü. Bunun yerine gelmesi için alternatif tesislerde üretim artışına gidilmesi ya da bu tesislerin hızlıca onarılması gerekiyor. Bu şu anlama geliyor: Biz bu savaşın çilesini 2 yıl daha çekeceğiz. Brent petrol 100 dolar seviyelerinde, ancak kısa vadede 60 dolara inmeyecektir” dedi.

Güneş Ve Rüzgâr Enerjisinden Yüzde 22…

“Bu savaştan bizim ülkemiz tedarik olarak çok fazla sıkıntı yaşamadı. Ancak tedarikte yokluğa düşen birçok ülke oldu. Son yıllarda İngiltere’de son kullanıcıların yakıt doldurup kaçtığı olaylar görülmeye başlandı. Fiyatların artması bu duruma neden oluyor.

Basra-Ceyhan ve Bakü-Ceyhan hattından yakıt alıyoruz. Akaryakıtın alternatifine bakacak olursak, dünyada güneş enerjisi yatırımlarını artıran 7 ülkeden bir tanesiyiz. Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisinin toplamı, tükettiğimiz elektriğin yüzde 22’sini oluşturuyor. Bu noktada dünyanın önündeyiz. Akaryakıtta biliyorsunuz ÖTV’nin tamamını bir dönem devlet silmişti” dedi.

İstasyon arsa değerinin, istasyona yapılan yatırımı geçtiğini de belirten Baş, “Büyükşehir’de istasyonlarımızın yerlerinde iş yeri olsa, alacağımız kira kazandığımızdan daha fazla olur. İstasyonların arsa değeri, istasyon yatırımlarının önüne geçiyor” dedi.

TRABZON ENERJİ ÜSSÜ OLACAKTIR…

Başkan Yardımcısı Baş, Türkiye’nin yakıt aldığı ülkeleri sıralarken, “Boru hattından aldığımız yakıt sürekli güvenli ve en ekonomik olanı. Tankerlerle aldığımız yakıtlar da maliyet olarak yüksek ve dönemsel olarak değişebiliyor.
Mesela Rusya - Ukrayna savaşı ilk çıktığı zamanlarda ufak da olsa tedarik sıkıntısına girdik. Çünkü savaş ve bombalama riski.. 1 - 2 hafta Rus yakıtı ile ilgili sıkıntıya düşülmüştü.
Bizim için en uygunu aslında Rusya yakıtı.. Ancak ambargodan dolayı, Rus yakıtı alınıp satılamıyor, tedarik başka ülkelerden sağlanıyor.
TransAnadolu Doğalgaz Boru hattı var. Bu Azerbaycan gazının Avrupa’ya birleştirilmesi..
Bu boru hattının da yüzde 58’i Azerbaycan hükümetinin yüzde 30’u bizim yüzde 12’si BP’nin.. Bu hattan sadece sıvılaştırılmış gaz taşınıyor.
Bizim sektör olarak da her savaş sonucunda bazı yerlerin, ülkelerin, jeopolitik önemleri ortaya çıkıyor. Kartlar yeniden dağıtılıyor. Bu anlamda da belki ABD İran arasındaki olay aşılırsa bizim şehrimiz çok kıymetli öneme sahip olabilir.
Bugün Bakü - Ceyhan - Kerkük - Ceyhan hattından gelen İzmit’teki rafineriye taşınıyor. Bakıyorsun niçin İran’daki petrol, Gürbulak sınır kapısından 500 km’lik yoldan bizim Trabzon limanına inmesin.. İlk aşamada işlenmiş petrol alabiliriz. Bu bizim için sıfır maliyetlidir, sürekli çalışmadır. Gürbulak’tan Trabzon’a.. Bir kısmı buradaki depolardan iç piyasaya, bir kısmı da buradan limandan Karadeniz’den Marmara’ya İstanbul’a Türkiye’nin en çok yakıt tüketen illerine..
Bu konuluşuluyor, olabilir uzun vadede bir boru hattıyla buraya gelebilir.
Eğer Ceyhan’dan yakıtı tankerlerle İzmit’e taşıyorsanız, pekala oradan buraya taşınabilirsiniz. Biz buna inanıyoruz. Bu işler düzeldiğinde, ambargo kalktığında, siyasi gerilimler bittiği zaman bizim şehrimiz bu anlamda önemli bir üssü olacaktır” dedi.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }