Bazen bir şehri sevmek, ona sert konuşmayı gerektirir.
Trabzon’u seviyorsanız…
Bugün bu cümleyi kurmak zorundasınız:
Bu şehir yanlış büyüdü.
Abartı değil.
Hatta geç kalınmış bir tespit.
Çünkü Trabzon dediğiniz yer öyle sıradan bir şehir değil.
4000 yıllık bir geçmişten söz ediyoruz.
Bu şehir kaç kez yeniden kuruldu biliyor musunuz?
Üstte Osmanlı’dan kalma, altında Roma döneminden kalma eserler…
Koloni döneminin ardından
Roma geldi geçti…
Doğu Roma geldi geçti,
Trabzon İmparatorluğu bu şehirde kuruldu.
1461’de Trabzon’un Fethi ile Osmanlı İmparatorluğu geldi.
Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman…
Yani bu şehir, tarih boyunca defalarca el değiştirdi…
Ama kimse bu şehrin ruhunu yok etmedi.
Onu biz yaptık.
Atatürk’ün değer verdiği şehir
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye genelinde kapsamlı yurt gezileri düzenlemiş ve bir çok şehri defalarca ziyaret etmişti.
Ancak Trabzon gibi 3 kez ve daha fazla ziyaret ettiği şehir belki de bir elin parmağını geçmez…
Yani Trabzon, Cumhuriyet’in ilk yıllarında bile “kenarda köşede” bir şehir değildi.
Stratejik, kültürel ve tarihsel olarak önemliydi.
Trabzon’da zamanında 18 ülkenin konsolosluğu vardı bunu da unutmamak gerek…
Ancak Trabzon’un sıkışık bir şehir olduğuna en çarpıcı örneği Atatürk Köşkü’nden verebiliriz…
Ne bir otoparkı var ne doğru dürüst bir çevresi?
Beton, tarihin önüne geçti
Soruyu net soralım:
Trabzon’da son 100 yılda yapılanlar,
4000 yıllık geçmişe yakışıyor mu?
Son 100 yılda hangi eser için Trabzon’da Cumhuriyetin simgesi diyebiliriz…
Bu soruyu da ayrıca sormak gerek…
• Tanjant yolu… Şehrin kalbini ortadan ikiye böldü
• Boztepe ve Kanuni Bulvarı viyadükleri… Silüeti parçaladı
• Reşadiye kavşağı… Şehir estetiğini yok etti.
• Trabzon Limanı… Artık şehrin içinde kaldı.
• Trabzon Cephanelik çevresi… Kaçak ve çirkin yapılaşmayla kuşatıldı…
Ayrıca Uzungöl… Doğallığını kaybedecek konuma geldi, turizm kaygısıyla yapılan çarpık yapılaşmaya önlem alınmazsa, bundan sonra daha da kötüye gidecek gibi görünüyor… Uzungöl’de bazen rastlanan görüntüler ise hiç de iç açıcı değil… İşporta dükkanlarıyla, şehrin kimliğini yansıtmayan ve bu şehirden olduğu düşünülmeyen kişiler tarafından (dışarıdan gelip kiralama yaparak) kişilerin olduğu da söyleniyor…
Trabzon Erzurum yolu… Bu yol düşünün Trabzon’da Unesco Dünya Mirası geçici listesinde yer alan Sümela Manastırı ile şehrin bağlantısını sağlıyor. Sadece Sümela Manastırı değil, Vazelon gibi bir çok tarihi yapıya da bu yol üzerinden ulaşılıyor. Yılda belki de yüzbinlerce turist bu yolu kullanıp tarihi mekanlara gidiyor.
Ancak yol güzergahı tam anlamıyla içler acısı…
Kömür depoları, çirkin sanayi yapıları yani kısaca görsellikten uzak ne varsa bu yol güzergahında ve biz turistleri bu yoldan tarihi mekan ve doğal güzellikleri uğurluyoruz…
Yakışıyor mu?
Ve en acısı…
Tarihi surların etrafı.
Bir şehrin hafızasını, betonla boğduk. Tarih kitaplarında yer alan o en acımasız top atışlarının yapıldığı surlarımız.
Maalesef kuzey yönünde kendi halkının işgaline uğradı.
Neyi koruyacağımızı, neyi kaldıracağımızı artık net konuşmak zorundayız.
Dünyada bunun örnekleri var.
Roma, Paris, Prag…
Bu şehirler büyümedi mi?
Büyüdü.
Ama tarihi ezmeden büyüdü.
Biz ise büyürken, geçmişi ezdik. Çok önemli eserleri inanç uğruna kıskançlık uğruna korku uğruna baskı uğruna yıktık geçtik.
Meydandaki Opera binası gibi;
Kanuni Anadolu Lisesinin hemen yanındaki 1940’larda yıkılan kilise…
Ayrıca talan edilen İskele Caddesi ve tarihi Çömlekçi Mahallesi gibi,
Saymakla bitmez.
İşin kötü yanı bu yapılan büyük kısmı yerel idarecilerin oylarıyla yıkıldı…
En büyük yatırım: Geçmişi ortaya çıkarmaktır…
Trabzon’un geleceği, yeni beton projelerde değildir…
• Surlar kuzey bölgesinde de ortaya çıkarılsa
• Tarihi alanlar temizlense ve tam anlamıyla duyurulsa,
• Kıyı gerçek kimliğine kavuşsa, cesaretli bir isim çıksa tüm kıyı kenar çizgisindeki kaçak yapıları yıksa
• Plansız yapılar ayıklansa…
Bu şehir, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın konuştuğu bir merkez olur.
Turizm mi diyorsunuz?
En büyük turizm yatırımı, yeni bina yapmak değil…
Eskiyi görünür kılmaktır. Gelen turistin önce gözünü şehrin güzelliği ile doyurmaktır.
Son söz;
Şunu artık kabul etmek gerekiyor:
Her yapılan yeni yatırım doğru değildir.
Ve bazı yanlışlar yerinde durdukça bu şehre yeni ne yaparsanız yapın düzelmez.
Belki de ilk kez bu kadar açık konuşmanın zamanı.
Trabzon büyümedi.
Trabzon, yanlış büyütüldü.
Trabzon milyarlarca yatırım yapılarak geri götürüldü.
Kimliğinden uzaklaştırıldı.
Şimdi soru şu:
Bu şehirle yüzleşecek cesareti olan var mı?
Evet biz bu şehiriz, millet iradesiyle meclise gidip her mecliste boş tartışmalarla şehri oyalayan bazı seçilmişler.
Ve şehrin sahibiyiz diyen yöneticilerimiz.
Bir komisyon kuralım, adı Kurtuluş olsun.
Ve Trabzon şehrinin kurtuluşuna 2026 yılında bu kadrolarla bir imza atalım.
Var mı cesaretiniz.