Dikkat çeken nokta ise şu: Siyasi partilerin büyük bölümü projeye sahip çıkmak yerine, olası sorunları gündeme taşıyor. Kimi trafik yükünü işaret ediyor, kimi dolgu alan tartışmalarını… Elbette bu başlıklar önemli ama ortada bir gerçek var ki; Trabzonspor’un geleceğine katkı sunacak bir yatırım konuşulurken, çözüm üretmek yerine sorun saymak ön plana çıkmış durumda. Açık konuşalım… Bu şehirde beklenti, projeyi yavaşlatacak gerekçeler değil, o gerekçeleri ortadan kaldıracak iradedir. Trafik mi sorun? Çözülür. Altyapı mı eksik? Planlanır. Ama bunları konuşmak yerine “olmaz” demek, Trabzon’un yıllardır yakalayamadığı ivmenin bir başka örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Tam da bu noktada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Galatasaray, Aslantepe projesiyle Trabzonspor’un ortaya koyduğu modele oldukça benzer bir adımı hayata geçirdi. Üstelik ciddi bir dirençle karşılaşmadan…

İşin en çarpıcı tarafı ise şu: Vizyon anlamında geri kalmadığı, hatta birçok konuda önüne geçtiği düşünülen Trabzonspor, kendi şehrinde aynı desteği bulamıyor. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo net: Trabzonspor bir proje ortaya koyuyor, ancak şehir henüz bu projeyi sahiplenme refleksini gösteremiyor. Bu da ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Trabzon, kendi değerine ne kadar sahip çıkıyor?