61saat.com'un 2 Nisan tarihli Politik Güğüm köşesinde yer alan haberde şu ifadelere yer verildi:
UEFA Gençlik Ligi’nde tarih yazan Trabzonspor Kulübü yoluna emin adımlarla ilerliyor.
3 İtalyan takımını kendi evinde dize getiren, hatta futbol dersi veren Trabzonspor’un yeni rakibi bu sefer Avusturyalılar oldu.
Maç Nyon’da oynanacak.
Buraya kadar her şey normal ancak şöyle bir problem var.
Maçın oynanacağı stadyumun kapasitesi sadece 1000...
Trabzonspor taraftarına yetmesi imkânsız.
Trabzonspor Kulübü profesyonelleri UEFA ile iletişime geçerek maçın stadyumunun değişmesini talep etti.
Bu hafta içerisinde UEFA bu talebe yanıt verecek.
Maç yine İsviçre’de olacak ancak stadyum farklı bir şehirde olacak.
Şu anda İsviçre’de uygunluğu olan şehir aranıyor.
Stadyum bulunduğu takdirde Trabzonspor taraftarları da burayı tam kapasite dolduracak.
Trabzonspor U19 takımı, UEFA Gençlik Ligi çeyrek finalinde Inter U19’ı mağlup ederek tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye alt yaş kategorilerinde bugüne kadar elde edilen en büyük başarıya ulaşan bu gençler, ülkeyi gururlandırmaya devam ederken, bu büyük zaferde olması gereken bir isim ortalarda yoktu: U19 Millî Takım Teknik Direktörü Sabri Sarıoğlu.
Daha önce Trabzonspor’un gençlerine yeterince şans vermediği için eleştirilen Sarıoğlu, bu kez de Türkiye futbolunun geleceğini şekillendiren en önemli maçlardan birini yerinde takip etmedi.
Sadece üç Trabzonsporlu oyuncuya millî takım kadrosunda yer veren ve bu isimleri de yeterince değerlendirmeyen Sarıoğlu, gelen eleştirilerin ardından bazı değişiklikler yapsa da bugün Inter karşısında tarih yazan ekibin yanında olmadı.
Bu yokluk tesadüf mü, yoksa bilinçli bir tercih mi?
Türkiye’nin alt yaş kategorilerindeki en büyük başarısını kazanan takımı yerinde izlemeyen bir U19 Millî Takım Teknik Direktörü’nün, geleceğin futbolunu şekillendirme konusunda ne kadar istekli olduğu sorgulanmalı.
Ayrıca, büyük başarının ardından en azından bir tebrik mesajı paylaşmaması da düşündürücü.
Genç futbolcularımıza hak ettikleri değeri vermeyen, bu büyük maçta yer almayan ve başarının ortağı olmayan bir teknik direktörün, Türk futbolunun gelişimi için ne kadar doğru bir isim olduğu tartışmaya açık.