İhtimaller üzerinden konuşuyoruz ama ihtimal dediğin bazen gerçeğin ayak sesidir.
Bu hafta oynanacak karşılaşmaların ardından; Pina, Zubkov, Muçi, Batagov ve Oulai… Tam 5 oyuncunun 2026 Dünya Kupası yolcusu olma ihtimali var. Mustafa’yı da bu sürece ekleyince 6 isim birden. Bu duruma Nwaiwu’nun çağrılma potansiyelini eklersek 7 oluyor. Kağıt üzerinde bir senaryo gibi durabilir. Ama gerçekleşirse, bu yalnızca bir istatistik olmayacak; doğrudan kulübün vizyonuna yazılacak bir not olacak.
Elbette işin matematiği var. Ukrayna ve Arnavutluk cephesinde işler pamuk ipliğine bağlı. Bu yüzden Zubkov, Batagov ve Muçi için tablo net değil; yüzde 50’ye 50 bir denge söz konusu. Bir adım ileri, bir adım geri…
Ama Pina ve özellikle Oulai tarafı farklı bir hikâye anlatıyor. Oulai, sadece kadroda yer alan bir isim değil artık; ülkesinin formasını “almış” bir oyuncu. Bu çok kritik bir detay. Çünkü bazı oyuncular turnuvaya gider, bazıları ise oraya damga vurma ihtimaliyle gider.
Şimdi başa dönelim.
Eğer bu 5 isim Dünya Kupası sahnesinde yer alırsa, Trabzonspor tarihinin en kalabalık temsilini yaşayacak. Zira hafızalar bizi 2014 FIFA World Cup’a götürüyor. O dönem Didier Zokora ve Sol Bamba ile sınırlı kalan bir tablo vardı.
Bugün konuştuğumuz şey ise bunun iki katından fazlası.
İşin bir de görünmeyen tarafı var. FIFA’dan gelecek ekonomik katkı, kulübün kasasına girecek ciddi bir gelir demek. Ama belki de daha önemlisi şu: Dünya Kupası vitrini. O sahnede yer almak, sadece oyuncuyu değil, kulübü de pazarlamaktır. Reklamdır. Markadır. Algıdır.
Trabzonspor bu aralar sadece sahada skor üretmiyor. Oyuncu üretiyor. Değer üretiyor. Ve o değerleri alıp dünya futbolunun en büyük sahnesine gönderme ihtimaliyle, kendi hikâyesini büyütüyor.





