TRABZON'DA SU YÖNETİMSİZLİĞİ

Susuz hayatın olmayacağı onun için savaşların ve göçlerin bu yüzden gerçekleştiği tarihsel bir bilgi olarak günümüze kadar uzanmışken, artan nüfus ve beslenmesi için gereksinim duyulan su miktarının küresel iklim koşullarının ısınmasıyla birlikte daha ağırlaşmasına rağmen ekonomik bir mal olan su konusunu birinci stratejik ihtiyaç konumuna taşımıştır.Bu bağlamda üretim ve verimde meydana getirdiği azalış ve rekolte artışlarında tarımsal faaliyetlerde en önemli girdi olup, hem vaz geçilmez ve hemde çoğaltılamaz bir kıt kaynaktır. Ülkemiz ve bölgemizinde su zengini olmadığı hususuda dikkate alındığında önümüzdeki risklerin daha ciddi artışlar göstereceği bir gerçekliktir.Mevcut verilerle yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının ilimizdeki yıllık potansiyeli 3,59 milyar metreküp olup, bu potansiyelin büyük bir kısmı ildeki akarsular ve yüzey sularından oluşmaktadır.Ve yüzey suyunu oluşturan alan yani yağış havzaları ise 1097 hektardan ibarettir. Bu kaynaklar yağmur ve karlarla birlikte sürekli aktif olduğu için yenilenebilir özelliklerinide devam ettirmektedirler.İlimizdeki su kaynakları sadece içme, kullanma ve enerji üretiminde değerlendirilmeyip, özellikle kırsal kesimde 52 adet alabalık üretim tesislerinde de kullanılmaktadır.Bu tesislerde saniyede 4334 litre yani 4,334 metreküp su toplumsal amaçlı bir üretim için kullanılmaktadır.

Kırsal kesimde bir sektör haline gelen kültür alabalıkçılığı HES,lerin yoğunlaşması neticesinde su sorunu yaşandığından yeteri kadar tesis kurma imkanı kalmamış ve üretimin önüde kesilmiştir. Sadece su kaynaklarının verimli kullanılması özellikle geçmişte ilimizde üretilen mısır, buğday, arpa ve benzeri ürünlerin ekiliş alanları önemli ölçüde düştüğünden dereler üzerinde kurulu bulunan su değirmenlerinin yüzde doksan dokuzuda kapanmıştır. Aslında tarımsal üretimin azalması yanında HES'lerine yapılan su tahsisleride bu değirmenlerin bir ölçüde sonunu getirmiştir. Temel de su değirmenleri bir gayrimenkulden ziyade tarımsal ürünlerin öğütülmesine yönelik kullanıldıkları için stratejik bir üretim ünitesi olarak değerlendirilmektedirler (Bir findık ve Çay bahçesi gibi).Zira bir savaş esnasında un fabrikaları tahrip edilebilir işte tamda bu noktada halkın ekmek ihtiyacının karşılanması için un öğütme yani üretim amaçlı kullanılmaları olanaklı olduğu için özellikle askeri haritalarda yerleri ve koordinatları belirtilmiştir.Bu yapıların her biri uzun uğraşlar sonucu karataşın işlenmesi ile hayat bulduklarından dolayı sanat değeri taşımaktadırlar.Onun içinde ilimizde turizm amaçlı kullanılma imkanları varken nerde ise hepsi yokedilmiştir. Bu yapıların sadece su gücü ile çalıştırılmaları çok önemli kültürel bir üretim olduğu için yıllarca varlıklarını devam ettirmişler ancak insan varlığının hışmı bu kültürü yoketmekte galip gelmiştir.

Nüfusun artmasına rağmen Trabzon'un bazı mahallelerinde su sıkıntısı çekilmesi su olmadığından değil ilin su planlamasının yapılmamasından kaynaklanmaktadır.İrili ufaklı bir çok akarsu boşuna akıp giderken, su havzaları kendi haline bırakılmış ve su sorunu şimdiden başlamışken hala bu anlamda yatırım yapılmamasıda ortatayken yöneticilerin bu ilin su sorunu için ne düşündükleri bilinmemektedir. Düşündükleri tek şey kolaycı yoldan suya zam yaparak elde edilen gelirin nerelere harcandığıda şeffaflıktan uzak tutulmaktadır.Dünya yaklaşan iklim krizine yönelik olarak bir çok önlemler alırken güzel ilimizin yöneticileri bir su planlaması yapmak için hala neyi beklemektedirler anlaşılabilir gibi değildir.Ayrıca su planlaması yapılmadığı gibi su kaynaklarının korunmasınında gereği gibi yapılmadığı kirletilmiş olmalarından anlaşılmaktadır.Dere ve yağmur havzalarında tek ve çok yıllık bitki floralarında ve ekosistemde meydana gelen sorunlarda araştırılıp çözümler üretilmediğinden toplumsal bilinçte güçlendirilememektedir. Trabzon'un yeraltı ve yerüstü su potansiyelinin geriye yönelik 15-20 yıl ve daha fazla yağış verisi ortada olduğu halde ve nüfus sürekli artıp ilimiz göç alırken, bir su planlaması yönetmeliği çıkarmak ve uygulamaya koymak çok mu zor?

Dünya su ve iklim sorunlarıyla uğraşırken ilimizde dereler boşa akıp giderken büyük şehir belediyesi suyun bir metreküpüne nerde ise sık aralıklarla zam yapıp vatandaşa satarken gerekçelerinide açıklarlarsa muhakkak iyi bir diyalog oluşur.
Ülkemizin en fazla yağış alan bölgesinde bulunmamıza rağmen hala su sorunu çözüme kavuşturulamıyorsa belediyelerin ve su konusu ile sorumlu kuruluşların toplumsal karşılığı ve kamu kurumu özelliği oluşlarını vatandaş görmek, bilmek ve aynı zamanda istemektedir. Görülen odur ki ilimizde su kaynaklarının idaresi, işletilmesi ve kontrolü yapılmamaktadır. 22 martın dünya su günü olması dolayısıyla sudan en büyük rantı elde eden belediyeler ve HES sahiplerinden hiç ses çıkmamasıda ayrıca üzücü bi o kadarda düşündürücüdür. Aynı zamanda belediyeler suyu halka çok pahalıya satmakta ve kullanılan suların geri dönüşümü içinde biyolojik arıtma tesisleride kurulmamaktadır. Dünya 21.yüzyılı yaşarken varlık içinde yokluk çekmek olsa olsa böyle bir şey olur.Ve milli servetimiz olan su kaynaklarımızda insanlarımızın temel ihtiyaçlarının karşılanmaması pahasına elimizden kayıp giderken, bizde vatandaş olarak ağır su faturaları ödemeye devam ederiz. Onun için ilimizde sorumlu kuruluşların bir araya gelerek su konseyini oluşturmaları ve merkeziyetçilikten uzak ama ülke politikasına uygun Trabzon ili su yönetmeliğini hazırlayarak yürürlüğe koymaları çok önem arzetmektedir.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }