Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkan Vekili Ahmet Hamdi Gürdoğan, Türkiye’de ihracatta yaşanan düşüşün geçici değil, yapısal sorunların sonucu olduğunu belirterek, “Türkiye’nin artık konuşmakla yetinen değil, üretim ve planlama odaklı yeni bir sanayi ve ihracat kurtuluş savaşı başlatması gerekiyor” dedi.
Gürdoğan, özellikle Trabzon ve Doğu Karadeniz özelinde ihracat rakamlarında gerileme yaşandığını vurgulayarak, bu düşüşün başta Rusya-Ukrayna savaşı olmak üzere küresel çatışmalar, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve Türkiye’nin ihracatta kendini yenileyememesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Rusya en büyük ticaret ortaklarımızdan biriydi”
Türkiye’nin ihracatta en önemli partnerlerinden birinin Rusya olduğunu hatırlatan Gürdoğan, “Ukrayna-Rusya savaşı sadece bölgeyi değil, ticaret yollarını, lojistiği ve pazarları da kilitledi. Bu durum ihracatımıza doğrudan yansıdı. Etrafımız savaşlarla çevriliyken bunun etkisini görmemek mümkün değil” dedi.
“Hâlâ fındığı ham madde olarak satıyoruz”
İhracatta yaşanan temel sorunun katma değer eksikliği olduğuna dikkat çeken Gürdoğan, Türkiye’nin yıllardır fındık gibi stratejik ürünleri ham madde olarak ihraç ettiğini söyledi.
“Biz hâlâ fındığı işleyemeden satıyoruz. Oysa dünyada fındık piyasasına mamul ürünle girmemiz gerekiyor. Marka üretmeden, katma değer oluşturmadan bu döngü kırılmaz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye ithal ettiği ürünleri önce üretmeyi hedeflemeli”
Türkiye’nin ithalat kalemlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Gürdoğan, otomotiv, kimya ve tarım ürünlerinde yüksek ithalat bağımlılığına işaret etti.
“Mercimeği, nohudu dahi ithal eden bir ülke haline geldik. Dersimiz çok net: Önce ithal ettiğimiz ürünleri burada üretmeye odaklanmalıyız. Bu bir seferberlik meselesidir” diye konuştu.
“Kilogram başına ihracat değeri yükseltilmeli”
Türkiye’nin ihracatta kilogram başına değerinin düşük olduğunu vurgulayan Gürdoğan, nadir elementler ve ileri teknoloji ürünlerine dikkat çekti.
“Nadir elementleri ham madde olarak gönderiyoruz. Oysa elektronik, çip ve savunma sanayiinde kullanılan ürünlerin kilogram değeri, bir ton tarım ürününden çok daha fazladır. Türkiye’nin hedefi bu olmalı” dedi.
“Sanayi Anadolu’ya yayılmalı, göç tersine çevrilmeli”
Sanayinin belli bölgelerde sıkıştığını ifade eden Gürdoğan, İstanbul ve Ege hattındaki sanayinin Anadolu’ya yayılması gerektiğini söyledi.
“Planlama yapılmadan kalkınma olmaz. Sanayi belli merkezlerde değil, bölgelere yayılarak kurulmalı. Bu aynı zamanda göçü tersine çevirecek bir adımdır” değerlendirmesinde bulundu.
“Demiryolunda yolcuyu değil, yükü konuşmalıyız”
Doğu Karadeniz’de uzun süredir tartışılan demiryolu projelerine de değinen Gürdoğan, asıl meselenin yük taşımacılığı olduğunu vurguladı.
“Asya’da demiryolu taşımacılığının yüzde 65’i yük taşımacılığıdır. Türkiye’de bu oran yüzde 3-4 seviyesinde. Samsun-Sarp hattı konuşulurken yolcu değil, ticaret ve lojistik düşünülmeli” ifadelerini kullandı.
“Singapur ve Çin örnek alınmalı”
Singapur ve Çin örneklerini veren Gürdoğan, bu ülkelerin lojistik, liman ve sanayi planlamasıyla ihracatta sıçrama yaptığını hatırlattı.
“Singapur 5 milyon nüfusla yüzlerce milyar dolarlık ihracat yapıyor. Çin 20 yılda ihracatta devrim yaptı. Lojistikten markalaşmaya giden bir yol izlediler. Türkiye’nin potansiyeli de buna fazlasıyla yeterli” dedi.
“Trabzon ve Doğu Karadeniz öne çıkabilir”
Doğru planlama yapılması halinde Trabzon ve Doğu Karadeniz’in üretim ve lojistikte önemli bir merkez olabileceğini belirten Gürdoğan, “Oturduğumuz yerden olmaz. Planlama, yatırım ve kararlılık şart” diye konuştu.





