Trabzon ili Ortahisar ilçesi Geçit Mahallesi'nde yer alan mera niteliğindeki alanın "Gecekondu Önleme Bölgesi" ilan edilmesi ve buna dayalı olarak hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişiklikleri, Samsun Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkeme kararında, söz konusu işlemlerin hukuka uygun olmadığı ortaya kondu.

Mahkeme kararında, "mera tahsis amacı değişikliği işleminin iptal edilmiş olması nedeniyle bu alanın planlamaya konu edilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca bölgede gecekondu bulunmadığı gibi gecekondulaşma eğiliminin de olmadığı" tespiti yapıldı. Bunun yanında plan kapsamında ayrılması gereken sosyal ve teknik altyapı alanlarının yetersiz olduğu ve yapılan planlamanın mevzuata uygun olmadığı da belirtildi.

Konuyla ilgili Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Cemil Pehlevan, açıklamalarda bulundu. Yazılı bir açıklama yapan Pehlevan, "“Trabzon ili Ortahisar ilçesi Geçit Mahallesi’nde yer alan ve mera niteliğinde olan alanın Gecekondu Önleme Bölgesi ilan edilmesi ve buna dayalı olarak hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliklerine ilişkin dava hakkında, Samsun Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen karar ile söz konusu işlemlerin hukuka uygun olmadığı” açıkça ortaya konmuştur.

Ekran Resmi 2025 04 10 150407-1​​​​​​​

"MEVZUATA UYGUN OLMADIĞI DA AÇIKÇA BELİRTİLMİŞTİR"

Mahkeme kararında; “mera tahsis amacı değişikliği işleminin iptal edilmiş olması nedeniyle bu alanın planlamaya konu edilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca bölgede gecekondu bulunmadığı gibi gecekondulaşma eğiliminin de olmadığı tespiti yapılmıştır" dedi.

Pehlevan, "Bunun yanında plan kapsamında ayrılması gereken sosyal ve teknik altyapı alanlarının yetersiz olduğu ve yapılan planlamanın mevzuata uygun olmadığı da” açıkça belirtilmiştir.​​Bir başka önemli husus ise planlamanın mevzi imar planı niteliğinde hazırlanmış olmasıdır. Oysa yürürlükteki “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında mevzi imar planı yapılmasına dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu planların bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu mahkeme kararında” açıkça ifade edilmiştir.​Öte yandan söz konusu alanın konumu da ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Bölge, devlet sahil yoluna yaklaşık 17 kilometre uzaklıkta olup mevcut ulaşım yolu standart bir ulaşım yolu niteliği taşımamaktadır.

TEMEL ALT YAPI HİZMETLERİ YOK...

Bu nedenle ulaşımın sağlanabilmesi için ciddi kamulaştırmalar yapılması ve yeni yol yatırımları gerekmektedir. Ayrıca su, elektrik, telefon, doğalgaz ve kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerinin bölgeye ulaştırılması için maliyetli yatırımlar yapılması gerekeceği açıktır. Bu yatırımların yapılası durumunda Trabzon Büyükşehir Belediyesinin önümüzdeki yaklaşık 5-10 yıllık bütçesini tüketeceği aşikâr ortadadır. ​Rakımın yüksekliği ve coğrafi şartlar nedeniyle yol ve altyapı hizmetlerinin sürdürülebilmesi için sürekli personel ve makine bulundurulması gerekecektir. Bütün altyapısı hazır ve planlı alanlar mevcutken, yalnızca bir ısrar uğruna bu kadar büyük bir ekonomik yükün altına girilmesi kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından ciddi bir soru işaretidir.​

MAHKEME Mİ ÖNCE BİTECEK, YOKSA İNŞAAT MI?

Nitekim daha önce yaptığımız basın açıklamalarında, yürütmenin durdurulması gerektiğini açıkça ifade etmiş ve “Mahkeme mi önce bitecek, yoksa inşaat mı?” sorusunu kamuoyuyla paylaşmıştık. Ne yazık ki süreç bizim öngördüğümüz şekilde gelişmiş; inşaatlar mahkeme kararından önce tamamlanmıştır.​​​​​​​​Sonuç olarak; müteahhitler projelerini tamamlamış, sınırlı sayıda kişi konut sahibi olmuş ancak kamu adına ekonomiklik analizi yapılmadan yürütülen bir planlama sürecinin sonuçları bugün daha net görülmüştür.​​​​​​​​​Bugün gelinen noktada mahkeme kararıyla birlikte açıkça görülmektedir ki mera alanlarında yapılan bu uygulama hukuka uygun değildir.​​​​​​Şimdi asıl sorulması gereken soru şudur: Ortaya çıkan bu durumun sorumluluğu kim tarafından üstlenilecek ve kamu zararının nasıl telafi edilecektir?​​​​​Kararın ardından yapılması gereken; ortaya çıkan hukuki ve idari durumun titizlikle değerlendirilmesi ve kamu ve şahıs yatırımlarında Kanunların emrettiği hükümler doğrultusunda değerlendirilerek oluşabilecek benzer mağduriyetlerin önüne geçilmelidir.

MAHKEME KANUNA AYKIRI DEDİ...

Sonuç olarak; her zaman olduğu gibi rutinden taviz verilmedi. Mahkeme Kanuna aykırı dedi. Bu aşamada yapılması gereken mahkeme kararının uygulanması. Şimdi, “ayıkla pirincin taşını”. Bu saatten sonra pirincin taşı ayıklanmaz da bundan sonra bu ve benzeri olaylarda mahkemeler mi tahribat mı önce bitecek diye yarıştırmasınlar. Anayasa ve Kanunların emirleri doğrultusunda kamu yararı gözetilerek adımların atılması zorunludur.