Karadeniz Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü ile Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Girişimcilik Farkındalık Toplantısı” kapsamında “Mühendislikten Girişimciliğe” konulu bir panel gerçekleştirildi. Etkinlik, KTÜ Harita Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. Erdoğan Özbenli Amfisi’nde yapıldı.

Panele, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş ile Maptech Elektronik A.Ş. Genel Müdürü Yasin Erkan konuşmacı olarak katıldı.

Açılış konuşmasını Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi Başkanı Prof. Dr. Ebru Çolak yaptı.

Programa ayrıca Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mualla Yalçınkaya, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Temel Varol ile çok sayıda öğrenci katıldı.

PROF. DR. ÇOLAK: “GİRİŞİMCİLİK KURULAN HAYALİN HAYATA GEÇMESİDİR”

Açılış konuşmasında öğrencilere seslenen Prof. Dr. Ebru Çolak, teorik bilgilerin pratiğe dökülmesinin çok daha farklı bir süreç olduğunu söyledi.

Çolak, “Bu etkinliği planlarken Mualla Hocamızla birlikte, aslında daha önce de Yasin Bey’i aramızda görmek istiyorduk. “Neler yapabiliriz, öğrencilerimize nasıl daha fazla katkı sağlayabiliriz?” diye düşünürken hem Ali Haydar Bey’i hem de Yasin Bey’i davet etme kararı aldık. Açıkçası bu kararı alırken oldukça heyecanlandık. Çünkü her iki ismin de sizlere ilham verecek birikime ve hikâyeye sahip olduğunu biliyoruz.

Whatsapp Image 2026 04 29 At 14.37.28

Bizler derslerde sizlere teorik bilgileri aktarıyoruz; ancak işin pratiğe dökülmesi, gerçek hayatta karşılık bulması çok daha farklı bir süreç. Bu noktada en önemli unsur ise hayal kurmak… Ve kurulan bu hayalin nasıl hayata geçirileceğini öğrenmek. İşte girişimcilik tam olarak bu aşamada devreye giriyor. Her ne kadar girişimciliği ders müfredatımızda sizlere aktarmaya çalışsak da bunun asıl karşılığı sahada, gerçek deneyimlerle ortaya çıkıyor” dedi.

PROF. DR. VAROL: UZUN EMEK İSTEYEN BİR YOLCULUK

KTÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Temel Varol ise, “Girişimci olabilmek için cesaretli olmak gerekir. Ancak bu, bilinçsiz bir cesaret değil; bilgiyle, donanımla desteklenmiş bir cesaret olmalıdır. İkinci olarak sabır ve metanet büyük önem taşır. Çünkü mühendislik kariyeri de, kendi işinizi kurma süreci de uzun ve emek isteyen bir yolculuktur. Bu süreçte karşılaşılacak zorluklara karşı dirençli olmak gerekir. Üçüncü olarak ise disiplinli olmak şarttır. Belirli bir plan ve düzen içerisinde hareket etmeden sürdürülebilir bir başarı elde etmek mümkün değildir” diye konuştu.

T O P L A N T I-4

BU KADAR FARKIL ALANDA FAALİYET OLUR MU?

TTSO Başkan Yardımcısı Ali Haydar Baş ise, “Aslında burada bir kavram kargaşası olduğunu söyleyebiliriz. “Bu kadar farklı alanda faaliyet olur mu?” sorusu sıkça akla geliyor. Bir kişinin aynı anda turizm, mühendislik, inşaat, akaryakıt, uluslararası ticaret ve hatta teknoloji alanında yatırımcı olması ilk bakışta karmaşık görünebilir. Ancak bu durum, günümüz girişimciliğinin doğal bir yansımasıdır.

Hayatın kendisi sürekli değişen ihtiyaçlar ve çözümler üzerine kurulu. Özellikle teknolojinin gelişimiyle birlikte, 20 yıl önceki ihtiyaçlar, çözümler ve hedefler ile bugünküler arasında ciddi farklar oluştu. Teknoloji ilerledikçe yeni ihtiyaçlar doğuyor, bu da beraberinde yeni iş alanlarını ve fırsatları getiriyor. Dolayısıyla bugün sahip olduğunuz imkanlar ve yönelme şansınız, geçmişe kıyasla çok daha farklı ve geniş” diye konuştu.

ŞU DÜŞÜNCEYE KESİNLİKLE KAPILMAMAK GEREKİR

Öğrencilere tavsiyeler de veren Baş, “Bu noktada şu düşünceye kesinlikle kapılmamak gerekir: “Tüm fırsatlar değerlendirildi, köşe başları tutuldu, başarılı olanlar zaten oldu, bize alan kalmadı.” Bu doğru değil. Aksine, değişen dünya düzeni ve teknolojik dönüşüm sayesinde her dönemde yeni fırsatlar ortaya çıkıyor. Önemli olan bu değişimi doğru okuyabilmek ve kendinize yeni alanlar açabilmektir.

Bugün geldiğimiz noktada yüzlerce kişiye istihdam sağlayan bir yapıdan bahsediyoruz. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren bu şirketlerin yönetiminde ise mühendislik bakış açısının önemli bir rolü var. Nitekim hem şirketlerin başında bulunan kişi hem de genel müdür pozisyonunda görev alan isimler harita mühendisliği kökenli. Bu da mühendislik formasyonunun sadece teknik alanla sınırlı kalmayıp, farklı sektörlerde de güçlü bir yönetim ve vizyon kazandırdığını açıkça ortaya koyuyor” dedi.

MÜHENDİS NE ZAMAN GİRİŞİMCİYE DÖNÜŞÜR

Mühendisin ne zaman girişimciye dönüşeceği sorusunun cevabını da veren Baş, “Mühendis ne yapar? Temelde sorun çözer. Peki bir mühendis ne zaman girişimciye dönüşür? Çözdüğü sorunu sadece çözmekle kalmayıp, bu çözümü bir değere dönüştürebildiğinde… Yani ortaya koyduğu çözümü ticarileştirebildiğinde girişimcilik yoluna adım atmış olur.

Bu süreç aslında aşama aşama ilerler. Önce sorunu tespit edersiniz, çözersiniz. Ardından bu çözümü tek başınıza değil, yetkin bir ekiple birlikte geliştirirsiniz. Ortak akılla hareket ettiğinizde girişimciliğe bir adım daha yaklaşırsınız. Daha sonra bu çözümü bir ürüne dönüştürür, pazara sunabilirseniz artık çok daha güçlü bir girişimci olursunuz. Ve bunu sermaye ile destekleyip büyütebilirseniz, o zaman gerçekten piyasada yer edinmiş bir girişimden söz edebiliriz.

T O P L A N T I2-1

Bu durumu bir fideye benzetebiliriz. Toprağa bir tohum ekersiniz, filiz verir. Artık doğada bir karşılığı vardır. Ancak o filizin büyüyüp güçlü bir ağaca dönüşmesi için zamana, emeğe ve doğru şartlara ihtiyacı vardır. Girişimcilik de böyledir. Sadece başlamak yetmez; riskleri yönetmek, zorluklara dayanmak ve süreci büyütebilmek gerekir.

Bu noktada girişimcinin yapması gerekenler çok net:

İyi bir mühendislik altyapısı, doğru ekip, doğru problem tespiti, çözüm üretme ve bunu ticarileştirme… Ama en kritik noktalardan biri de risk alabilmektir. Cesaret olmadan bu yol ilerlemez.

Bununla birlikte, ürettiğiniz ürüne farklı açılardan bakabilme yeteneği de çok önemlidir. Herkes aynı tabloya bakar ama herkes aynı şeyi görmez. Sizin farkınız, o tabloda başkalarının göremediğini görebilmenizdir. Bu bazen daha dikkatli bakmakla, bazen farklı düşünmekle, bazen de hayal gücünüzü devreye sokmakla olur.

Hatırlarsınız, derslerde üç boyutlu görseller olurdu. İlk baktığınızda hiçbir şey göremezsiniz. “Hocam göremiyoruz” dersiniz. Ama biraz odaklanınca, biraz sabredince bir anda görüntü ortaya çıkar. İşte piyasa da, ticaret de aynen böyledir. İlk bakışta fırsatları göremeyebilirsiniz. Ama zamanla bakmayı, analiz etmeyi ve farklı görmeyi öğrenirsiniz. Hatta yanınızdaki kişiden daha farklı ve daha ileri bir perspektif geliştirebilirsiniz.

Sonrasında ürününüzü piyasaya sunarsınız. Bu ürün sadece bir ticari meta değil, aynı zamanda insanlığa sunulan bir değer olur. Bu noktada girişimcilik sadece para kazanmak değil, değer üretmek anlamına da gelir.

Elbette süreç burada bitmez. Yeni projeler, yeni yatırımlar, yeni fikirler sürekli karşınıza çıkar. Melek yatırımcılık gibi alanlarda da fırsatlar doğar. Ancak burada önemli olan; her gelen fikre atlamak değil, doğru olanı seçebilmek, sürdürülebilir ve gerçekten değer üreten projelere odaklanabilmektir.

Bir noktada şunu çok net görmek gerekiyor: Her fırsat, her yatırım ve her para kazanma ihtimali herkese göre doğru olmayabilir. Bana bir oyun projesiyle geldiklerinde bunu çok açık ifade ettim. “Benim desteklediğim teknolojik yatırımların insanlığa bir faydası olmalı” dedim. Çünkü mesele sadece para kazanmak değil. Yaptığınız işin sonunda birinin size “iyi ki yaptınız” demesi ya da sizin o işle gurur duymanız gerekir. Bu bir tercih meselesidir. Elbette o oyun da yapılır, birileri yapacaktır ama benim durduğum yer orası değil.

Şunu da açıkça söylemek lazım: Hepiniz iyi bir mühendis olacaksınız. Zaten bu bölümü kazanmışsınız, bitireceksiniz, diplomanızı alacaksınız. Ama iyi bir mühendis olmak, tek başına çok iyi kazanacağınız anlamına gelmez. Farkı yaratan şey; girişimci olabilmek, ticari bakış açısını geliştirebilmektir. Çünkü bu eğitim size analitik düşünmeyi, analiz yapmayı, kıyaslamayı ve problem çözmeyi öğretir. Ama bunu değere dönüştürmek sizin elinizde.

FARKLI ALANLARDA MELEK YATIRIMCILIK YAPIYORUM

Ben de kendi adıma şunu sorguladım: Farklı alanlarda melek yatırımcılık yapıyorum, peki neden harita mühendisleriyle özel bir yapı kurmayayım? Neden bu alana özel bir bütçe ayırmayayım? Bunu kurguladım ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

BEN BU ORTAKLIĞA SERMAYE KOYACAĞIM

Size bir teklifim var.

Üçer kişilik gruplar oluşturmanızı isteyeceğim. Bu gruplarla birlikte “ne yapabiliriz, nasıl bir proje geliştirebiliriz, nasıl bir değer üretebiliriz?” sorularına cevap arayacağız. Bu bir ortaklık olacak. Ben bu ortaklıkta sermaye koyacağım, bilgi ve tecrübemi koyacağım. Sizler de fikirlerinizi, enerjinizi ve hayal gücünüzü ortaya koyacaksınız. Ancak burada belirleyici olan şey; ortaya koyacağınız fikirlerin niteliği, vizyonu ve uygulanabilirliği olacak.

Çünkü ben bunu zaten farklı alanlarda yapıyorum.

Örneğin:

• İnsansız deniz can simidi projemiz var. Yaklaşık iki yıllık bir çalışma. İlk versiyonunu sattık, şimdi daha hafif ve gelişmiş bir versiyon üzerinde çalışıyoruz. Henüz tam anlamıyla ticarileşmedi ama ciddi bir aşamaya geldi.

• 3D yazıcılar için filament üretimi yapıyoruz. Üçüncü yılına girdik, artık satış aşamasına geldik ve ihracat hedefimiz var.

• Sualtı 360 derece kamera sistemimiz tamamen ticarileşti. Özellikle balık çiftliklerine satıyoruz. Rakiplerimiz uluslararası firmalar ama girdiğimiz yerlerde onların sistemleri sökülüp bizimkiler kuruluyor.

• Bir diğer projemizde ise sanal gerçeklik gözlükleriyle fizik tedavi hastalarına egzersiz yaptırıyoruz. Oyunlaştırma sayesinde hastalar tedaviye daha istekli katılıyor ve çok daha hızlı sonuç alıyoruz. Bu da ticarileşmeye çok yakın.

T O P L A N T I7

Gördüğünüz gibi bunlar klasik ticaretin dışında, değer üretmeye odaklı yatırımlar. Ve kazancımızın bir kısmını bu alanlara ayırıyoruz.

Şimdi asıl soru şu:

Siz ne yapacaksınız?

Gerçek bir mühendis olarak sadece verilen işi yapan mı olacaksınız, yoksa problem gören, çözüm üreten ve bunu değere dönüştüren bir girişimci mi olacaksınız?

İşte bu noktada sizin fikirleriniz, cesaretiniz ve ortaya koyacağınız projeler belirleyici olacak.

Burada kurguladığımız şey aslında uzun vadeli bir Ar-Ge ve yatırım modeli. Yani sadece kısa vadede sonuç bekleyen bir yapı değil; 1, 2, hatta 3 yıla yayılan, sabır gerektiren bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreçte belki yapılan yatırımlar hemen geri dönüş sağlamayacak, hatta bazı denemeler “başarısız” gibi görünecek. Ama uzun vadede içinden çok değerli çıktılar elde etme ihtimalimiz olacak.

Bu modelde benim tarafımda işin ticari kısmı ve sermaye yapısı olacak. Sizler ise araştırma, geliştirme ve pazarlama süreçlerinde aktif rol alacaksınız. Yani sadece fikir üretmeyecek, aynı zamanda o fikri sahaya nasıl indireceğimizi de birlikte öğreneceğiz. Bu aynı zamanda sizin için ciddi bir gelişim alanı olacak.

Örneğin birlikte şöyle bir yapı düşünebiliriz: emlak ve arazi geliştirme projeleri. İlk bakışta basit görünebilir ama aslında çok katmanlı bir süreçtir. Türkiye’nin farklı bölgelerinde küçük ya da büyük ölçekli arsalar üzerinden bir portföy oluşturmayı hayal edelim. 3 dönümden 100 dönüme kadar değişen ölçeklerde araziler…

Ama burada kritik soru şu: Biz neye yatırım yapacağız?

Önce bir strateji belirlememiz gerekir.

Tarım arazilerine mi odaklanacağız?

T O P L A N T I5

Sanayi yatırımı potansiyeli olan bölgeleri mi seçeceğiz?

Yoksa şehirlerin büyüme akslarında kalan imarlı konut ve ticaret alanlarına mı yöneleceğiz?

Belki de turizm ya da özel nitelikli araziler üzerine mi çalışacağız?

Bunların hepsini birlikte analiz edeceğiz. Ardından bir lokasyon stratejisi oluşturacağız. Yani “hangi şehirde, hangi bölgeye, hangi amaçla yatırım yapıyoruz?” sorusunun net cevabı olacak.

Çünkü işin en önemli kısmı şudur: Doğru yeri seçmezseniz, doğru yatırım yapmış sayılmazsınız. Aynı ürün, Trabzon’da farklı değer taşırken İzmir’de çok farklı bir karşılık bulabilir. Bu yüzden sadece arazi almak değil, o arazinin gelecekte neye dönüşeceğini öngörmek gerekir.

İşte bu noktada mühendislik bakış açısı devreye giriyor. Veri analizi, coğrafi analiz, büyüme trendleri, ulaşım aksları, şehirleşme dinamikleri… Bunların hepsini birlikte okuyacağız.

Sonuç olarak hedefimiz şu olacak:

Sadece arazi alan bir yapı değil, doğru yeri seçen, doğru zamanda hareket eden ve bunu değerli bir yatırıma dönüştüren bir ekip oluşturmak.

Kesinlikle bu üç kişiden biri şu an aramızda bulunan öğrencilerimizden olabilir, hatta üçü de olabilir. Ancak bununla birlikte dışarıdan, yine harita mühendisi olmak kaydıyla başka bir kurumdan da ortaklık kurulabilir; bunda herhangi bir sorun yok.

T O P L A N T I4

Burada önemli olan ikinci konu ise şu: Bu üç kişinin aynı şehirde olması aslında bir avantajdan çok dezavantaj olabilir. Çünkü biz daha geniş bir network yapısından bahsediyoruz. Yani sadece aynı çevrede, aynı bakış açısında olan kişiler değil; farklı şehirlerden, farklı deneyimlere sahip kişiler bir araya gelmeli.

Örneğin bir arkadaşınız Trabzon’dan, bir diğeri Erzurum’dan, bir başkası Bursa’dan olabilir. Bu çeşitlilik bakış açısını zenginleştirir. Bu da projenin gücünü artırır.

Ayrıca belirlediğimiz önemli kriterlerden biri de yabancı dildir. En az bir kişinin yabancı dil bilmesi çok kritik. Çünkü artık dünya sadece yerel bir pazar değil. Uluslararası düşünmeyen projeler uzun vadede sınırlı kalır. Bu yüzden global bakış açısı şart.

Bir diğer önemli nokta ise şu: Hayallerinizi gerçekten geniş tutmanızı istiyorum. Aklınıza gelen her fikri yazın. Belki benim görmediğim, düşünmediğim çok farklı ve güçlü fikirler çıkabilir. Biz bunların hepsini değerlendireceğiz.

Okulların kapanmasına kadar yaklaşık bir ay ile bir buçuk aylık bir süreniz var. Bu süreçte gelen fikirleri toplayacağız. Ardından akademiden de bir hocamızın dahil olacağı küçük bir değerlendirme ekibi oluşturacağız ve üç-beş kişilik gruplarla bu projeleri inceleyeceğiz.

Sonrasında hedefimiz, 2–3 ay içinde bu yapıyı kurmak. Yani gerçekten bir şirket modeli ortaya koymak ve bir melek yatırım yaklaşımıyla kendi bölümümüzden çıkan bir girişim ekosistemi oluşturmak.

Belki çok başarılı olacak, belki farklı yerlere evrilecek ama önemli olan bu sürece başlamamız”

Toplanti 9

KENDİNE ÖZGÜ BİR HİKAYE İÇERİYOR

Maptech Elektronik A.Ş. Genel Müdürü Yasin Erkan ise, "Bugün bu yolculukta neler yaptık, hangi avantajları yakaladık ve nasıl bir hikâye oluşturduk… Aslında biraz da bundan bahsetmek istiyorum.

Hepinizin hayata geliş noktası kendine özgü bir hikâye içeriyor. Hepimiz bir evde, bir hastanede ya da bir köy evinde dünyaya geliyoruz. Sonrasında eğitim hayatı, aile yapısı ve mesleki süreçlerle birlikte kendi yolculuğumuzu inşa ediyoruz. Ve zamanla bu süreç, tamamen bize özgü bir hikâyeye dönüşüyor.

Burada aslında ortak bir nokta var; o da mesleğimiz. Harita mühendisliği perspektifinden baktığımızda her şeyin bir konumla ve zamanla ilişkili olduğunu görüyoruz. Eskiden denizciler yıldızlara bakarak yön buluyordu, astronomi ve zaman üzerinden hareket ediyordu. Bugün ise aynı mantık GPS teknolojileriyle devam ediyor. Yani temel değişmiyor; sadece teknoloji evriliyor.

Bizim mesleğimiz de tam olarak bu noktada konumlanıyor: konumlama teknolojileri. Bunun içinde sensörler var, yazılımlar var, yapay zekâ var ve en önemlisi insan hayali var. Çünkü aslında her şey bir ihtiyaçtan doğuyor ve bu ihtiyaçlar zamanla teknolojiyle birleşerek yeni alanlar oluşturuyor.

Biz de bu çerçevede kendi yolculuğumuzu “Mevtek Elektronik A.Ş.” üzerinden şekillendirdik. Temel olarak konumlama teknolojilerine odaklanan bir firma kurduk. Bu süreçte üç ana eksen belirledik: donanım, yazılım ve hizmet. Yani bu üç ayağı bir araya getirmeden sürdürülebilir bir yapı kurmanın zor olduğunu gördük.

İlk ürünlerimizle birlikte yolculuğumuz başladı. 2018 yılında aslında bu bir hayal olarak ortaya çıktı. Harita Genel Komutanlığı’nda görev yaptığım dönemde GPS teknolojileri üzerine yüksek lisans ve doktora çalışmaları yürüttüm. Aynı zamanda uluslararası akademik çalışmalar içinde yer aldım. Oxford Üniversitesi’nde ve farklı ülkelerde bu alanda projeler geliştirme fırsatım oldu.

Bunun yanında Türkiye adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yürütülen bazı teknik ve hukuki süreçlerde de yer aldım. Orada hem teknik hem hukuki anlamda ülkemizi temsil etmek, mesleğim adına oldukça değerli bir deneyimdi.

Bu birikimlerin üzerine kendi hayalimizi ekleyerek ilk ürünümüzü geliştirdik. “Araç takip sistemi” gibi düşünülmesin; bu aslında nesne takibi yapabilen, içinde sensörleri olan, hareketi ve konumu aynı anda analiz edebilen global bir sistemdi. SIM kart bağımlılığı olmadan, yazılım altyapısıyla yaklaşık 200 ülkede çalışabilecek bir yapıyı hedefledik.

Bu fikir Almanya merkezli bir şirketin dikkatini çekti. Avrupa’da benzer çözümler üzerine çalışan bu firma ile karşılıklı bir değerlendirme süreci yaşadık. Sonuç olarak ürünün telif haklarının bir kısmı üzerinden bir iş birliği ve ortaklık modeli oluşturuldu. Ve bu bizim için önemli bir kırılma noktası oldu.

Çünkü sıfır sermayeyle başladığımız bir fikir, zamanla pozitif sermayeye dönüşen bir girişime evrildi. Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Bir araba var ama aküsü yoksa çalışmaz. Benzin olsa bile ilk kıvılcımı vermek gerekir. İşte girişimcilikte de o ilk kıvılcım hayal ve inançtır.

Burada en kritik soru şudur: “Sen bu işin neresindesin?”
Sadece fikir üretmek yetmez, o fikrin arkasında durmak gerekir. Çünkü insan inanmadığı bir şeyi başkasına inandıramaz.

Bizim yaşadığımız süreç de aslında buydu. Doğru fikir, doğru zaman ve doğru insanlarla buluştuğunda bir yatırımcıyla ya da bir ortakla karşılaşabiliyorsunuz. Bazen bu aile sermayesi olur, bazen melek yatırımcı, bazen de tamamen tesadüfi bir karşılaşma.

Sonuçta bu süreç bizi Avrupa merkezli bir ortaklığa taşıdı. Yaklaşık 300 bin Euro değerinde bir başlangıç sermayesiyle ürünümüzü Avrupa’ya taşıma fırsatı bulduk. Ürünler Türkiye’de geliştirildi, test edildi ve daha sonra “Made in Germany” etiketiyle global pazara açıldı.

Bugün geldiğimiz noktada şirket farklı versiyonlarla büyümeye devam ediyor, hatta borsaya açılma sürecine girdi. Ancak burada önemli bir detay var: Biz bu ürünün Türkiye’deki potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremedik. Bu da bizim için bir eksiklik olarak kaldı.

Ama diğer taraftan şunu da net görüyoruz: Bir fikir doğru şekilde geliştirildiğinde, coğrafya sınırlarını aşabiliyor. Önemli olan o fikri doğru zamanda, doğru stratejiyle hayata geçirebilmek.

Sonuç olarak, ister Türkiye’de olun ister dünyanın başka bir yerinde, temel bazı doğrular değişmiyor. Doğru fikir, doğru ekip ve doğru zaman bir araya geldiğinde, girişimcilik bir hikâyeye dönüşüyor.