Trabzon’a yatırım yapmak elbette önemli. Yeni yollar, yeni meydanlar, yeni projeler… Bunlar bir şehrin vitrinidir. Ancak bir şehri ayakta tutan yalnızca vitrini değil, mutfağıdır. Ekonomisi sağlam olmayan, üretmeyen, kazanmayan bir şehirde en büyük yatırımın bile ömrü kısa olur.

Bugün resmi verilere baktığımızda tabloyu soğukkanlılıkla değerlendirmek zorundayız. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 40 milyon kişi bankalara borçlu. Bireysel kredi ve kredi kartı borç bakiyesi 5 trilyon TL’yi aşmış durumda. Ortalama kişi başı borç 135 bin TL seviyelerinde. Üstelik 4 milyondan fazla kişi yasal takibe düşmüş durumda.

Bu tablo Türkiye’nin gerçeği.

Peki Trabzon?

Trabzon’da bankaların takibe aldığı kredi miktarı 2 milyar TL’nin üzerinde. Doğu Karadeniz’de en yüksek takipteki alacak rakamına sahip il konumunda. Yani şehirde borç baskısı ciddi boyutta.

Diğer yandan Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Trabzon, kişi başına düşen gelir sıralamasında 81 il içinde 52. sırada. Büyükşehirler arasında ise alt sıralarda yer alıyor. Bu şu anlama geliyor: Borç yükü artarken gelir performansı aynı ölçüde güçlü değil.

İşte tam da burada asıl mesele başlıyor.

Yatırım Yetmez, Ekonomik Zemin Güçlü Olmalı

Bir şehre dışarıdan bakıp iki video çekmekle, birkaç açılış yapmakla ekonomi güçlenmez. Sürdürülebilir kalkınma; içeriyi dinlemekle, üretim yapanı anlamakla olur.

Trabzon’da binlerce kişiye istihdam sağlayan sanayiciler var. İhracat yapan iş insanları var. Büyük riskler alarak üretim çarkını döndüren fabrikalar var. Çek senet baskısı altında ayakta kalmaya çalışan esnaf var. Krediye ulaşmakta zorlanan KOBİ’ler var.

Ama bu “sessiz çoğunluk” yeterince dinlenmiyor.

Siyasiler şehre geldiğinde sadece vatandaşla ve parti teşkilatlarıyla buluşmamalı. Ticaret erbabıyla, sanayiciyle, ihracatçıyla, esnaf odalarıyla, organize sanayi temsilcileriyle masaya oturmalı. Şu sorular sorulmalı:
• Krediniz mi daraldı?
• Yapılandırma mı gerekiyor?
• Erteleme mi lazım?
• Vergi yükü mü ağır?
• Teşvik mi yetersiz?
• İhracatta mı zorlanıyorsunuz?

Bunlar konuşulmadan, yatırımın sürdürülebilirliği sağlanamaz.

Ekonomi Durursa Yatırımın Anlamı Kalmaz

Bugün Trabzon’un en büyük iş insanlarının ciddi finansman sorunları yaşadığı biliniyor. Çok büyük istihdam sağlamalarına rağmen seslerini duyurmakta zorlanıyorlar. Oysa bu insanlar yalnızca kendi şirketlerini değil, yüzlerce ailenin geçimini ayakta tutuyor.

Eğer üretim yavaşlarsa, ticaret daralırsa, nakit akışı bozulursa; en güzel meydanın, en görkemli projenin şehre ekonomik katkısı sınırlı kalır.

Şehir ekonomisi bir bütündür. Esnaf nefes alamazsa sokak ışıldamaz. Sanayici üretmezse liman canlı olmaz. İş dünyası yatırım iştahını kaybederse gençler başka şehirlere gider.

Trabzon’un İç Sesine Kulak Verilmeli

Trabzon güçlü bir şehir. Tarihi var, limanı var, üniversitesi var, girişimci insanı var. Ama bu potansiyeli ortaya çıkarmak için önce ekonomik damarları güçlendirmek gerekir.

Borçluluk artarken, gelir sıralamasında gerilerdeyken; şehrin iç dünyasını dinlemek bir tercih değil zorunluluktur.

Bugün yapılması gereken; kavga değil ortak akıl, gösteriş değil üretim odaklı politika, günü kurtarmak değil sürdürülebilir ekonomik modeldir.

Trabzon iş dünyasının sessiz çoğunluğu konuşmuyor olabilir. Ama yük taşıyor. İstihdam sağlıyor. Risk alıyor. Mücadele ediyor.

Artık o sesi duymanın zamanı geldi.

Çünkü ekonomi ayakta kalırsa Trabzon büyür.
Ekonomi durursa, yapılan yatırımın hiçbir anlamı kalmaz.