Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ın öğretmenevi süreciyle ilgili yaptığı açıklamalar, yerelde hizmet-siyaset dengesi açısından dikkat çekici bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Yıllardır tamamlanamayan bir projeyi belediye imkanlarıyla ayağa kaldırmaya çalışan, üstelik bunu yaparken öğretmenlerden sendikalara kadar tüm paydaşlarla istişare yürüten bir belediyenin, temel atma töreninde adeta yalnız bırakılması kamuoyunda da soru işaretlerine neden oldu.
Mustafa Bıyık’ın en dikkat çeken vurgusu ise sürecin tamamen hizmet odaklı ilerletildiği yönünde. Belediyeye ait atıl durumdaki bir yapının satılarak kaynak oluşturulması, üzerine ciddi bir bütçe eklenmesi ve sonunda Milli Eğitim Bakanlığına devredilecek bir öğretmenevi yapılması aslında yerel yönetim adına önemli bir kamu yatırımı olarak görülüyor. Buna rağmen bürokrasinin ve bazı resmî kurum temsilcilerinin sürece mesafeli yaklaşması, “hizmetin önüne siyaset mi geçiyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.
Yomra’da bugüne kadar uzlaşmacı dili, vatandaşla kurduğu güçlü iletişim ve farklı siyasi görüşlerle kurduğu dengeli ilişkilerle öne çıkan Mustafa Bıyık’ın bu çıkışı da aslında bir kırgınlığın dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Çünkü mesele yalnızca bir temel atma törenine katılım değil; yerelde yapılan hizmetlerin siyasi aidiyet üzerinden değerlendirilmesi endişesi.
Kamu hizmetlerinde esas olanın vatandaşın faydası olduğu unutulmamalı. Özellikle eğitim gibi toplumun ortak paydası olan alanlarda bürokrasinin ve devlet kurumlarının siyasetin gölgesinden uzak durması gerektiği yönündeki değerlendirmeler ise kulislerde giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.