TARIM NASIL KURTULUR

Tarım ekosistemin en önemli bölümünü oluştururken bu stratejik sektör ülkemiz yerel ve genelinde sıradanlaştırılarak beslenme kaynaklarımızı ülke aşırı kaynaklarda arayarak çiftçimiz fakirleşirken milli servetimiz yabancı ülkelerin çiftçilerinin refahına refah katmaktadır.Ülkemiz ekosistemi çeşitli şekillerde yokedilirken bundan en fazla tarım etkilenmektedir(Bitkisel ve Hayvansal üretim) Durumun vahameti ortadayken tarımsal çöküşün yarattığı ekosistem sıkıntısı gittikçw toplumu zorlamakta ve insanlar tarımdan uzaklaşmaktadır.Halbuki tarım sektörü başta istihdam olmak üzere gıda, tarıma dayalı sansyi, ilaç ve hayvancılık gibi bütüncül bir yapıda esas olan temel ihtiyaçların karşılanmasıdır.

Bu kriterlwr yanında tarım bir stratejik sektör olarak aile işletmelerinin sürdürülebilirliği, düşük gelirle çalışanların gelirlerinin yükseltilmesi gibi faktörlerden dolayı siyaset üstü bir sektördür.Onun içindirki diğer sektörlere nazaran kamuoyunda daha fazla ilgi çekmektedir.Çünkü; Tohum,Gübre, Kırmızı et, Yakıt, Yedek parça gibi girdilerin yanında GDO'lu ürünlet, Tarımsal desteklemeler, Çeşitli nedenlerle arazilerin.tarım dışı kullanımları,İyi ve organik tarım, arazi miras hukuku ve kırsal kalkınma gibi konular herkesin gündemindedir.Bu gündemin temeli ise toplumun beslenme gereksiniminin riske girmeden garanti altına alınması oluşturmaktadır.Daha açıkcası HAVA ve SUDAN sonraki en zaruri ihtiyaç gıda maddesi olup, burdan haraketle dünyada savaşlaŕın açlık korkusundan çıkmış olmasıda durumun hayati bir olay olduğunu bizlere göstermektedir.

Gelinen aşamada ülkemiz nüfusunun 85 milyon mültecilerin ortalama 12 milyon özellike yazın gelen 25-30 milyon turistide hesaba kattığımızda yaklaşık 125 milyon insanı beslemenin kolay olmayacağı bir gerçektir.Durum bu açmazdayken bir taraftan tarım alanları azalırken üretim maliyetlerinin girdi kaynaklı artması sonucu küçük aile işletmelerininde tarımdan uzaklaşmaları önlenememektedir.Bu acı gerçekten dolayıdır ki çiftçiliği bırakarak çöplüklerden kağıt toplayarak geçinmeye çalışan insanlarımızın bulunduğu bu çağda nasıl ifade edilir bilemiyorum.

Halbuki bu tür tarım işletmelerinde çiftçi hem patron, hem işçi ve hemde idareci olup tarımsal faaliyetle sosyal hayatı ve kişisel yaşamı iç içe geçirerek bir bütünlük oluşturmuştur.Gel görki bu derece üretken disiplin ve yılların birikimi kültür gelinen aşamada çökerek ülkenin tarımsal geleceğide belirginsizleşmektedir.Ayrıca tarımsal üretim sadece üretenle sınırlı olmayıp tüm üretimlerin(Mal veHizmet) kaŕşılığını odeyip alanlar içinde çok önem arzetmektedir.Gelir kaynakları iyi olanlar bu hizmetleri satın alırken parası olmayanlar ne yapmalıdırlar yani onların satın alma hakları yokmudur.Onun için eşit rekabet ortamının sağlanatak neoliberal tekellerin aşırı sömürme davranışları önlwnerek tüketicilerin kazançları korunmalıdır.

Bu anlamda tarımın üç ayağı Bitkisel üretim, Hayvansal üretim veÜretilenletin işlenerek katma değerleri yükseltilip dışa bağımlılık azaltılmalıdır.Bu düzlemde ülkemiz ve çiftçimiz kazanacak yoksa uluslararası tarım ürünü satıcıları bugün olduğu gibi gelecekte de 200 milyon ton tarım ürününü biz ve bizim gibi ülkelere satmak için sirkülasyona sokmaya devam edecek bizde bu devletler veya holdingleerin peşine düşerek kendi çiftçimizin yokolması pahasına milyar dolarlar harcayarak ürün alıp hakımızın karnını doyurmaya çalışacağız.Dünyada hiç bir ülke yokki üretmeden ayakta kalsın ve batmasın.

Her ülke kendi üretim planlamasını yapıp halkının karnını doğduğu topraklarda doyurutken Anadolunun bize bahşettiği verimli topraklar atıl su kaynskları boşa akıp giderken .kumun üzerini toprakla doldurup çölde üretim yapanlar bize her çeşit tarım ürününü satmaya devam etmektedirler.Yıllarca GAP için yatırımlar yapılırken son 25 yıldır GAP'ın ismi dahi geçmemekte ve bir çok yabancının bu bölgeden harıl, harıl toprak satın aldıkları yazılıp çizilmektedir.Ülkemizin her bölgesinde tarımsal üretim azalırken marketlerdeki fiyatlar önlenemez bir şekilde artmsya devam etmektedir.Artık üretimin azalması sonucu gıda enflasyonunun dayanılmaz boyutlara ulaşması daha ciddi bir krizin bizi beklediğinin temel ifadesidir.
ONUN İÇİN;
1-Ülkemizde acilen tarımın bütüncül bir MASTER planının hazırlanması,
2-Yine acilen üretim planlamasının yapılmas,
3-İç talebin sağladığı yüksek canlılığin isteklerinin dikkate alınması,
4-Tüketim potansiyelinin parametrelerinin ortaya konulması,
5-Etrafımızdaki ülkelerinde üretim potansiyellerinin dikkate alınarak üretim konusunda bu durumun dikkate alınması,
6-Yüksek üretim potansiyeline sahip ülkemizin şimdilerde düştüğü durumun iyi analiz edilmesi,.
7-Ülkemiz tarımına dünyanın iyi sonuç aldığı anlayışlarında aktarılmasının sağlanması,
8-Eskiden olduğu gibi gıda ve kurbanlık krizinin yaşanmaması için çiftçi desteklerinin ürüne verilmesi,
9-Tarımsal kalkınma için bilgi, bilim ve teknolojinin doğru bir şekilde kullanılmasının sağlanması,
10-Devlet tam üretim kapasitesine ulaşılıncaya kadar ürün alım garantisi vermeli
11-Su ve enerji kullanımında çiftçinin korunmasının ön planda tutulması,
12-Zaman faydasından yararlanmak için sağlıklı bölgesel veya lisanslı depoların hayata geçirilmesi.
Sonuç; Tarım gıdadır, Ekonomidir, İstihdamdır, Refahdır, Paradır,Sanayidir, Enerjidir, Güçdür,Ekosistemdir ve Sağlıktır.Onun için ihmal edilmemelidir.Tarımı kurtarmak istiyorsak sektörel bazda öncelenerek korunmalıdır.Yoksa ödeyeceğimiz bedel çarpan etkisiyle artacaktır.
MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZİRAATTIR.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }