Trabzonspor’un son 20 yılına baktığımızda tablo aslında çok net:
İyi kadro varsa iyi futbol, vasat kadro varsa zorlanan oyun. Bu denklem romantizm kaldırmıyor. Geçen sezon vasat kadroyla “iyi futbol” ısrarının Trabzonspor’u ne noktaya getirdiğini herkes gördü.
Göztepe maçından sonra zaten sınırlı olan kadro daha da erozyona uğradı. Devre arası dönemi beklentilerin çok altında geçti.
Saha dışındaki gündemler saha içini bastırdı. Fenerbahçe maçı sonrası yükselen tepkileri de takımdan bağımsız değerlendirilemez. Bu atmosferde Trabzonspor’un istikrarlı futbol üretmesini beklemek gerçekçi değil. Buralardan puan almak bazen oyundan değil, karakterden geçer.
Bugün takımın net kanatları yok. Sistemi sürdürecek, kötü de olsa yedekleri yok. Falcorelli’nin alternatifi yok. Böyle bir tabloda çıkan oyunu yerden yere vurmak kolay ama adil değil. “Ne olursa olsun iyi oynayacak” diyen görüşe saygı duyulur ancak ama katılınmayabilir. Futbol romantizm değil, envanter işidir.
Buna rağmen tabloya bakalım: Liderden 4, ikinciden 2 puan geride bir takım var. Tribünde 5.700 kişi var. Keyifsiz bir atmosferde gelen üç puan belki de fazlasıydı. Bazen şükretmek de gerekir.
Her şeyi yönetime bağlamak da kolaycılık. 200-300 milyonluk bütçelerin ensesindeki takımı 5-6 bin kişiye oynatılıyorsa önce aynaya bakmak gerekir. Bu camia zor zamanda omuz vermeyi unuttuğunda, saha içinden mucize beklemek çelişkidir.
Maça dönecek olursak; Trabzonspor’un alametifarikası arkadan oyun kurma becerisiydi. Merkezi üçlüyle akışkanlık, geriden sabırla çıkış, kenar eksiklerini Mustafa’yı toplu/topsuz devreye sokarak telafi etme… Üzerine yüksek baskı ve fiziksel temas. Galatasaray ve Göztepe deplasmanları bunun somut ispatıydı.
Peki şimdi neden bundan vazgeçildi?
Arkayı neden bozuldu?
Fatih Tekke bu sorulara oyunculara ekstra mevki kazandırma diyerek yanıt veriyor.
Meseleye bakıldığında: Arkadaki alışkanlıkları, coşkuyu ve merkezi üçlüyü koruyup, öndeki pratiği artırarak ilerlemek gerekiyordu. Eğer hoca “bundan sonra skor odaklı gideceğim, bu sorunlar ancak transferle çözülür” diyorsa buna da eyvallah. Ama o zaman seneye maksimum pratik, maksimum oyun gücüyle girmek gerekir.
Çünkü bu camia iyi giderken bile dalgalanır. Buna rağmen mücadele eden bu çocuklar saygıyı hak ediyor.
Son söz:
Bu evrende maçı kazandık.
Ama bu hikâyeyi sürdürülebilir kılmak için oyunu da kazanmak gerekiyor.
Devam.






