Ama aynı zamanda her hafta üzerine koyan, düştüğü yerden kalkmasını bilen, mücadeleden vazgeçmeyen bir oyuncu topluluğu var karşımızda. Ruhunu kaybetmiş bir ekipten değil; tam tersine, heyecan veren, gelişim gösteren, kolu kanadı kırık olsa da çözümü yine kendi içinde arayan bir takımdan söz ediyoruz.
Geçmişe bakalım.
Kötü sonuçlar oldu mu? Oldu.
Ama kim “Bu takım mücadele etmedi” diyebilir?
Bugün “lig bitti” psikolojisine girersek asıl o zaman kaybederiz.
Umudu bıraktığımız gün, sezonu da bırakmış oluruz.
Asıl mesele şudur:
Oyuncu satışlarını konuşmak yerine kadroyu korumayı konuşmak zorundayız.
Şampiyonluktan sonra çözülemeyen en temel problem budur. Sürekli yeniden başlamak, sürekli yeniden inşa etmek sürdürülebilir değildir.
Tepkiler mi?
Doğaldır. Herkes dibine kadar inandı. Çünkü bu şehir eksikliği veya sıradan olmayı kabul etmez.
Trabzonspor söz konusuysa beklenti her zaman zirvededir. Bu dün de böyleydi, yarın da böyle olacak.
Ama beklenti başka, kaos başka.
Öfkeyi büyütmek kolaydır.
Takımı Avrupa kupalarına taşımak zordur — ama asıl hedef budur.
Başarı bir an değildir.
Başarı bir süreçtir.
Ve süreç sabır ister, akıl ister, birlik ister.
Bu sürece destek olmak, bu armaya gönül veren herkesin sorumluluğudur. Çünkü büyük camialar krizle değil, kriz anındaki duruşuyla ölçülür.