Sahada oynanan futbol, alınan sonuçlar, kaçan fırsatlar ve dağılan oyun planı hepimizi fazlasıyla üzmüşken, maç sonu açıklamaları da ayrı bir hayal kırıklığı oldu.
Özellikle takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nun iki maçın ardından yaptığı açıklamalar, en az sahadaki performans kadar tartışılmayı hak ediyor. Rakibi küçümseyen, “Onlar da bir şey yapmadı.” noktasına gelen, “Bir şutla kazandılar.” havası taşıyan sözler, gerçeklerden uzak bir savunma refleksinden başka bir şey değildi.
Kusura bakılmasın ama rakibe saygı duyulmadığını biz zaten sahada gördük. Bunu bir de mikrofon karşısında belli etmeye gerek yoktu. Futbolda kaybedebilirsiniz. Kötü oynayabilirsiniz. Rakip sizden daha iyi mücadele etmiş olabilir. Ama kaybettikten sonra hala rakibin emeğini küçümseyen bir dil kullanıyorsanız, orada mesele sadece futbol olmaktan çıkar.
Bu takımın kaptanı, sahada da mikrofon başında da ağırlığını hissettirmelidir. Hele ki 85 milyon insanın umut bağladığı bir organizasyonda kaptanın görevi bahane üretmek değil, sorumluluk almaktır. Ama ne yazık ki biz bu turnuvada o liderliği de göremedik.
Daha turnuva öncesinde yaşananlar bile kampın ciddiyetine gölge düşürdü. Hakan Çalhanoğlu birinci kaptan, Merih Demiral ikinci kaptan… İki ismin de Fenerbahçe ile anılan transfer süreci ve başkan adayı Hakan Safi ile verilen görüntüler, milli takım kampının odağını dağıtan başlıklardan biri oldu.
Böyle bir tabloya ne Vincenzo Montella’nın ne de TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun izin vermemesi gerekirdi.
Milli takım kampı transfer dedikodularının, sosyal medya görüntülerinin, kişisel vitrin çalışmalarının merkezi olamaz.
Ne yazık ki A Milli Takım, bu süreçte bir futbol takımı ciddiyetinden uzaklaştı. Sanki sahada ülke adına mücadele eden bir ekip değil de sosyal medya içerikleri üreten bir grup izledik.
Takımı çekip çevirmesi gereken Hakan Çalhanoğlu’nun TikTok videolarıyla gündeme gelmesi, Merih Demiral’ın Riva’yı adeta YouTube stüdyosuna çevirmesi, diğer oyuncuların da bu rahat görüntünün parçası olması kabul edilebilir gibi değil.
85 milyon insan bu oyuncuların ayağına bakarken, ortaya çıkan tablo ciddiyetten uzaktı.
Bu işin adı samimiyet değil, laubaliliktir.
Milli forma, sosyal medya vitrini değildir. Milli takım kampı, içerik üretme alanı hiç değildir. Orası sorumluluk, disiplin ve aidiyet ister.
Hakan Çalhanoğlu’nun da artık şunu anlaması gerekiyor: Kaptanlık sadece sahaya kol bandıyla çıkmak değildir. Kaptanlık, kötü günde de doğru konuşmak, sorumluluğu üstlenmek ve takıma ağırlık koymaktır.
Rakibi küçümseyerek, bahane üreterek, “Biz aslında kötü değildik.” havası vererek bu hayal kırıklığı örtülemez.
Türk Milli Takımı bu turnuvada başarısız oldu. Bunu kabul etmek zorundayız.
Ve bu başarısızlıkta sadece teknik heyetin değil, sahadaki lider oyuncuların da ciddi payı var.
Önce sahada kaybettik. Sonra da mikrofon başında gerçeği kabul etmekten kaçtık.





