Sağlıkta son günlerin tartışma konusu sağlık harcamalarının çokluğu ve bu nedenle getirilmek istenen yeni uygulama. Sağlık alanındaki harcamaların pay olarak en fazlasının ilaç harcaması olduğu söylenmekte ve yeni uygulamaya göre de ilaç alımlarında Aile Hekimlerinin de yazdığı reçeteler dâhil bütün hekim reçetelerine sosyal güvenliği ne olursa olsun ayrıca vatandaş tarafından elden ödeme planlanmıştır. Bu ödeme miktarı ilk üç kalem için 3 Tl., sonraki her kalem ilaç için 1 Tl. daha nakit ödeme şeklinde. 1989 yılında göreve başladığımda hastanın ihtiyacı olduğu kadar ilaç (bazen 5 kalemin üstünde olabiliyordu) sosyal güvenlik kurumundan ödeniyordu, dahası şu an SGK' nın ödemediği birçok kalem ilaç (pastil, vitaminler, dermatolojik preparatlar vs vs) ödeniyordu, hiçbir ilaç için ilgili uzman hekim diye bir şart aranmıyordu, ilaç fiyatları bugünün nerdeyse 5 katı kadardı ve dövize endeksli idi, hasta üst üste birer gün arayla aynı ilacı resmi olarak alabiliyordu, muayene katılım payı alınmıyordu vs. vs. vs. Burada bunlar doğrudur demek istemiyorum, bir tespit yapmaya çalışıyorum. Bu kadar özgürce ilaç alınmasına rağmen sağlık bütçesi bu kadar sarsılmamıştı ve bu gün alınan ilaçla ilgili bütün tedbirlere rağmen, katılım payı alınmasına rağmen, ilaca ulaşımın zorlaştırılmasına rağmen neden hala sağlık bütçesinde açık artıyor. O zaman bu tespitlere göre bu açık sadece ilaca bağlı değil. Tamam halkımız ilaç konusunda bir miktar savurgan, kullanım konusunda kafasına göre takılıyor. Bu konular için eğitimler planlanabilir. Ama sağlık harcamalarının büyük kısmının ilaca ait olduğunu söylemek ve vatandaşın üzerine bu konuda maddi yük bindirmek pek doğru bir yaklaşım değildir.

Ayrıca ülkeyi yönetenler tarafından dillendirilen bir söylem daha da çarpıcıdır. “En çok ilaç yazan hekim, en çok ilaç satan eczane ve en çok satılan ilacın firmasının inceleme altına alınacak” açıklaması dürüst çalışanları zan altında bırakan bir yaklaşımdır. Yine SGK'nın üst düzey yöneticisinin “BBG Evi” benzetmesi ilginçtir, hatta düşündürücüdür. Yanlış konusunda eğer en küçük bir yolsuzluk var ise her alanda birlikte mücadeleye sonuna kadar kimse hayır demez. Ama hedef saptırarak konuyu farklı göstermenin kimseye bir faydası olur mu bilmem. Genellikle ilaç kullanan kişiler kronik hastalığı olan yaşlı bireylerimizdir ve bunların çoğu bu memleketin hizmetinde yıllarca bulunmuş ve ömrünün kalan kısmında ilaçlara bağımlı olarak emekli maaşı ile yaşayan vatandaşlarımızdır. Peki, bundan sonra bu maaş ile kullandığı ilaçlara artık kalem başı para ödeyecek. Bir hekim olarak bunu kabullenmem mümkün değil. Başka alternatifler düşünülebilirdi. Mesela Aile Hekimleri tarafından düzenlenen reçeteler hariç bırakılabilirdi. Raporlu hastaların ilaç sayısı ne olursa olsun hariç bırakılabilirdi. Ya da Aile Hekimi tarafından düzenlenen tedavilerde dört kalem ilaca kadar herhangi bir ödeme talep edilmeyebilirdi. Daha bir çok formül varken birinci basamak sağlık hizmetlerinin bu kapsama dahil edilmesi hoş olmamıştır. Umarım bu yanlıştan şu ya da bu şekilde geri dönülecektir.

Bence sağlık harcamalarının artmasının nedenleri sadece ilaç değil, bunun dışında daha önemli etkenler söz konusudur. Tabii ki ilacı başıboş bırakalım demek istemiyorum. Ama sağlığın piyasalaştırılması, popülist yaklaşımlarla Yunanistan'ın nüfusu kadar kişiye (hak edenlere asla laf yok, çünkü sosyal devlet anlayışına sığmaz) Yeşil kart verilmesi, sağlıkta uygulanan yanlış , denetimlerin yeterince yapılmaması… Bunları yazmaya kalksak kitaplara sığmaz. Bu gerçekleri devlet büyüklerimiz de bilmekte. Ama nedendir bilinmez, buz dağının üst kısmı ile uğraşıyorlar, alt kısım bütün gerçeği ile duruyor. Bu konularda konuştuklarında ise rakamlara takla attırarak saptama yapıp yanlışın doğru olduğunu iknaya çalışıyorlar.

Sonuçta şimdi yük yine cefakâr ve özveri ile çalışan sağlık çalışanı yani hekimde, olayı vatandaşa yeni yılda nasıl anlatacağını düşünen eczacıda ve en son olarak ilaç almak veya ilaca ihtiyaç duymak gibi bir hata(!) yapan vatandaşta.

Lütfen vatandaş olarak üzerimize düşen görevi biz asla ihmal etmeyelim. Devletimizin kaynaklarını korumak da bir vatandaşlık görevidir. İlaç israfı yapmayalım, aldığımız ilacı da gerektiği şekilde bilinçli olarak tüketelim.

Ama devlet büyüklerimiz de sağlık alanında planlamalarını yaparken bu alanda kar etmek veya bütçe oluşturmak amaçlı yaklaşımlarını gözden birkaç kez daha geçirsin. Başka çareler var.

Sağlıklı günlere hep beraber.