Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, “Borç büyüdü, umut tükendi” başlığıyla basın açıklaması yaptı. Turhan, ekonomik krizin dar gelirli vatandaşları, öğrencileri, emeklileri ve asgari ücretlileri derinden etkilediğini ifade ederek, mevcut ekonomik düzeni eleştirdi.

Turhan, yazılı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada bu ülkenin vicdanını yaralayan, yoksulu daha çok yoksullaştıran, yandaşı zenginleştiren bir düzeni konuşmak için toplandık. Bu gördüğünüz el arabası artık yük taşıyan bir araç değil; alın teriyle geçinemeyen bir milletin sırtına yüklenen borcun kendisidir. Bu dosyalar birer kağıt parçası değil; kapılara dayanan bankaların, dağılan yuvaların ve sessiz çöküşlerin ihbarnameleridir. Bu kredi kartları ise artık bir ödeme aracı değil; yoksulların, öğrencilerin ve dar gelirlinin hayata tutunma çabasının son ipidir.”

“86 milyonluk ülkede kart sayısı 464,9 milyona ulaştı”

Türkiye’de vatandaşların yaşamaktan çok borçlarını erteleyerek ayakta kalmaya çalıştığını söyleyen Turhan, kredi kartı ve banka kartı sayılarına dikkat çekti.

Turhan, “Ocak 2026 itibarıyla kredi kartı sayısı 143,4 milyona, toplam kart sayısı ise banka kartlarıyla birlikte 464,9 milyona ulaşmıştır. 86 milyonluk bir ülkede her bir vatandaşın cebine neredeyse iki kredi kartı düşüyorsa, orada refah değil, borç paylaşılmaktadır” dedi.

Bu tablonun bireysel tercihlerle açıklanamayacağını savunan Turhan, “Bu, 24 yıldır ‘ekonomiyi şahlandırdık’ diyenlerin ve ‘ben ekonomistim’ diyenlerin kurduğu sistemin sonucudur. Aynı zamanda bu sistemin iflasıdır” ifadelerini kullandı.

“4 milyon 143 bin kişi borcunu ödeyemiyor”

Borçları nedeniyle yasal takibe düşen vatandaşların sayısına da değinen Turhan, 2025 yılında 1 milyon 663 bine yakın kişinin borçları nedeniyle yasal takibe düştüğünü belirtti.

Turhan, açıklamasında şöyle devam etti:

“Her ay 170 binden fazla insanın hayatına, evine, ekmeğine, çoluğunun çocuğunun rızkına icra kağıdı girmiştir. Bugün 4 milyon 143 bin 112 insan borcunu ödeyememektedir. Bu, milyonlarca insanın bankalar tarafından fişlendiği ve ekonomik olarak sistem dışına itildiği anlamına gelmektedir.”

Takipteki alacakların bir yılda yüzde 93 artarak 659 milyar liraya dayandığını belirten Turhan, kredi kartı borçlarındaki batık tutarın da 73,4 milyar liradan 141,7 milyar liraya çıktığını söyledi.

“Küçük borçlu cezalandırılıyor, büyük borçlu korunuyor”

Vatandaş borç yükü altında ezilirken bankaların kar etmeye devam ettiğini söyleyen Turhan, “2025 yılında bankalar 940,2 milyar lira kar, 2026’nın ilk iki ayında ise 169,4 milyar lira kar elde etmiştir. Buradan soruyoruz: Bu düzen kimin düzenidir?” dedi.

Türkiye’de iki ayrı ekonomi oluştuğunu savunan Turhan, “Bir tarafta kredi kartıyla yaşamaya çalışanlar ve yoksulluğun kıskacında duranlar var. Diğer tarafta ise faizden servet büyütenler, halkı yoksullaştırmaktan zengin olanlar var” ifadelerini kullandı.

Büyük borçlar söz konusu olduğunda yapılandırma ve kolaylıkların devreye girdiğini öne süren Turhan, “Bu ülkede küçük borçlu cezalandırılıyor, büyük borçlu korunuyor” dedi.

“Bu millet faiz sarmalına mahkum edilemez”

Turhan, ekonominin üretimle değil borç ve faiz düzeniyle ayakta tutulmaya çalışıldığını belirterek, “İnsanlar çalışarak değil, asgari ödeme yaparak hayatta kalmaktadır. Bu bir ekonomi değildir. Bu bir düzen değildir. Bu, organize bir yoksullaştırma sistemidir” diye konuştu.

Saadet Partisi olarak faiz sistemine karşı olduklarını ifade eden Turhan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu ülkenin insanı bankalara köle değildir. Bu millet faiz sarmalında, borç batağında yaşamaya mahkum edilemez. Faiz politikaları derhal kaldırılmalıdır. Bu ülke faiz ile döndürülemez. Milli ekonomik modele geçilmeli, adil bir düzen kurulmalıdır. Borç yükü, vatandaşın ekonomik durumu ve gelir düzeyine göre adil şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Gelir dağılımındaki uçurum ortadan kaldırılmalı, peşkeş sistemi sona erdirilmeli ve üretime dayalı, çağa uygun, bilimsel akılla hareket eden bir ekonomik model hayata geçirilmelidir.

Bir ülkede zengin daha zengin, yoksul daha borçlu oluyorsa orada ekonomi değil, adaletsizlik hüküm sürüyordur. Biz bu adaletsiz düzeni yıkarak yerine adil bir düzen inşa edeceğiz. Biz 50 yıllık Milli Görüş geleneğinin temsilcileriyiz. Küllerimizden yeniden doğmayı da biliriz. Bu zulüm sistemine karşı ne sessiz kalacağız ne de boyun eğeceğiz.”

Kaynak: Basın Bülteni