ÇİN VE TRABZON İLİŞKİSİ…
TBMM Bayındırlık İmar Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı, AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, AK Parti Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın ve AK Parti Trabzon Milletvekili Vehbi Koç, Çin Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek burada Çin Büyükelçisi Jiang Xuebin ile bir toplantı yaptı. Edindiğimiz bilgilere göre burada ana gündem maddesi turizm oldu.
Karaismailoğlu’nun “Dünyanın en kalabalık ülkesinin Trabzon’daki ziyaretçi sayısı 3 bin olmamalı. Bunu tabiatımızla, imkanlarımızla daha da yükseltebiliriz” diyerek çıktığı yolda verimli bir görüşme gerçekleştirildi. Heyet birbirlerine karşılıklı olarak Çin çayı ve Türk çayı hediye etti. Trabzon’un uzak doğu turizmine açılması ise an meselesi diyebiliriz. Turizm İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan Trabzon kataloğunda Sümela Manastırı’nın Çin’de tarihi bir noktaya benzetilmesi de dikkat çekti. Karaismailoğlu, Trabzon’u bir turizm kenti yapma noktasında oldukça kararlı.
Nitekim turizm bacasız bir sanayi. Yıllardır görüyoruz ki yeri geldiğinde sanayilerimizin şehre kazandıramadığını sadece yaz aylarında şehre gelen turistler kazandırıyor. Bu nedenle de aynı zamanda turizm komisyonu başkanı olan Karaismailoğlu, bu konuda oldukça kararlı. Ayrıca gastronomi turizmi de Trabzon için büyük bir artı puan diyebiliriz. Bir sahil şehri olan Trabzon’un deniz mahsulü çeşitliliği Çinli turistleri de tatmin edebilecek düzeyde.
Tabi ki bir de fındık var. Öğrendiğimize göre Büyükelçi Jiang Xuebin, fındığın çok kıymetli olduğunu ve Çin’e ihraç edilmesi gerektiğini söyledi. Biz de buradan bunu duyurmuş olalım. Çin ve Trabzon arasında hem uzun yıllar turizmi canlandıracak bir birliktelik hem de ekonomik anlamda fayda sağlayacak bir ticari ilişki sağlanabilir. Bunun da öncülüğünü yapacak isim Karaismailoğlu olacak gibi görünüyor.
KAPILARINI İLK DEFA GAZETECİLERE AÇTI…
Trabzon’da belediye başkanlarının iki yıllık icraatlarını anlattığı toplantılar, yerel siyasetin nabzını tutan önemli bir vitrin hâline gelmiş durumda. Bu hafta Trabzon genelinde hız kazanan programlar, ilk olarak Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu ile başlamış, ardından Arsin Belediye Başkanı Hamza Bilgin’in toplantısıyla devam etti. Bilgin’in toplantıyı, yeni hizmete alınan Arsin Belediyesi Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirmesi ise sadece bir mekân tercihi değil, aynı zamanda “hizmet gösterimi” açısından sembolik bir hamle olarak okunabilir. Yerel yönetimlerin bu tür organizasyonlarda yeni yatırımları vitrine çıkarması, kamuoyuna verilen mesajın bir parçasıdır: “Söz verdik, yaptık.”
Neden bu şekilde diyoruz: Çünkü dün Arsin Sahilinde yeni hizmete alınan sosyal tesis, kapılarını ilk defa gazetecilere açtı. Dün hizmete alınan sosyal tesis, şimdi tüm Arsinlilerin hizmetinde. Ancak toplantının asıl politik ağırlığı, Bilgin’in geçmişte detaylandırmadığı parti değişim sürecine dair yaptığı açıklamalarda ortaya çıkıyor. Yeniden Refah Partisi’nden Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçiş sürecinde Ankara’da yapılan görüşmelerde Arsin adına çeşitli sözler alındığını ifade etmesi, bu değişimin yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda “hizmet odaklı pazarlık” zemini üzerinden şekillendiğini düşündürüyor.
Bilgin’in “alınan sözlerin yerine getirilmeye başlandığı” vurgusuyla ise, seçmene, parti değişiminin somut kazanımlar doğurduğu mesajını veriyor.
KOCAMAN BİR SIFIR…
Yukarıda bahsettiğimiz gibi Arsin'de en dikkat çeken konu Yeniden Refah Partisi'nden Ak Parti'ye geçme konusu gündemde oldu... Başkan Bilgin, “Eli boş geçmedim, hizmet için geçtim. Arsin’e dokunmak için geçtim. Tepki alacağımı, eleştirileceğimi bile bile geçtim. İyi şeyler yapıyoruz, yapmaya devam edceğiz.
Hedeflediğimiz işler, projeler çok. Çok daha fazlasını yapmak istiyoruz. Şu anda planladığımız çalışmaların bize göre çok gerisindeyiz" ifadelerine yer verdi. Edindiğimiz bilgilere göre Yeniden Refah Partisi Trabzon İl Başkanlığı da bu açıklamaları yakından takip etti.
İl Başkanı Süleyman Pulat’ın bugün bir açıklama yapacağını söyleyelim. Başkan Pulat bu açıklama öncesinde 61saat’e de konuştu. Pulat, “Heybeyi doldurdum diyor. Peşinden de maalesef bugüne kadar yapmak istediklerimizi yapamadık diyor. O zaman çelişkilerle dolu. Görünürde de Arsin’de çok bir şey değişmedi. Yapılanlar yine yapılıyor olurdu. Birisi vekaleten de başkanlığa bakıyor olsaydı aynı işler yapılırdı. Zor durumda kalacağını bilerek parti değiştirdi biz de kendisine sorular soracağız. Kocaman bir sıfır…” dedi. Gözler bugün İl Başkanı Pulat’ın Arsin Belediye Başkanı Hamza Bilgin için yapacağı açıklamaya çevrildi.
TOPLANTIDA DETAYLANDIRACAKLAR…
Trabzon’da belediye başkanlarının iki yıllık icraat toplantıları peş peşe gelirken, gözler bu kez Akçaabat’a çevrilmiş durumda. Çünkü Akçaabat, Trabzon’un en büyük ikinci yerleşimi olmasının yanı sıra, siyasi ve sportif dinamikleriyle de her zaman ayrı bir ağırlık taşıyor. Ortahisar yaptı, Sürmene yaptı, Arsin yaptı, Yomra da bugün 10.00’da basın aracılığı ile kamuoyuna icraatlarını anlatacak. Ancak Akçaabat cephesinde henüz resmi bir tarih açıklanmamış olması, kulislerde “neden gecikiyor?” sorusunu beraberinde getiriyor. Gelen bilgilere göre; belediye, toplantıyı sıradan bir faaliyet sunumunun ötesine taşımak istiyor.
Bu yüzden hazırlık süreci biraz daha derin yürütülüyor. İlçede hayata geçirilen ve devam eden projeler tek tek masaya yatırılıyor, verilen sözlerin ne ölçüde karşılandığı detaylı bir şekilde analiz ediliyor. Bu da aslında gecikmenin değil, “daha güçlü bir sunum” hazırlığının işareti olarak okunabilir. Toplantının en kritik başlığı ise şüphesiz “stat meselesi” olacak. Uzun süredir kamuoyunda tartışılan bu konuya dair net ve teknik detayların açıklanması bekleniyor.
Akçaabat’ın sportif yükselişi, özellikle Sebatspor’un şampiyonlukla gelen 2. Lig başarısı bu yatırımı sadece bir proje olmaktan çıkarıp, adeta bir zorunluluk hâline getirmiş durumda. Stat için belirlenen adresin, Kavaklı Rahman Camii yanındaki dolgu alanı olması, projenin artık somut aşamaya geçtiğini gösteriyor. Ancak asıl merak edilen, kapasite, finansman modeli ve inşa takvimi gibi teknik detaylar. İşte bu toplantı, tam da bu sorulara yanıt verecek bir eşik olabilir.
İŞTE TRABZONSPOR’UN LOCA FİYATLARI
Yeni sezona ödemeler nedeniyle erkenden kombineleri satışa çıkaran Trabzonspor Kulübü, buradan elde edeceği gelirle sıcak para ihtiyacını belirli ölçüde karşılamayı planlıyor. Yeni sezon öncesinde bütçe çalışmalarını sürdüren bordo-mavililerde, en büyük gelir kalemlerinden birini ise kombinelerin ardından localar oluşturuyor. Başkan Ertuğrul Doğan’ın çağrısının ardından localara olan ilgi artarken, 2026-2027 sezonu öncesinde yeni loca fiyatları da belli oldu.
Buna göre Trabzonspor, Doğu tribünündeki localar için 3 farklı fiyat belirledi. Fiyatlar 2 milyon TL, 2 milyon 250 bin TL ve 2 milyon 500 bin TL artı KDV olarak açıklandı. Batı tribününde yer alan locaların yıllık bedeli ise 125 bin Euro artı KDV olarak belirlendi. Kale arkası locaların fiyatı da 1 milyon TL artı KDV seviyesinde bulunuyor. Stadyumdaki konuma göre fiyatlarda değişiklik yaşanabiliyor.
Öte yandan yeni sezonda kombine ve bilet fiyatlarına gelen zamların ardından bazı taraftarların bir araya gelerek ortaklaşa loca kiralama yoluna gittiği öğrenildi.
BU TARİH SİZCE DOĞRU MU?
Ziraat Türkiye Kupası finali… Futbolun en keyifli, en coşkulu gecelerinden biri olması gereken o büyük sahne… Ama yine aynı tablo: tarih değişiyor, planlar altüst oluyor, taraftar yine en sona yazılıyor. Önce 24 Mayıs Pazar denildi. Yani olması gerektiği gibi: hafta sonu, insanlar iş derdi olmadan, şehirler arası yolculuğunu planlayarak tribünleri dolduracak. Sonra bir bakıyoruz, “revize edildi.” Tarih 22 Mayıs Cuma. Saat 20.45.
Şimdi soralım: Bu kararı veren akıl gerçekten futbolun içinden mi geliyor, yoksa masa başında “uygunluk” hesabı yapan klasik bir bürokrasi refleksi mi? Çünkü bu ülkede futbol sadece 90 dakika değil. Özellikle final gibi organizasyonlarda insanlar kilometrelerce yol yapıyor. Otobüsle, özel araçla, bazen borç harç… Sırf takımını desteklemek için. Cuma akşamı 20.45’e konulan bir final demek, o insanlara şunu söylemek demek: “Gelmek istiyorsan işinden izin al, okulunu aksat, yolunu kendin çöz.” Sonra da tribünler neden dolmadı diye soruluyor.
İşin ironik tarafı şu: Futbolu büyütmekten bahsedenler, “marka değeri” diyenler, organizasyon kalitesini dilinden düşürmeyenler… En basit planlamayı bile taraftara göre yapmıyor. Hafta sonu oynatmak bu kadar zor mu? Gerçekten takvimde yer yok mu? Yoksa öncelikler bambaşka mı? Burada mesele sadece bir maç tarihi değil. Mesele bakış açısı. Taraftarı oyunun merkezine koymayan, aksine onu zorlayan bir anlayış var. Futbol aklı dediğimiz şey sadece saha içi değil. Organizasyon da bunun parçası. Ama bizde hâlâ en basit yerden kaybediyoruz. Sonra çıkıp “futbol neden gelişmiyor?” diye tartışıyoruz. Gelişmez. Çünkü daha finalin gününü bile doğru seçemiyoruz.