ŞADAN EREN TAMAM DEDİ!
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri ile ilgili başkan adayları konusunu dün kaleme almıştık.
TTSO seçimlerde başkanlık kadar Meclis Başkanlığı da çok önemli. Yönetim Kurulu başkan adayları seçim sahnesine çıkarken, önerdikleri Meclis Başkanı adayıyla da önemli ölçüde güç gösterisi yapabiliyor.
Şu anda Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın Meclis Başkanlığı görevini Şadan Eren yürütüyor. TTSO’da 10 yıl Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptıktan sonra 12 yılı aşkın süredir de Meclis Başkanı olarak odaya ve şehrine hizmet eden, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği camiasında saygın bir yeri olan Eren, artık Meclis Başkanlığını bırakıyor.
Eren, Rifat Hisarcıklıoğlu ile uzun yıllardır birlikte yol yürüyor. Şadan Eren, TTSO seçimlerinde taraf olmayacak ve “Şadan Abi” pozisyonunu koruyacak.
Diğer yandan mevcut adayların hiçbirinin şu an için Meclis Başkanı belli değil. Ancak bir isim var ki yeni adaylar onun kapısını çalıyor: Önceki dönem TTSO Başkanı Suat Hacısalihoğlu. Hacısalihoğlu, neredeyse sahaya çıkan ve kendisiyle görüşme talep eden isimlerin (komite başkan adayları dahil) çoğuyla görüştü. Her birine başarılar dilerken, kendisinin herhangi bir ismin adayı olmayacağını, kendi çalışmalarını yaptığını ifade ediyor.
Meclis Başkanlığı için sahaya çıkan her adayın aklında bir isim var; ancak Hacısalihoğlu ismi de her zaman bir kenara not ediliyor.
Kasım’a daha çok var ama herkes şimdiden söz peşinde, iz peşinde. İsimleri konuşulan üç Meclis Başkan adayı daha var ve bir de sürpriz Yönetim Kurulu Başkan adayı. Süreci yakından takip ederek sizlere aktarmaya devam edeceğiz.
BÜYÜKŞEHİRDEN ÖDEME HAMLESİ
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’den alacaklı olan firmaların bugünlerde yüzü gülüyor. Başkan Ahmet Metin Genç hem başkentte bulduğu kaynaklar ile hem de Trabzon Büyükşehir Belediyesine ait Ortahisar ilçesinin en değerli bölgelerinden biri olan Yalıncak Mahallesi'ndeki taşınmazını İLBANK’a yaklaşık 3 milyar TL’ye devretmesi ile ödemeleri rahatlattı diyebiliriz…
İLBANK'tan paranın belli bölümü alındı. Alınan bakiye ile belediyeden alacağı olan firmalara yüklü ödemeler gerçekleşti.
Satın alma süreçlerinin ardından yaklaşık 10 ayı bulan ödeme süreleri 3 aya kadar düşürüldü.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin bu hamlesi ile piyasada eli güçlendi.
Çünkü alım süreleri 8-10 ayı bulunda firmalar ürün vermek istemiyordu hatta yüksek kar oranları ile fiyat veriyordu.
Büyükşehir Belediyesi artık borcunu azalttı ve firmalar kuruma ürün verebilme adına yarışacak diyebiliriz…
GENEL BAŞKAN SÖYLEDİ İŞ BİTTİ…
Geçtiğimiz günlerde Anahtar Parti Trabzon’da ilginç bir gelişme yaşandı.
1. Olağanüstü Kongresi’nde İl Başkanı değişikliği oldu. Hüseyin Cahit Köse İl Başkanlığı görevini Muhammet Kalkışım’a devretti.
Ancak bu kongre sürecinde yaşananlar daha da dikkat çekiciydi.
Kongre salonuna basın mensupları alınmadı. Edindiğimiz bilgiye göre de basın mensuplarının alınmamasını isteyenler ise yeni yönetimin ta kendisi oldu.
Trabzonlu Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu ile yakın temasta bulunan Hüseyin Cahit Köse, son haftaya kadar listesi hazır biçimde kongrede yeniden aday olmayı bekliyordu.
Ancak Ağıralioğlu’nun kendisine yeniden aday olma talimatıyla birlikte parti içinde çift başlılığın önüne geçilmiş oldu.
Öğrendiğimize göre de son 1 hafta eski yönetim partiyle ve kongreyle alakalı hiçbir konuda görev üstlenmedi.
Kongre süreci tamamıyla henüz resmiyet kazanmamış yeni yönetim tarafından yapıldı.
GENEL MERKEZ’DEN NET TALİMAT…
Trabzon’da ramazan ayı oldukça hareketli geçecek gibi görünüyor. AK Parti il başkanlığı, ilçe teşkilatları ve belediye başkanları düzeyinde ramazan ayına yoğun bir programla girdi.
Büyükşehir belediye başkanı Ahmet Metin Genç ile AK Parti il başkanı Sezgin Mumcu, ramazanın ilk günlerinden itibaren sahadaki tempoyu net şekilde ortaya koydu.
Ziyaretler, iftar programları, esnaf buluşmaları, şehit aileleri ve gazilerle buluşmalar, ev ziyaretleri takvimde önemli yer tutuyor.
Edindiğimiz bilgilere göre bu hareketlilik sadece Trabzon’a özgü değil. AK Parti il başkanları toplantısında tüm illere ramazan ayında sahada olunması yönünde açık bir mesaj verildiği ifade ediliyor.
Ramazan ayı elbette manevi bir atmosfer taşıyor. Ancak siyaset açısından da sahaya inmenin en görünür olduğu dönemlerden biri olarak öne çıkıyor.
Özellikle mahalle buluşmaları, iftar çadırları ve teravih sonrası sohbetler parti teşkilatlarının nabız yokladığı alanlara dönüşüyor.
Önümüzdeki günlerde bu yoğunluğun artarak devam etmesi bekleniyor. Trabzon’da ramazan boyunca siyasetin ritmi yüksek kalacak gibi görünüyor.
TÜRK FUTBOLU ADINA UTANÇ VERİCİ
Gaziantep’te oynanan Gaziantep FK – Trabzonspor maçını izleyen herkesin aklında aynı soru vardı: Bu zeminde futbol mu oynanır?
Süper Lig seviyesinde, milyon euroluk oyuncuların sahaya çıktığı bir organizasyonda, böylesine ağır ve bozuk bir zeminin kabul edilebilir bir tarafı yok.
Maç boyunca yapılan pas hatalarının, kontrol problemlerinin ve oyun akışındaki kopuklukların tek sebebi futbolcular değildi. Zeminin payı fazlasıyla vardı.
Top sekmiyor, kayıyor. Oyuncu hızlanamıyor, yön değiştiremiyor. Teknik kaliteyi konuşmamız gereken bir maçta, çimlerin durumunu tartışıyoruz. Bu tablo Türk futbolu adına utanç verici.
Dahası var. Folcarelli’nin yaşadığı sakatlık. Pozisyon tekrar tekrar izlendiğinde zeminin ne kadar riskli olduğu açıkça görülüyor. Bu ligde mücadele eden futbolcular birer yatırım. Kulüpler milyonlar harcıyor.
Ama o yatırımlar, bakımsız bir zeminde riske atılıyor.
Devletin yaptığı stadyumlar var. Modern, gösterişli, dışarıdan bakınca Avrupa standartlarında. Peki ya içi? O çimlerin bakımı, sürekliliği, denetimi? Bu kadar ilgisiz olunması akıl alır gibi değil.
Burada sadece ev sahibi kulüp değil, sistem sorgulanmalı. TFF ne yapıyor? Denetim mekanizması nerede? Gençlik ve Spor Bakanlığı bu sahaları kontrol etmiyor mu? Süper Lig’de zemin standardı diye bir kriter yok mu?
Trabzonspor, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi kulüpler stadyumlarına yatırım yaparken; bazı şehirlerde “idare eder” anlayışıyla devam edilmesi sorgulanmalı. Bu iş, “maç oynandı bitti” meselesi değil. Bu, kalite ve ciddiyet meselesi.
Sonra Avrupa’da başarı bekliyoruz. Avrupa’da top ayağınıza düzgün gelmezse kimse sizi dinlemez. Biz ise önce topun sekip sekmeyeceğini hesaplıyoruz.
Futbol sadece skor değildir. Zemin de oyunun bir parçasıdır. Ve Gaziantep’teki görüntü, Süper Lig’e yakışmadı.
HATADAN HIZLI DÖNÜLDÜ
Trabzonspor maça öyle bir başladı ki, ilk 20 dakikada gol “geliyorum” diye bağırdı. Beklenen de odu Antep maden bulmuşçasına kenarlardan akın akın geldi ve gol de anında geldi.
Üçlü savunma fantezisi işe yaramadı. Kâğıt üzerinde cesur, sahada riskli. Sadece Trabzonspor değil diğer takımlarda dizilişte bir türlü istikrar yakalayamıyor.
Nitekim ilk bölümdeki dağınıklık, geçişlerde verilen boşluklar ve savunma arkasına atılan toplar alarm verdi. Teknik Direktör Fatih Tekke hatayı erken gördü. Beklemedi, inat etmedi. Dörtlü savunmaya döndü. İşte maçın kırılma anı da buydu. Peşi sıra 2 gol geldi.
İkinci yarıda Gaziantep’in ucuz top kayıplarına karşılık verildi. Pozisyonlar bulundu. Ama “cezalandırma” kısmı eksik kaldı. Özellikle Ernest Muçi… Son bölümde yüzde 99’luk iki pozisyon. Bu seviyede o toplar gol olur. Olmadı. Gol nasip değilmiş denir ya, biraz öyle.
Ama şunu teslim edelim: Muçi yine hücumun en diri ismiydi. Top taşıdı, adam eksiltti, tehdit oluşturdu. Bitiremedi belki ama üretimin merkezindeydi.
Kalede ise kritik bir detay var. Onana tam 6 net kurtarış yaptı. Altını çizelim: Net. Eğer hoca kalede değişiklik yapsaydı bugün iki puan konuşuluyor olabilirdi. Bazen istikrar, taktikten daha değerlidir.
Felipe’ye de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Bu sezonun en derli toplu maçlarından birini oynadı. Çok sayıda bağlantı yaptı, topu doğru yere taşıdı, geçişleri hızlandırdı. Sessiz ama etkili bir performans.
Savunmada ise bir gerçek var: Stefan Savić sahadaysa takım daha “takım” gibi duruyor. Yerleşim, liderlik, pozisyon alma… Savunma hattına güven geliyor.
Ancak hâlâ bazı pozisyonlar boş. Kadro mühendisliğinde eksik kalan yerler var. Bu boşluklar dolmadığı sürece oyuncuları efektif kullanma konusunda sıkıntılar devam edecek gibi görünüyor. Sistem oturur ama malzeme eksikse her şey sınırlı kalır.
Sonuç mu? Zorlu deplasmandan 3 puan geldi. Şampiyonluk yarışında puan kaybına tahammülün azaldığı haftalarda alınan her galibiyet kıymetlidir. Ama bu maç şunu da gösterdi: Doğru müdahale var, doğru refleks var. Fakat bitiricilik ve kadro dengesi hâlâ soru işareti.
Cesaret güzel, ama ısrar değil. Kazanmak bazen hatadan hızlı dönmeyi bilmekle başlar.