AKLA GELEN İLK İSİM KİM…
Ankara’da son dönemde dikkat çeken bir gerçek var. Trabzon’u ilgilendiren bir başlık açıldığında gözler doğrudan Abdulkadir Uraloğlu’na çevriliyor.
Ulaştırma, altyapı, demiryolu, havalimanı, yol, tünel… Konu her ne olursa olsun Ankara koridorlarında Trabzon denildiğinde ilk aranan ismin Uraloğlu olması artık tesadüf değil. Hatta siyasi toplantılarda esprili bir şekilde, “Bir cümlenin içinde Trabzon geçiyorsa orada mutlaka Bakan Uraloğlu vardır” denildiği dahi konuşuluyor.
Bu tabloyu sadece hemşehri hassasiyetiyle açıklamak yetersiz kalır. Çünkü işin içinde siyasi ağırlık, bürokratik etki ve Ankara’daki güç dengesi var. Trabzon’u ilgilendiren bir dosya mı hazırlandı? Bir yatırım mı takip ediliyor? Bir proje mi hızlandırılmak isteniyor? İlk çalınan kapı çoğu zaman Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oluyor.
Daha dikkat çekici olan ise şu: Bu tespiti sadece iktidar çevresi yapmıyor. CHP cephesinden bir ismin, “Geçmişte ‘Trabzon’un 4 bakanı var ama Trabzon’a bakan yok’ diyorduk. Artık bunu söyleyemiyoruz. Özellikle Bakan Uraloğlu Trabzon’u unutmadı, hakkını vermek lazım” dediği Ankara’da konuşuluyor.
Siyasette muhalefetten gelen bu tür cümleler kolay kurulmaz. Hele ki bir bakan için… Bu yorum, parti kimliğinden çok şehre sahip çıkma meselesinin altını çiziyor.
Ankara’ya yolu düşen iş insanları, belediye başkanları, STK temsilcileri aynı tespiti yapıyor: Bir dosya taşınıyorsa, bir talep iletilecekse, bir yatırımın takibi yapılacaksa ilk durak çoğu zaman Uraloğlu.
![]()
ANCAK İŞİN BİR DE TRABZON AYAĞI VAR.
Peki yukarıda bahsettiğimiz kulise devam edersek… Ankara’da gösterilen ilgi, şehre gelindiğinde aynı oranda karşılık buluyor mu? Kısa ve net cevap: Hayır.
Sadece muhalif kesim değil, zaman zaman kendi partisinden isimlerin de aynı hassasiyeti göstermediği konuşuluyor. Oysa Uraloğlu’nun en belirgin özelliği mütevazılığı. Protokol mesafesi koymadan herkesle temas kurması. “Ben bakanım” mesafesi yerine, “Ben Trabzonluyum” yaklaşımı sergilemesi.
Belki de sorun tam da burada başlıyor.
Türkiye’nin her ilinde büyük sevgi ve ilgi gören saygı gören ağırlığı olan bir ismin, Trabzon’da şahit olduğumuz birçok ziyaretinde aynı hassasiyetle karşılanmaması dikkat çekiyor. Şehre gelen başka bakanlar için İstanbul’dan, Ankara’dan organizasyonlar yapıp karşılama törenleri hazırlayıp Trabzon’a gelen bazı isimlerin, söz konusu şehrin bakanı Uraloğlu olduğunda aynı refleksi göstermemesi şehirde not ediliyor.
Siyasette vefa unutulmaz. Hele ki Trabzon gibi hafızası güçlü bir şehirde.
Türkiye’nin en çalışkan bakanları arasında gösterilen, Trabzon’un evladı olarak Ankara’da şehri için mücadele veren bir isme karşı sergilenen mesafe bugün belki sessizce geçiştiriliyor. Ancak yarın hesabı sorulmasa bile hafızalara yazılıyor.
Unutulmamalı: Trabzon’u unutmayan siyasetçi Trabzon’da da unutulmaz. Ama Trabzon’un evladına vefasızlık edenler de aynı şekilde unutulmaz.
SONRA İKİSİ DE SÖKÜLDÜ…
Trabzon’da Millet Bahçesi yapılırken bu şehir için “bir ilk” denilen bir uygulama da hayata geçirilmişti.
Neydi o?
Buz pateni pisti.
Evet, Trabzon’da daha önce bir AVM’nin en üst katında küçük bir buz alanı vardı.
Ama açık alanda, herkesin ulaşabileceği bir noktada böyle bir pist yoktu.
Millet Bahçesi’ne yapılan sentetik buz pisti bu anlamda dikkat çekmişti.
Üstelik dört mevsim kullanılabileceği ifade edilmişti.

AVM’deki alan hem küçüktü hem de sınırlı bir kitleye hitap ediyordu.
Millet Bahçesi’ndeki uygulama ise daha geniş bir kitleye ulaşma potansiyeli taşıyordu.
O dönem ilgi de vardı.
Fotoğraflar paylaşıldı, çocuklar kaydı, şehir “Trabzon’da buz pateni mi varmış?” demeye başladı.
Sonra ne oldu?
Hem AVM’deki buz pisti kaldırıldı.
hem de Millet Bahçesi’ndeki pist de söküldü.
Şimdi geriye sadece yeri kaldı.
Avni Aker Millet Bahçesi’ndeki alan hâlâ duruyor.
Ama oraya yeniden buz pisti yapılacak mı?
Bu konuda net bir açıklama yok.
Trabzon’da bazı projeler hızlı başlıyor ama devamlılığı tartışma konusu oluyor.
Buz pisti de şimdilik o projelerden biri gibi görünüyor.
SALGIN GİBİ BİR DURUM VAR…
Beşikdüzü Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem dün hastaneden bir paylaşım yaptı.
Serum bağlı şekilde hastane yatağından fotoğrafını koydu, altına da şu notu düştü:
“Tempo ve havalar bazen beni de yatağa düşürürmüş.”
Trabzon’da son dönemde ciddi bir influenza salgını var.
Adı influenza ama bildiğiniz grip.
Yalnız belirtiler öyle hafif değil.
Ateş, halsizlik, kırgınlık…

Kovid dönemini aratmıyor.
Çevremizde de yakalanan çok.
Ve kolay da geçmiyor.
Tabi Bakan Erdem’in hastalığının influenza olup olmadığını bilmiyoruz ama ortada salgın gibi bir durum olunca ister istemez konuyu da ona yorduk.
Başkan Erdem’in paylaşımı sonrası sosyal medya adeta geçmiş olsun mesajlarıyla doldu.
Yorumlara baktığımızda siyaset, iş dünyası ve sivil toplumdan birçok isim vardı.
CHP İl Başkanı Mustafa Bak,
TTSO’nun eski Başkanı Suat Hacısalihoğlu,
Trabzon KESK Şubeler Platformu eski Dönem Sözcüsü Engin Nur,
CHP’nin Trabzon Büyükşehir Melcisindeki eski Grup Başkan Vekili Turgay Şahin,
eski Turizm İl Müdürü İsmail Kansız,
eski İYİ Parti Trabzon İl Başkanı Azmi Kuvvetli…
Liste uzayıp gidiyor.
Biz en son baktığımızda yorum sayısı bine yaklaşmıştı.
Başkan Erdem, hem ASK Başkanlığı döneminde hem de daha önce Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkan Vekilliği yaptığı dönemde de çok dost edindi…
Bu noktada bu kadar geçmiş olsun temennisinin gelmesi de şaşırtıcı bir nokta değil sanırız…
ALAATTİN SARAL’DAN 10 MİLYONLUK YARDIM
Trabzon’un Of ilçesinde doğan iş insanı Alaattin İlyas Saral, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte memleketi Of ve çevre ilçelerde ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırılmak üzere toplam 10 milyon liralık yardım kartı dağıttı. Geçtiğimiz yıl aynı bölgede 5 milyon liralık yardım gerçekleştiren Saral, bu yıl destek miktarını iki katına çıkararak sosyal dayanışmaya verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.
Bu desteğin sadece bir yardım faaliyeti değil, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk çağrısı olduğunu ve her yıl bu yardımları artırarak sürdürmeyi hedeflediklerini ifade eden Saral, “Geçen yılki 5 milyon liralık yardımı bu yıl bunu 10 milyon liraya çıkardık. İnşallah bundan sonra da her yıl düzenli olarak bu destekleri sürdüreceğiz” dedi.

Devletin sunduğu sosyal desteklerin çok kıymetli olduğunu belirten Saral, buna rağmen çeşitli nedenlerle bu yardımlara ulaşamayan vatandaşların bulunduğuna dikkat çekti.
Of’un çok sayıda başarılı ve imkân sahibi iş insanı yetiştirdiğini hatırlatan Saral, bu kesime de anlamlı bir çağrıda bulundu. Saral, “Memleketimiz Of’ta çok güçlü, çok imkânlı iş insanlarımız var. Herkes kendi köyünde, kendi mahallesinde ihtiyaç sahibi olan insanları araştırmalı, onların elinden tutmalı. Sosyal dayanışma sadece devletin değil, toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğudur. Eğer gücümüz yerindeyse, yaşadığımız topraklara borcumuzu ödemeliyiz” dedi.
Öte yandan Alaaddin İlyas Saral’ın ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik yardımlarının sadece Ramazan ayıyla sınırlı olmadığı, yılın farklı dönemlerinde de eğitim, gıda ve çeşitli sosyal desteklerle ihtiyaçlı ailelere katkı sağlamayı sürdürdüğü öğrenildi.
Bölgede büyük memnuniyetle karşılanan yardım kampanyasının önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceği öğrenildi. Alaaddin İlyas Saral’ın başlattığı bu yardım hareketinin, diğer iş insanlarına da örnek olması bekleniyor.
UĞURCAN TRABZON’U UNUTMAMIŞ
Galatasaray’ın YouTube Katıl platformunda yayımlanan bir videoda dikkat çeken bir detay, hem İstanbul’da hem de Trabzon’da gündemin üst sıralarına yerleşti. Kameralara yansıyan görüntülerde Uğurcan Çakır’ın dizliğinde yer alan fotoğrafların Trabzonspor dönemine ait olduğu görüldü.

Bu kare kısa sürede sosyal medyada dolaşıma girdi. Sarı-kırmızılı taraftarların bir bölümü, “Profesyonellik” vurgusu yaparak tepki gösterdi. Bir başka kesim ise bunun geçmişe dair bir anı olduğunu, büyütülecek bir durum olmadığını savundu.
Trabzon cephesinde ise duygular daha karmaşık. Bordo-mavili taraftarların bir kısmı, Uğurcan’ın Trabzonspor defterini tamamen kapattığını düşünüyordu. Görüntü sonrası şaşkınlık hâkim. “Demek ki unutmamış” diyen de var, “Keşke böyle olmasaydı” diyen de.
Futbolun doğasında transfer var, ayrılık var. Ancak bazı hikâyeler tabeladan ibaret olmuyor. Uğurcan Çakır, Trabzonspor’da kaptanlık yapmış, şampiyonluk yaşamış bir isim. Bu nedenle dizlikteki küçük bir fotoğraf bile büyük bir sembole dönüşebiliyor.
Özetle; bir dizlik detayı, yeniden duygusal bir tartışma başlattı. Futbol bazen 90 dakikadan çok daha fazlası.
FATİH TEKKE’NİN ELİNİ KUVVETLENDİRECEK
Trabzonspor’da Stefan Savic’in geri dönüşü, tabeladan çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü mesele yalnızca bir stoperin sahaya dönmesi değil; savunmadaki aklın, tecrübenin ve liderliğin yeniden oyuna dahil olması.

Bordo-mavililerde savunma hattında ciddi bir tecrübe açığı olduğu artık inkâr edilemiyor. Her ne kadar açık açık dillendirilmese de Savic’in yokluğu hissediliyor. Nwaiwu ve Batagov henüz beklenen uyumu yakalayabilmiş değil. Potansiyel var ancak o “zor anı yönetme” refleksi henüz tam oturmadı.
Bek oyuncuları ve orta saha hattı da denkleme eklendiğinde tablo daha net görünüyor. Trabzonspor’un sorunu sadece fiziksel değil; kriz anlarında doğru pozisyon alma, oyunu yavaşlatma, takımı sakinleştirme gibi detaylarda eksiklik göze çarpıyor.
Savic ise sağlam kaldığı sürece bu dönemleri iyi yöneten bir profil. Saha içinde konuşan, yerleşimi organize eden, genç oyuncuya bağıran ama aynı zamanda yön gösteren bir karakter. Bu tip oyuncuların değeri, özellikle kırılgan haftalarda daha iyi anlaşılıyor.
Bir diğer boyut da teknik taraf. Fatih Tekke’nin eli bu aralar zayıf. Teknik ekipten ceza alan isimler oldu. Kulübede alternatiflerin sınırlı olduğu bir süreç yaşanıyor. Böyle dönemlerde saha içindeki liderlik daha da önem kazanıyor. Savic’in dönüşü, Tekke’ye saha kenarında görünmeyen bir yardımcı gibi katkı sağlayabilir.
Savic’in dönüşü yalnızca savunmayı değil, takımın psikolojisini de toparlayabilir. Bazen bir oyuncu sadece forma giymez, düzen getirir. Trabzonspor şu sıralar tam olarak bunu arıyor.





