ŞİKAYETLER İYİCE AZALDI
Trabzon’da dolmuş dönüşümüyle ilgili tartışmalar yavaş yavaş yerini sakin sulara bırakmaya başladı.
İlk günleri hatırlayın…
Şikâyet çoktu, serzeniş yüksekti, “Bu iş olmayacak” diyenlerin sesi baskındı.
Ama gelinen noktada tablo biraz değişti.
Sonuçta bir karar alındı ve uygulamaya konuldu.
Vatandaş da, her büyük değişimde olduğu gibi, önce tepki verdi sonra süre istedi.
Zaman geçtikçe, o eski şikâyetlerin de bir bir azaldığı görülüyor.
Çünkü insanlar artık sisteme alışmaya başladı.
Neye nerede bineceğini, nerede ineceğini öğreniyor.
Kafa karışıklığı da eskisi kadar yok.
Bu süreçte sadece vatandaş değil, dolmuşçular da boş durmadı.
Onlar da işin farkına vardı.
Eskiden yolcu bindirdikleri durakların olduğu yerlere bilgilendirme kâğıtları asmaya başladılar.
“Yeni yolcu bindirme yeri şuradadır” diye yazıyorlar.
En azından vatandaş eski durakta dakikalarca beklemiyor.
“Dolmuş niye gelmiyor?” sorusu da büyük ölçüde ortadan kalkıyor.
Politik Güğüm olarak not düşelim…
Başta eleştirilen her dönüşüm, doğru anlatılıp zamana bırakıldığında kabulleniliyor.
Dolmuş dönüşümünde de görünen o ki; gürültü azaldı, sistem işlemeye başladı…
35 AY ARANIN ARDINDAN…
Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Yılmaz Tunç'tan boşalan Adalet Bakanlığı görevine Akın Gürlek, Ali Yerlikaya'dan boşalan İçişleri Bakanlığı görevine ise Mustafa Çiftçi getirildi.
Ali Yerlikaya'dan boşalan İçişleri Bakanlığı görevine getirilen Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’ye ise Bakanlıkta ziyaretlerin ardı arkası kesilmiyor.
Trabzon’dan ziyaret eden ilk isim ise Trabzon Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi Başkanı Abdurrahman Can Aydın oldu.
Bakan Çiftçi aynı zamanda 48. MTTB Genel Başkanı, 27. TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın özel kalem müdürlüğünü yapmıştı.
Gençlik Meclisi Başkanı Can Aydın’ın da MTTB Başkanlığı yaptığı dönemde Bakan Çitfçi ile aralarında bir samimiyet oluşmuştu.
Ancak bu ziyarette dikkat çeken bir başka detay da vardı.
Hemşehrimiz Süleyman Soylu’nun Bakanlık görevini Ali Yerlikaya’ya devretmesinin ardından İçişleri Bakanlığı’na Trabzonspor forması girmemişti.
Ancak Aydın yaptığı bu ziyarette Bakan Çiftçi’ye formayı hediye etti.
Böylelikle 35 ay aranın ardından İçişleri Bakanlığı’na ilk kez Trabzonspor forması girdi diyebiliriz...
İLK DEFA…
Trabzon Meydan’ında herkesin sık sık karşılaşamayacağı bir değişiklik gözümüze çarptı.
AK Parti Trabzon İl Başkanlığı binası Ramazan ayında ilk kez süslendi.
Önümüzdeki günlerde “Hayırlı Ramazanlar” yazılı bir yazı da asılacak.
Ancak asıl önemli olan nokta İl Başkalığının Ramazan ayı çalışmaları. AK Parti Trabzon’da çalışmalar bir hayli yoğun olacak.
Ancak alışık olduğumuz gibi toplu programlar düzenlenmeyecek. Tam aksine birebir ve özel programlar olacak.
Gaziler, şehit aileleri, ihtiyaç sahipleri öncelikli olacak. 18 ilçede ilçe yönetimleri tarafından düzenlenecek programlarda da il yönetiminden isimler destek verecek.
İl Başkanı Sezgin Mumcu, bu süreci bizzat yönetecek.
Milletvekillerinin de şehirde etkili bir biçimde programlar düzenlenmesi planlanıyor.
Yine ramazan ayında geçmişten günümüze teşkilat mensuplarının katıldığı bir iftar da düzenlenecek.
YAVUZ SELİM İLKOKULU VE TARTIŞMALAR…
Ortahisar’daki tarihi Yavuz Selim İlkokulu binasıyla ilgili süreç sessiz sedasız ilerlerken, perde arkasında konuşulanlar bir hayli dikkat çekici konu var…
Bina, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde Gençlik Kütüphanesine dönüştürüleceği açıklandı….
Resmî tablo bu.
Ama işin mutfağına girince mesele biraz daha karışık.
Öncelikle şunu not düşelim…
Okul binası aslında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildi.
Yani karar bir anda alınmış değil, belirli bir süreçten geçilmiş.
Bu süreçte talepler de eksik olmamış.
Öğrendiğimiz kadarıyla okulun İmam Hatip Okulu olarak değerlendirilmesi yönünde bir vakıf tarafından talep iletilmiş.
Ancak bu öneri pek de sıcak karşılanmamış.
Bir başka talep ise Trabzon Üniversitesi için farklı noktalardan geldi…
Binanın Konservatuvar Bölümüne tahsis edilmesi istenmiş.
Açık konuşalım…
Trabzon Üniversitesi Konservatuvarı, mevcut binasında imkânlar zorlanarak ayakta duruyor.
“Kötünün iyisi” tanımı da sanırız durumu özetliyor.
Daha vahimi ne biliyor musunuz?
Trabzon’da konservatuvar var ama fiziki yetersizlikler nedeniyle bazı bölümler öğrenci alamamış…
Anlayacağınız mekan kısıtlı, imkanlar dar…
Aynı sorun sadece konservatuvarla sınırlı da değil.
Trabzon Üniversitesi’nin Turizm Fakültesi de benzer fiziki sıkıntılarla boğuşuyor.
Trabzon Turizm Şehri diyoruz ama Turizm Fakültesi de benzer sıkıntıları yaşıyor…
Bu noktada yaklaşım da şu şekilde: “Boztepe yokuşunda kütüphane olarak düşünülen bina neden devlet konservatuvarına verilmesin?”
Haklı bir soru.
Ancak anladığımız kadarıyla siyaset bu seçeneğe de mesafeli.
Son yapılan açıklamalarda binanın sadece bir kütüphane olmayacağı, kültürel etkinliklerin de yapılacağı yaşayan bir alan olarak planlandığı ifade ediliyor.
İşte düğüm de burada atılıyor.
Binanın tüm gençlere hitap etmesi isteniyor, sadece ilgili bölüme giden öğrenciler için değil…
Peki süreç nasıl sonuçlanır?
Binanın işletmesinde bazı vakıflar rol alır mı?
Bu iş kütüphane ile mi sınırlı kalır, yoksa başka bir kimliğe mi bürünür?
Bir çok noktada akıllara bir dizi soru geliyor..
Özellikle vakıfların işin içine girmesi, belli noktada sıkıntı yaratabilir.
Çünkü biliyorsunuz son dönemde Türkiye’de kutuplaşma ne yazıkki eskisinden daha fazla..
Bu nedenle binada ne yapılacaksa 3. bir kurum veya kişi bulaştırmadan sadece Trabzon Büyükşehir Belediyesinin eliyle yapılaması her kesimi kucaklaması açısından daha sağlıklı olmaz mı?
Ancak eğer o bina Trabzon Üniversitesi Konservatuar Bölümüne verilmiyorsa, o zaman onların fiziki imkanlarının iyileştirecek bir binanın da seçeneğinin sunulması bizce şart…
SİLKELENMEK LAZIM
Bugün yapılması gereken şey bağırmak değil, büyütmektir.
Bugün yapılması gereken şey yıkmak değil, sahip çıkmaktır.
Evet… Bu takım tecrübesiz.
Evet… Bu kadro eksik.
Ama aynı zamanda her hafta üzerine koyan, düştüğü yerden kalkmasını bilen, mücadeleden vazgeçmeyen bir oyuncu topluluğu var karşımızda.
Ruhunu kaybetmiş bir ekipten değil; tam tersine, heyecan veren, gelişim gösteren, kolu kanadı kırık olsa da çözümü yine kendi içinde arayan bir takımdan söz ediyoruz.
Geçmişe bakalım.
Kötü sonuçlar oldu mu? Oldu.
Ama kim “Bu takım mücadele etmedi” diyebilir?
Bugün “lig bitti” psikolojisine girersek asıl o zaman kaybederiz.
Umudu bıraktığımız gün, sezonu da bırakmış oluruz.
Asıl mesele şudur: Oyuncu satışlarını konuşmak yerine kadroyu korumayı konuşmak zorundayız.
Şampiyonluktan sonra çözülemeyen en temel problem budur. Sürekli yeniden başlamak, sürekli yeniden inşa etmek sürdürülebilir değildir.
Tepkiler mi?
Doğaldır.
Herkes dibine kadar inandı.
Çünkü bu şehir eksikliği veya sıradan olmayı kabul etmez.
Trabzonspor söz konusuysa beklenti her zaman zirvededir. Bu dün de böyleydi, yarın da böyle olacak.
Ama beklenti başka, kaos başka.
Öfkeyi büyütmek kolaydır.
Takımı Avrupa kupalarına taşımak zordur — ama asıl hedef budur.
Başarı bir an değildir.
Başarı bir süreçtir.
Ve süreç sabır ister, akıl ister, birlik ister.
Bu sürece destek olmak, bu armaya gönül veren herkesin sorumluluğudur. Çünkü büyük camialar krizle değil, kriz anındaki duruşuyla ölçülür.
REKOR GELDİ Mİ?
Trabzonspor’un Fenerbahçe ile oynadığı maç moral olarak düşürsede ekonomi olarak kulübe nefes aldırdı.
Özellikle bilet satışlarından kulüp tarihinin en yüksek rakamlarını elde etti.
2 milyon Euro’yu bulan gelir sadece biletlerden geldi.
Şehrin esnafı da uzun bir süre sonra nefes aldı gelen gurbetçiler en az 2 gün şehirde kaldı.
Ürün satışlarında ise Beşiktaş maçı geçilemedi.
Beşiktaş maçında ürünler daha fazla satış yapmıştı.
Kulüp bir nebze olsun bu satışlardan nefes aldı. Ancak saha sonucu iyi olmayınca bu gelirlerinde tadı tuzu kalmadı.