ANKARA’NIN BIRAKTIĞI İZLER
Ankara’da 9-12 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Trabzon Günleri geride kaldı ama bıraktığı iz öyle kolay silinecek gibi değil. Rakam net: 1,5 milyonu aşkın ziyaretçi.
Ama mesele sadece sayı değil, o kalabalığın taşıdığı duygu. Dört gün boyunca başkentte şunu çok net gördük; Trabzon sadece bir şehir değil, refleksi olan bir yapı.
Yağmur yağdı, yer yer kar kendini gösterdi. Ama ne gelenin ayağı geri döndü ne de o kalabalığın enerjisi düştü. Saatlerce sıra bekleyenler vardı ama kimsenin yüzünde şikâyet yoktu.
Çünkü orada beklenen şey bir ürün değil, memleketti. Ankara’daki Trabzonlular, Karadenizliler ve Trabzonsporlular adeta “biz buradayız” dedi.
Öyle ki başkentte bir etkinlikten çok, Trabzon’un kendisi kuruldu diyebiliriz. Biz de 61saat olarak o atmosferin tam ortasındaydık. Sadece izleyen değil, yaşayan taraftaydık. Anbean aktarmaya çalıştık. Gördüğümüz tablo şuydu: Trabzon, Ankara’da hak ettiği ilgiyi gördü.
Bir parantez de organizasyonun arka planına açmak gerekiyor. Bu işin mutfağında ciddi bir emek var. Başta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu olmak üzere Trabzon Valiliği ve Trabzon Büyükşehir Belediyesinin sürece verdiği destek dikkat çekiciydi. Sadece organizasyon değil, basın tarafında da aynı hassasiyet vardı.
Bu konuda bir teşekkürü borç biliriz. Şunu net söyleyelim: Ankara’da bu kez misafir değildik. Ev sahibiydik. Hem de güçlü bir şekilde. Kısacası bu organizasyon sadece bir etkinlik değil, bir mesajdı. Ve o mesaj yerine ulaştı. Herkes söyler, herkesin ağzındadır ama “Bize Her Yer Trabzon” sözünün karşılığı burada da yerini buldu.
“BURANIN AĞABEYİ BENİM…”
Geçtiğimiz günlerde “Trabzon Günleri birleştirdi” demiştik. İşte o sözün fotoğrafı da Ankara’da net şekilde ortaya çıktı. Aynı masada kimler vardı?
CHP’li Trabzon eski milletvekili Volkan Canalioğlu, Trabzon Büyükşehir Belediyesi eski başkan vekili ve Sri Lanka fahri konsolosu Atilla Ataman, Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık ve Beşikdüzü Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem…
Adres ise Yomra standı. Farklı siyasi görüşler, farklı görevler ama aynı masa.
Üstelik öyle kısa bir selamlaşma değil, koyu bir sohbet. İşte Trabzon Günleri’nin farkı tam da burada ortaya çıktı. O masada en dikkat çeken çıkış ise Canalioğlu’ndan geldi.
“Burada siyaset yok, Trabzon, Trabzonspor ve dostluk için buradayız. Buranın ağabeyi de ben sayılırım. Buranın üzerinden siyaset yapmaya çalışan olursa karşısında ilk olarak beni bulur.” diyerek net bir mesaj verdi. Aslında bu sözler, dört günün özetiydi.
Ankara’da kurulan o masa sadece bir sohbet değil, Trabzon’un siyaset üstü birlik fotoğrafıydı…
KARŞI ÇIKMIŞTI, TEŞEKKÜR ETTİ
Trabzon Günleri’ni açılışından sonuna kadar takip eden bir Trabzon aşığı olan Trabzon Büyükşehir Belediyesi eski başkan vekili ve Sri Lanka fahri konsolosu Atilla Ataman’a ayrı bir parantez açmak gerekecektir.
Trabzon’un il dışında yaptığı organizasyonların artık amacını taşımadığını belirterek bizim gibi o da bu tür organizasyonların kabak tadı verdiğini, birilerine maddi çıkar sağlarken şehrin karizmasının çizildiğini ifade etmişti. Biz de bu sözlerin altına kötü organizasyonlar nedeniyle imza atmıştık.
Ankara’daki Trabzon Günleri programı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Atilla Ataman, açıklamalarıyla organizasyonun fotoğrafını farklı bir açıdan ortaya koydu.
Ataman, buluşmanın muhteşem ötesi olduğunu belirterek, “Ben bu işlerin karşısında olan biriydim. Birileri Trabzon’un ismi üzerinden rant sağlamasına üzülüyordum. Bu şehrin adının geçtiği her organizasyon kusursuz, muhteşem olmalı diyordum. Maalesef son yıllarda çok kötü organizasyonlar yapıldı. İş amacı dışına çıkmıştı. Ama bugün burada, Ankara’da muhteşem ötesi bir tablo var. Benim bugüne kadar gördüğüm en canlı, en heyecanlı, en geniş katılımlı ve en önemlisi içinde sadece köfte, tereyağı değil de kültür ve sanatın da olduğu bir organizasyon oldu.” diyerek etkinliğin klasik bir tanıtım gününün ötesine geçtiğini vurguladı.
Ataman, başta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek Trabzon’un istediğinde her şeyin en güzelini yapabileceğini bir kez daha göstermiş olduğunu ifade etti.
KTÜ ŞAPKALI REKTÖR
Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Hamdullah Çuvalcı, şehirde düzenlenen etkinliklerde sergilediği sade ama anlam yüklü bir detayla dikkat çekiyor. Katıldığı programlarda başından eksik etmediği “KTÜ” yazılı şapka yalnızca bir aksesuar değil; kurumsal aidiyetin ve temsil sorumluluğunun güçlü bir sembolü olarak öne çıkıyor.
Trabzon’un sosyal, kültürel ve akademik hayatına yön veren organizasyonlarda sıkça görülen Çuvalcı, bu tercihiyle üniversitesini adeta her ortamda görünür kılıyor.
Rektör Çuvalcı’nın bu yaklaşımı, günümüzde kurum kimliğinin sadece tabelalarda değil, yöneticilerin duruşunda ve davranışlarında da hayat bulduğunu gösteriyor. Küçük bir detay gibi görünen şapka, aslında büyük bir iletişim dili kuruyor; KTÜ’nün adını sokakta, meydanda, etkinlik alanlarında dolaşıma sokuyor.
Bu yönüyle Çuvalcı’nın tercihi, bir yöneticinin kurumuna duyduğu bağlılığın somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Tüm kurum yöneticilerine bu davranış örnek olmalıdır.
TRABZONSPOR’UN RAHMİ KOÇ’U NEDEN YOK?
Dün gözler Beşiktaş kongresindeydi. 25 milyar TL gibi akıl almaz bir borç açıklandı. Hâliyle İstanbul kulüplerinin bu borçlarla mücadele edemeyeceği konuşulsa da camiaların büyüklüğü bir kez daha ortaya çıktı.
Tıpkı geçtiğimiz sene Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın yaptığı gibi Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı da iş insanlarına çağrı yaptı. Adalı’nın bu çağrısına anında Rahmi Koç’tan yanıt geldi. Koç, Beşiktaş’ın bu çağrısına hiç düşünmeden toplamda 1 milyar 600 milyon TL gibi büyük bir destekte bulundu. İki sponsorluğun parasını peşin olarak Beşiktaş’a verdi. Adalı da bu parayı Bankalar Birliği’nden çıkmak için kullanacak.
Trabzonspor’da ise durum çok farklı. Camiada sözü geçen eski başkanlar ve yöneticiler destek olmak yerine mevcut localarını iptal etti. Sponsorluk konusu ise hiç gündeme gelmiyor.
Basketbol birimi iki senede inanılmaz işler başardı ve Avrupa yolculuğu kesin. Sponsorsuz bir şekilde yılı geçirdi. Keza bu sene Trabzonspor kadın voleyboluna girmeyi planlıyor. Ancak eğri oturup doğru konuşalım; sadece Başkan Doğan’ın bu yükü tek başına alması ne kadar doğru ve nereye kadar gidebilir? Sonuçta o da sekiz yıldır bu işi sırtlamış götürüyor. Bir noktada o da pes edebilir.
Tam da bu noktada kamuoyunun tek ses olması ve yeni sezon öncesi topyekûn birliktelik ortamı sağlaması gerekiyor. Çünkü Trabzonspor’un mevcut yönetimi, teknik direktörü ve futbolcuları oldukça başarılı. Bu başarının sürmesi için ekonomik refah gerekiyor. Bunun için de camianın ağır toplarının devreye girmesi şart.
KADIN VE ÇOCUK TARAFTARLAR DAVET EDİLMELİ
Evet, Alanya beraberliği tüm umutları zedeledi ama hâlâ matematiksel olarak şans devam ediyor. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin bir maçı var. Bu maç aslında dönüm noktası olacak ancak kulüpte moraller düşük.
Her ne olursa olsun böylesine bir maç kazanılmalıydı.
Tüm bunlar bir yana, Trabzonspor’un hafta sonu Başakşehir ile ligdeki konumunu netleştirecek bir maçı var. Hâliyle tüm tribünler cezalı. TFF’ye başvuru yapıldı ancak sonuç alınması oldukça düşük bir ihtimal. Daha önce geri dönen bir ceza görülmedi.
Maçın dolması için taraftarın ücretsiz alınması gündemde. Diğer seçenek ise kadın ve çocuk taraftarların davet edilmesi. Bu kitlenin maça gelişi için özel bir organizasyon sağlanabilir.
Trabzonspor, sisteme karşı duruşu için mutlaka o stadyumu doldurmalıdır.