Trabzonspor'un parlayan yıldızı Christ Inao Oulai bordo mavili takıma transfer sürecinden kulüpteki günlerine kadar dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Çocukluğunla başlayalım, nasıl geçti o günler? O dönemlerde neler hayal ediyordun ve futbolla nasıl tanıştın?

Futbola ülkem Fildişi Sahili’nde çok küçük yaşta başladım. Yapabileceğim en iyi işin çok sevdiğim futbol olduğuna o yaşlarda inanmıştım ve o yüzden kararlıydım. Birçok anlamda zorluk yaşıyorduk ama mücadele etmekten hiç vazgeçmedim, hep umut doluydum. Hayalim üst düzey bir profesyonel futbolcu olmaktı ve bu yolda ilerlemek için çok çalışıyorum. Hâlâ genç bir oyuncuyum, en iyisini başarmak için zamanım var.

Başka kulüplerin de ilgisi vardı ama kararını Trabzonspor’dan yana verdin. Verdiğin bu karar sürecini, öncesi ve sonrası ile değerlendirir misin?

Trabzonspor projesi, benim için değerli bir projeydi çünkü benim gibi birçok genç oyuncuya sahiptiler. Gençlere güveniyorlardı. Direkt olarak bu fikir hoşuma gitti. Teklifi öğrendiğimde ve bu projedeki kararlılıklarını gördüğümde, imza atmam zor olmadı. Ve buraya geldikten sonra ne kadar doğru bir tercih yaptığımı daha iyi anladım, mutluyum.

Fildişi Sahili Milli Takım Teknik Direktör Emerse Fae senin için, ‘Başkalarından önce olayları gören teknik bir orta saha oyuncusu’ açıklaması yaptı, bunu nasıl değerlendirirsin?

Milli takımda olmak çok büyük bir gurur. Üzerine milli takım hocasının da böylesine övgüleri beni çok motive etti, gurur duydum. Çok mutluyum çünkü o gerçekten iyi bir teknik direktör, aramızda baba-oğul, abi-kardeş gibi bir ilişki var. Böyle düşünmesi beni çok mutlu ediyor.

Etrafına her zaman mutluluk katıyorsun, pozitif bir insansın. Bu enerjin ile ilgili neler söylersin?

Tüm Fildişililer böyledir, her zaman ortama iyi bir enerji getiririz. Fildişi Sahili’nde de bu tarz şeyler çok sık görülür. Bu neşeli ruh hali benimle birlikte Trabzon’a geldi.

Maç içinde seni en çok ne kızdırır?

Rakibin kendini yere atmasını sevmiyorum. Faul yoksa yoktur. Ama yere atlayıp sahada rol yapıyorlar. Bunu sevmiyorum.

Trabzon, futbolla yatıp kalkan bir şehir. Buradaki taraftar sevgisini senin futbolunu nasıl etkiliyor?

Evet, bu çok etkili oluyor çünkü onları statta görmek fikri bile beni motive ediyor. Çok mutluyum çünkü bize güç veriyorlar, tezahürat ediyorlar ve bunu seviyorum. Arkamızdaki o itici enerjiyi gerçekten çok seviyorum.

Fildişi Sahili’nden Fransa’ya, oradan Trabzon’a... Buranın yaşam tarzı, iklimi, mutfağı ve insanı seni şaşırttı mı? Alışmakta en çok zorlandığın şey ne oldu?"

Başlangıçta zordu çünkü ülkem Fildişi Sahili’nde hava bu kadar soğuk değildir. İklim çok iyidir ve bu benim açımdan çok ideal. Buraya geldim, hava birazcık soğuk. Yemekler de farklı. Ama sorun değil, uyum sağlamayı başardım. Artık alıştım.

Süper Lig, fiziksel temasın ve ikili mücadelelerin çok yoğun olduğu bir lig. Kendi fiziksel gücünü bu ligin sertliğiyle nasıl kıyaslarsın?

Hayır, aslında zor değil çünkü fiziksel teması seviyorum. Agresifliği gerçekten seviyorum. Bu lig bana uygun. İyi gidiyor, bunun üstesinden geliyorum.

Kendini en çok hangi alanda (şut, uzun pas, savunma yerleşimi vb.) geliştirmek istiyorsun?

Şut! Çünkü böylece daha fazla gol atarım. Evet, vuruşlarımı daha da geliştirmek istiyorum ve bunun için çalışıyorum.

Afrika’daki küçük çocuklar için şu an kahraman adaylarından birisin. Senin gibi genç yaşta yurt dışına çıkmayı planlayan Afrikalı genç oyunculara en büyük tavsiyen ne olurdu?

Ben asla pes etmedim. Benim gibi genç Afrikalı kardeşlerime söyleyebileceğim şey de bu: Asla pes etmeyin. Her zaman pozitif olun, çalışın ve her zaman dua edin. Tanrı’yı her şeyin önüne koyun.

Futbolda işlerin bazen ters gittiği, kötü oynadığın veya mağlubiyetlerin olduğu dönemler kaçınılmazdır. Böyle anlarda motivasyonunu nasıl koruyorsun?

Önce eve giderim. Yemek yerim ve yemek yerken babamı ararım, o beni teselli eder. Sonra da her şey geçer gider. Hemen bir sonraki maça odaklanırım. Ben ağlayan biri değilim.

Kendi futbol stilini, oyun görüşünü nasıl tanımlarsın?

Ben mücadele eden, korkusuz, teknik bir oyuncuyum. Temaslı oynamayı severim. Sahada zaman zaman biraz da şakacıyımdır.

Fildişi Sahili futbolu dünya futboluna Yaya Toure ve Drogba gibi dev isimler armağan etti. Bu miras senin için bir özgüven kaynağı mı?

Evet bu bana güven veriyor çünkü onlar da benim gibi insanlar. Üstelik bunu başaranlar Fildişili olunca, ‘ben de neden bir kulübün idolü ya da efsanesi olmayayım?’ diye düşünüyorum.

Önce A Mili Takım’a yükseldin, ardından Afrika Uluslar Kupası’nda forma giydin. Kısa sürede aldığın bu yol sana neler hissettiriyor? Ayrıca Gabon karşılaşmasında ‘Maçın Adamı' ödülü aldığında neler hissettin?

Bu büyük bir gururdu çünkü 2 yıl önce sadece bir taraftardım, mahallemde evimdeydim. Sonra kendimi Afrika Uluslar Kupası’nda oynarken buldum. Ardından maçın oyuncusu seçildim. Bu ödülü aldığımda gerçekten büyük bir gurur yaşadım. Onu doğrudan aileme, anneme ve bana inanan herkese adadım.

Bir açıklamanda, “Futbolcu olmasaydım matematikçi olurdum” demiştin. Matematiğe olan ilginin saha içindeki geometriyi çözmende yardımcı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Matematik; hayatın her alanında yanımızdadır, problem çözmeden planlamalara, her türlü konuda doğru kararlar vermemizi sağlayan bilimdir ve ben bu bilimi çok seviyorum. Evet, bu ilgim sahada da bana yardımcı oluyor, sık sık hesap yapıyorum. Mesafeyi ayarlamayı, topu nasıl aldığımı ve nasıl vereceğimi hesaplamaya çalışıyorum. Tüm bunlarda matematik yardımcı oluyor. Olayın özü aslında şu: Gençler, okula gidin. Eğitim çok önemli, faydası inanılmaz çok.

Boş zamanlarında neler yaparsın? Christ saha dışındaki sakinliğini neye borçlu?

Şaşırtıcı gelebilir ama boş zamanlarımda çok bir şey yapmam. Dışarı çıkmayı pek sevmem, evde kalmayı severim. Boş olduğumda evde olurum. Telefonumla ilgilenirim. Arkadaşlarımla ve ailemle konuşurum. Bazen arkadaşlarımı buraya getiririm, evde birlikte vakit geçiririz.

Henüz çok gençsin. Kariyerinde 'Bunu başarmadan futbolu bırakmam' dediğin o en büyük kupa veya başarı nedir?

Futboldaki en büyük hayalim hiç değişmedi: Oynadığım kulüple Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak ve ülkeme, Fildişi Sahili’ne bir Dünya Kupası getirmek.

Trabzon'un genelde yağmurlu havası, diğer yandan Fildişi'nin sıcak güneşi. Hangisi senin için daha ideal?

Fildişi Sahili’nin güneşi biraz özeldir. Hawaii gibi. Sıcak güneşimizin altında gerçekten güzel yaşarız, çok keyiflidir.

En çok sevdiğin Türkçe kelimeler!

“Gel oğlum.” Bu benim favori kelimem. Hoşuma gidiyor.

En sevdiğin Türk yemeği?

Yemek isimlerini pek bilmiyorum ama özellikle kebabı seviyorum. Gerçekten çok lezzetli, çok hoşuma gidiyor

Maçtan önce dinlediğin favori şarkı/tür?

Fransız bir rapçi var; Rvfleuze. Sürekli onu dinliyorum. Maçlardan önce şarkıları beni motive ediyor. Kulaklıklarımı takar sahaya çıkarım zaman zaman. Bana biraz cesaret, güç veriyor

Geçmişten günümüze tarihin en iyi 11’i?

Neuer,

Marcelo, Thiago Silva, Sergio Ramos, Carvajal,

Busquets, Pedri, Vitinha,

Neymar, Messi, C. Ronaldo.

Teknik Direktör: Fatih Tekke.

Kaynak: Trabzonspor