Tribünlerin sevgilisi, şampiyonluk hikâyesinin en güçlü karakterlerinden biri olan Tony Nwakaeme için yolun sonu görünüyor. Bu bir veda mı, yoksa rol değişimi mi; işte asıl mesele burada düğümleniyor.


Gerçeği eğip bükmeye gerek yok. Sahadaki görüntü her şeyi anlatıyor. Nwakaeme’nin 90 dakikayı çıkarması artık bir mucize. Bunu sadece taraftar değil, teknik ekip de net şekilde görüyor. Fizik gerçekliği, zamanın acımasızlığıyla birleşmiş durumda. Fatih Tekke’nin bu bölge için daha atletik, daha dinamik bir oyuncu talebi var ve bu talep futbol aklının doğal bir sonucu.

Öte yandan Trabzonspor’un eli kolu da serbest değil. Yabancı kotası ağzına kadar dolu. Sikan’ın gidişiyle tablo netleşti, mecburi ayrılıklar kapıya dayandı. Yönetim, teknik heyet ve planlama masasında tek bir ortak nokta var: Mevcut yapı bu şekilde sürdürülemez. Bu denklemde Nwakaeme ile yolların ayrılması güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor.
Ancak mesele sadece “ayrılık” değil. Kulüp içinde ceza alan bir isim var ve oluşan bu boşluğun, saha dışında Nwakaeme ile doldurulabileceği konuşuluyor. Yani Trabzonspor, efsanesini tamamen kaybetmek yerine başka bir rolde tutmanın yollarını arıyor. Peki Nwakaeme bu teklife ne der? Bu sorumluluğa hazır mı? Kenarda, soyunma odasında, gençlerin arasında liderlik yapmayı kabul eder mi? Bunların hepsi şimdilik büyük birer soru işareti.

Şu bir gerçek ki; gerek şampiyonluk sezonunda, gerekse ikinci Trabzonspor döneminde Nwakaeme’nin kenardaki heyecanı, soyunma odasındaki enerjisi hep dikkat çekti. Maç oynamasa bile oyunun içindeydi. Bu, herkesin sahip olmadığı bir özellik.
Trabzonspor bugün bir yol ayrımında. Duygularla mı hareket edecek, akılla mı? Yoksa her ikisini aynı potada eritip yeni bir model mi oluşturacak? Önümüzdeki hafta tablo daha da netleşecek gibi görünüyor. Ama şurası kesin: Bu hikâye, basit bir “giden oyuncu” hikâyesi değil. Bu, bir dönemin nasıl kapatılacağına dair bir sınav. Ve Trabzonspor’un bu sınavdan nasıl çıkacağı, geleceğe dair çok şey söyleyecek.